MASALIN GÖLGESİNDE BİR YÜZLEŞME: SAFRANBOLU’DA BİN İKİNCİ GECE  

Söyleşi: Nil Ucuzsatar Danışmaz   Sabaha karşı üçte, Safranbolu’nun dar ve sessiz sokaklarında çiçeği burnunda bir gelin kapıyı çarpıp sokağa fırlıyor ve karanlığı yaran bir cümle haykırıyor: “Ben kocamı öldürdüm.” Safranbolu’da Bin İkinci Gece, işte bu sarsıcı anla açılıyor. Ancak roman ilerledikçe bu cümlenin bir suç itirafından çok, hakikatin çatladığı bir eşiğe ait olduğu hissediliyor; gerçek ile sanrı, kader ile... Okumaya Devam et →

BUHARI TÜTEN İNTİKAM 

Birinci gün, Polis Akademisi’nin amfisi:  “Katilin özrü, fikri, amacı, niyeti filan olmaz arkadaşlar. Katil katildir. Canidir. İnsanlaştırmayalım.  Kendimizi onun yerine koymak beyhude bir iştir. Bir manyak sırf bunu yapabildiği için insanları öldürür ve bir de isim kazanır: seri katil! Katilin serisi olmaz! Burası Amerika değil!”  İstanbul Cinayet Şube Müdürü Alçiçek Yıldız, daha cümlesini bitirmeden konferans verdiği amfinin en ön sırasından bir erkek sesi yükseldi:  “Burası Amerika olmayabilir ama siz az önce tüm... Okumaya Devam et →

KURBANIN GÖZÜNDEN POLİSİYE 

İstanbul Eyüp’teki Rami Kütüphanesi’ne gittim. Kadınlı-erkekli neşeli bir grubun önce genel kurul adı altında toplantısını izledim. Sonra da aynı grubun yine aynı yerdeki ödül törenine tanıklık ettim. Mesele şu ki, benim yüzümden toplanıyorlar. Ama benim adımı bile anmıyorlar. Ben kim miyim? Ben işte, ben. O hep yerlerde sürünen, sarı bantlarla yerde bulunuş şekli çizilen kişi, yani kurban. Nam-ı diğer “maktul”.  Bu kadınlı erkekli grup kendilerine Polisiye Yazarları Beraberliği diyorlar. Senede bir, bir araya geliyorlar. Sonra da “Amanın... Okumaya Devam et →

ÖLÜ GELİN 

“Son dakika gelen bir habere göre İstanbul Havalimanı'nın üç numaralı pistinden kalkışa geçmek üzere olan THY 563 sefer sayılı İstanbul-Los Angeles uçağı, kaptan pilotunun pistte yabancı bir cisim tespit etmesi üzerine beklemeye alındı. Bu yabancı cismin bir kadın bedeni olduğu anlaşılınca, uçağın kalkışına başka bir pistten izin verildiği, polise ait ekiplerin çalışabilmesi için üç numaralı pistin derhal iniş ve... Okumaya Devam et →

“SAFRANBOLU’DA BİN İKİNCİ GECE” İSİMLİ ROMAN OLARAK İKİNCİ POLİSİYE OLARAK İLK ROMANIM ÇIKTI!

Karabük-Safranbolu-Eflani üçgeninde geçen 18 yılımda, burada yaşayan halkın bana anlattığı ve benim ilmek ilmek biriktirip roman olsun diye  iplik iplik dokuduğum hikâyelerden oluşan el emeğim göz nurum, Dedektif Dergi’den kalemdaşım Editör-Çevirmen Emel Aslan’ın editörlüğünü, Şair Cenk Kolçak’ın genel yayın yönetmenliğini yaptığı “SAFRANBOLU’DA BİN İKİNCİ GECE” isimli ikinci romanım Duino Kitap’tan çıktı.  “Bebeğin ölü doğdu dediler.... Okumaya Devam et →

DÜNDEN YOLA ÇIKMALI

Yolda giderken sonbaharın göz hafızama sunduğu renk cümbüşünü tekrar görebilmek için bir sene beklemem gerekecekti.
 Yazmakla bitecek gibi değil. İyisi mi, dünden yola çıkmalı.

DÜNYAYA MEKTUPLAR: SAYIN TRUMP

Biz kadınlar içimizde magma gibi kaynayan bir güce sahibiz. Bunu bildiğiniz için bizi toplum hayatında geri plana itmek hatta toplumdaki yerimizi silmek istiyorsunuz. Ama bir kadının içindeki yanardağ, bir krater ağzı bulup taşmayagörsün o zaman onun önünde asla duramayacağınızı biliyorsunuz. Derler ki “Başarılı bir erkeğin arkasında her zaman bir kadın vardır.” Ama demeliler ki: “Başarılı bir kadının arkasında onun yolundan çekilmiş başarısız bir erkek vardır.”

BİR ŞAİRE ŞİİR YAZILIR MI?

Aramızdan ayrılılışının 10. yıldönümünde saygıyla... Siz, muhtemelen, Hüseyin Avni Cinozoğlu’nun şair ve yazar halini tanıdınız. Ben size onun 'insan’ halini anlatayım. “Müteşairlik taslıyorsun Tuğba” derdi bana. “Senin bu yazdıkların şiir değil.” “Şiir ne zaman şiir olur ki Hüseyin Abi?” diye soracak oldum. Ben soramadan öldü şair. İlk defa bir sinema eleştirim için aramıştı beni. Davudî... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑