Şanslı hamile. Tabii kardan bir adamdan değil. Ama karla oynamayı sevdiği kesin. Bazıları gibi birden çok karı ve birden çok kârı sevmiyor en azından. Teşbihte hata olmaz ise ilerleyen günlerde önce kızımın hamile olmasıyla sonra da anneanne olmamla ilgili hisler paylaşabilirim sizinle. Unutmadan, Şanslı henüz bir yaşını dolduran Golden Retriever köpeğimiz. 'Henüz üç yaşındaaa bir... Okumaya Devam et →
DUVAR
Sabah sabah bilmediğim bir dilde çığırışlarla uyanıyorum. Değişik erkek sesleri, gırtlak nağmeleri Türkçe'den fazla ama Arapça'dan az bu dille birbirlerine bağırıp duruyorlar. Komşu binanın inşaatında çalışan Kürt kökenli işçiler bunlar. Bence binanın dış peyzajına pek de uymayan bir taş duvar işçiliği sergiliyorlar. Komşu bina ile aramıza koca koca taşlardan bir duvar örüyorlar. Hiç Kürt arkadaşım... Okumaya Devam et →
OYUNU VEREN KIZINI DA KAPTIRDI
Seçim sırasında içimize doğmuştu. Bunlara elini veren kolunu da kaptıracak diye. Ama ortamın kaypak güvenilirsizliğinden dem vurmak mı gerekiyor yoksa iktidar adaylarının gerçeklikten uzak gibi görünen vaadlerinin aniden fışkırarak halktan gayrimeşru çocuk sahibi olma yolunda ilerlemesinden mi bahsetmek lazım bilememiştim. Meydanı boş bulmanın ne demek olduğunu şimdi daha iyi görebiliyorum. Bir partinin bir şehirden milletvekili... Okumaya Devam et →
METEHAN : 8 mi 18 mi?
- Anne ya uyuyamıyorum içimde bir sürü müzik geziyor. *** - İnşallah cennette benim sevdiğim şeyler vardır: Bilgisayar oyunu, cips, abur cubur. *** - Sünnetsiz pipimi özledim. *** - Anne ne bekliyoruz? - Anneannen ve deden gelcek. - Yaaa anneannemle dedemi de reçetelerle beraber SGK'ya teslim edelim. *** - Sen hangi Metehan'ımsın akıllı uslu olan... Okumaya Devam et →
MART KAPIDAN BAKTIRDI!
Tarih 3 Mart 2012... Yer Eflani... Bu Metehan... Bu ben... Bu da arabam... Yorumsuz...
BİR KİLO GREYFURT
Bu kısa hikaye 18 Mayıs 1991 tarihli AVNİ dergisinin 'Mizah Öyküsü' bölümünde yayımlanmıştır. Karadantel sokağına en son girerdi hep çöp kamyonu. Çöpçüler gündüzden arta kalan kırık kalpleri süpürürlerken penceresine flüoresan lamba ışığının hala yansıdığı tek bir kişi vardı: Sokağın en pasaklı insanı, bütün o kalp kırıklarını camından aşağı silkeleyen kızdı o. ‘Onu seviyorum’ diyerek yaslandı... Okumaya Devam et →
YEŞİL GÖZLÜ KEDİM TUBUŞ İÇİN GECİKMİŞ BİR GÜZELLEME
SAHNE I (Orta yerde bir TV stüdyosu. Eski tip ama pırıl pırıl bir mikrofon; kordonu yok. Arka planda kemerli çerçeveleri ince çıtalarla bölünmüş pencereler. Görüntü hepsinde aynı, hepsi ışıl ışıl çünkü hepsi Beyoğlu.) Sunucu mikrofonun önünden ve dahi kameranın karşısından kaçar. “Mikrofon benim galiba. Merhaba! Adım, yaşım, nereden aradığım önemli değil. Ben sadece bu dünyada... Okumaya Devam et →
BUGÜN DOĞANLARA İSİM
Aşağıdaki kısa hikaye 14 Mart 1992 tarihli AVNİ dergisinin 'Mizah Öyküsü' bölümünde yayımlanmıştır. Geç kalmış olarak bankanın kapısından girerken "Keşke müdür değil de gece bekisi olaydım" dedi Sevgi Bey. "O zaman sabah işe geç kalma derdim olmazdı." Odasına girdiğinde son kez acı acı çalmakta olan telefonun ahizesini zor kaptı: "Alo Sevgi Hanım'la mı görüşüyorum?" dedi... Okumaya Devam et →
MUTLU SON
IMDb'nin 5.7 puan verdiği sıradan bir Hollywood romantik komedisi aslında. Kendisine ayrılan bir buçuk saatin içinde izleyicisine hüzün, nefret, sevgi, merhamet, aşk ve merak dolu anlar yaşatabiliyor bu filmler. Elbette film sektörü, dünyada savaş sektöründen sonra en çok para harcanan, harcandığı oranda da kazandıran bir sektör. Yatırımcılarının para kaybetmeye asla tahammülü olmadığını bilen yapımcıların, elinde... Okumaya Devam et →
