TRACK 4: TEL SARAR OĞLUM TEL SARAR TEL BULAMAZSA NE SARAR

20120906-175410.jpg

1 Eylül Dünya Barış günü geldi de geçti bile. Eylül çok sabıkalı bir ay zaten. Daha birinci gününden başlayarak sürekli önemli olaylara sahne oluyor:

1 Eylül: 1922’den beridir Dünya Barış günü olarak kutlanıyor. Aynı zamanda Etiyopya’nın 1961’den 1991’e kadar süren savaşının başladığı ve Özbekistan’ın bağımsızlığını kutladığı gün.

2 Eylül: Vietnam ulusal günü.

5 Eylül: Hindistan’da Öğretmenler günü.

6-7 Eylül: 6-7 Eylül 1955’te İstanbul’da yaşayan öncelikle Rum olmak üzere azınlıklara yönelik tahrip ve yağma hareketinin yapıldığı günler.

7 Eylül: Brezilya’nın bağımsızlık günü.

9 Eylül: İzmir’in düşman işgalinden kurtulduğu gün.

11 Eylül: New York’taki ikiz kulelerin saldırıya uğradığı gün.

12 Eylül: 1980 darbesinin yapıldığı gün.

16 Eylül: Malezya günü olarak kutlanıyor. Sabah, Sarawak, Singapur ve Malaya’nın Malezya federasyonu olarak bir araya geldiği yıl 1963. 16 Eylül aynı zamanda Meksika’nın bağımsızlık günü.

25 Eylül: Mozambik devriminin kutlandığı gün.

1 Eylül babamın doğum günü aynı zamanda! Ve Şule Ablamızın kızı Beril’in evlendiği gün.

20120906-175433.jpg
Babamı bu yazımdan; Beril’in kızkardeşini LORÈAL PARIS MISS TURKEY 2011 başlıklı yazımdan tanıyorsunuz: Ankara hukuk öğrencisi Deniz. Çocukluğunu bildiğimiz artık kocaman birer kız olmuş bu şekerlerden biri dünya evine girdi ve ben orada olamadım. Yeni evli çifte burdan mutluluklar diliyorum. Evliliğin acı olmayan tüm yönleri ve zamanı gelince de meyveleri ile donatılırlar inşallah…

Buraya kadar tamam da başlık ne alaka? Tel saran kim? Kimin başına sarıyor?

Babama sormuş idim “Baba din nedir?” diye. Cevaplarını hep beraber okuduk.

Dini paket paket yaptık, geçen Ramazan ayında Somali’ye gönderdik. N’oldu? Fatma Teyze’nin parası Fatima’ya ulaştı mi? Hayır.

Denize düştük, deniz fenerlerine sarıldık. N’oldu? Zenginden alıp fakire vereceğiz diyerek Robin Hood’çuluk oynayan din sömürgecileri açlığı, yoksulluğu bitirdi mi? Hayır.

Eşek sattık dost bulacağız diyerek memleketin karış karış toprağını, gram gram madenini, mililitre mililitre memba sularını sattık. Satın alan memleketlerin Anadolu topraklarını parçalamaya yönelik hırsları son buldu mu? Hayır.

Başımızdakiler başımıza çorap ördüler, tel sardılar, 10 yılda
örülen demirağlardan daha çok yol yaptılar. Yola asfalt bulamayınca mucur serdiler, bayram seyran demeden trafik canavarı kisvesi altında can aldılar. Velhasıl bitmek bilmeyen terörle 10 yılda yetiştirilen 15 milyon gencin torun torbasını bırakmadılar, teröre kurban verdiler.

Dayanamadım. Corç Kuluniyi’nin seçinlerde Obama yararına para
toplamak için verdiği yemeğe gideceğim. Gideceğim ki Obama seçimleri kazanamazsa ve bizimkiler tel bulamazlarsa başımıza Pensilvanya’dan ithal dikenli tel mi saracaklar, onu soracağım.

Gel gör ki “Baba aşk nedir?” gibi basit bir soruya bile cevap alamadığım babama Amerika gezimi nasıl anlatacağım?

20120906-203103.jpg
Buyrun yukarıdaki yazıdan yakın:

3 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. hamuş dedi ki:

    öncelikle ben de yeni evli çiftimize mutluluklar diliyorum. eğer beraberce isterlerse mutlaka ona kavuşacaklardır..
    gelelim sana..peki tuğbacığım..seni ne mutlu edecek bu hayatta! mutsuz eden şeylerin neler olduğunu yazılarından takip edebiliyorum.. ama seni mutlu edecek şey ne? bu şartlar altında mutlu olamazsın belki ama bir nebzecik huzuru verecek şey ne?
    iyilik yapma hissi mesela… iyi gelebilir mi sana? biraz sevmek biraz sevilmek? biraz anlaşılmak biraz hoşgörülmek?
    kendi adıma söyleyeyim. muhtaç olana yardım etmek hissi benim ruhumda bir ferahlama yaratıyor. çevremde benim gibi düşünen insanlar olduğunu bilmek hissi de beni rahatlatıyor. aldatıldığımı düşünmek istemiyorum, birilerinin sülük gibi yardım paralarını emdiğini bilmek istemiyorum. ruhumun karanlıklara sürüklenmemesi için tutunduğum bu dalların elimde kaldığını düşünmek istemiyorum. bir iyilik ve güzellik sarmalının içinde olmak istiyorum. aslında muhtaç olanın ekmeğe suya ihtiyacı olduğundan daha çok ruhumun iyiliğe ve güzelliğe ihtiyacı var. bu çetrefilli karanlık yolda ruhumun bir fenere-ki bu fenerin deniz feneri ile uzaktan yakından alakası yok- ihtiyacı var. işte bu fenerin adıdır din! mutluluk ve huzur oyunudur din! içinde bir şeyler eksik diyenin dolgu maddesidir din! inanan için Yaradan’a giden yolun haritasıdır din! yalnızlar için yalnız olmadıklarını bilme hissidir din! babana sorma dinin tanımını, herkese göre değişir. sen kendi tanımını yazdığında huzura ve mutluluğa giden yolun aydınlanacaktır..

  2. hamuş dedi ki:

    ruhumun yemeği aşı! derdimin dermanı ilacı! varlığımın sebebi amacı! yürek kıyasıya yaşamalı aşkı! ( bence aşk bu)

  3. burcu dedi ki:

    eylül ayı içindeki bütün önemli olaylar yazılmış da, 26 eylül atlanmış sanki….torun torba, ana ata, yedi cet kutlamaya geleciik inşallah….

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s