öpmekSeçim sırasında içimize doğmuştu. Bunlara elini veren kolunu da kaptıracak diye. Ama ortamın kaypak güvenilirsizliğinden dem vurmak mı gerekiyor yoksa iktidar adaylarının gerçeklikten uzak gibi görünen vaadlerinin aniden fışkırarak halktan gayrimeşru çocuk sahibi olma yolunda ilerlemesinden mi bahsetmek lazım bilememiştim.

Meydanı boş bulmanın ne demek olduğunu şimdi daha iyi görebiliyorum.

Bir partinin bir şehirden milletvekili adayı ile el sıkışırken gelmişti aklıma tüm bunlar.

İçeri girdiler. Elimi tuttu:

-Selam, ben bir partinin bir şehirden milletvekili adayı. Daha önce tanışmıştık.
-(Evet hatırlar gibiyim) Merhaba.
-Nasılsınız inşallah?
-(Hâlâ elimi tutuyorsunuz) Teşekkür ederim.
-İyisinizdir umarım.
-(Ve hâlâ elimi tutuyorsunuz, sanırım tah_ neyse) Sizi gördük_öhö öhö…
-Bu da belediye başkanımız Sayın Bilmemkim bizim partiden biliyorsunuz.
-(E artık boş_ben elimi alayım) Şimdi daha iyiyiz.
-Pazar günü bize veriniz.
-Böyle kısa sürerse neden olmasın?
-Pardon?
-Bu sene de yaz gelmedi diyordum.

İktidara talip olan erkeğin en büyük korkusu seçim sonrası iktidarsız kalmak değil, iktidarsızlık sonrası seçimsiz kalmaktır. Ne demek bu?

Daha seçilmeden halkın karşısına kravatsız, takım elbisesiz, yakası bağrı açık bir gömlekle ve altın dişi ‘ting’ diye parlarken, sokak satıcısı süsü verilmiş saçlarını buzağı yalamış model yaptırmış olarak bir el sıkışma anında bile karşısındakine yardım eli değil başka sinyaller gönderiyorsa, bu adam, adaylık maratonuna milletvekilliğinden kazanacağı rant ve ekstra 100 beygirlik güç için katılmıştır. Memleket idaresi, çoluk çocuğun geleceği, ülke kaynaklarının idareli kullanımı, komşu memleketlerle ilişkiler falan hiç umrunda değildir.

Bulundukları şehrin kapalı devre çevresinden büyükşehirlerin supersonik ses ve dedikodu-geçirmez mekanlarına castrol motor yağı gibi kayarlarken benzine zam gelmiş ne gam diyerek devlete ait 2500 motor hacimli siyah arabaların arka deri koltuklarına ceplerindeki viagraları saçmakta gecikmezler.

Büyük şehrin cilveli harikalar kumpanyası her yaş din ırk mezhep ve partiden erkeğe meydanlarda döktükleri dillere karşılık verecek pek çok imkan sunmaktadır kapalı kapılar ardında.

‘Güç bende artık’ diyen He-man gibi gittikleri her yerde kılıçlarını kaldırırken, kılıç-kalkan ekibiyle karşılanan turistler ve özellikle bunların tellalsız muhabbeti tartışılmaz olan Kuzey İskandinav ve dağılmış SSCB ülkelerinden ülkemizi de nasiplendirmiş soğuk bakışlı modellerine diplomatik açılım ile yaklaşarak ÖSYM soru kitapçığı sahteciliğine yatak döşek olmak üzere Türkçe Olimpiyatlarına beraber hazırlanırken bir seçim sonrası pazartesisi uyandığında soluğu seçim bürosunda alması olağandır.

Yine de siz siz olun bu oy dilencilerine elinizi verirken oyunuzu kaptırmayın. Çünkü seçimden önce tencereyi sonra da kapağını veren bu zihniyet, tencere-kapak gibi işbirliği yaptığı sayın candaş medyası ile gözünüzü boyarken ve kiminizin gözünden sürmeyi çeker, kiminizin gözüne mil çeker. Kalanları da at gözlüğü ile bağlayıp kör atın kazığa döndüğü gibi hep kendine uN aKıTaN değirmeni faaliyette tutarken atı alıp Üsküdar’dan, ordan karşıya ve açacakları kanaldan yine karşıya geçerek gitmesi hepinize kara çarşaftan kapak olur da ruhunuz duymaz.

Bir partinin bir şehirden milletvekili adayı ile el sıkışırken gelmişti aklıma tüm bunlar.

İçeri girdiler. Elimi tuttu:

-Selam ben bir partinin bir şehirden milletvekili adayı. Daha önce tanışmıştık.
-(Evet hatırlar gibiyim) Merhabalar.
-Nasılsınız inşallah?
-(Zaten size vermemiştim yine vermem) Teşekkür ederim.
-İyisinizdir umarım.
-(Ama ısrarcısınız memleketin yüzde bilmemkaçı yetmedi mi) Sizi görmeden önce iyiydik_öhö öhö.
-Bu da belediye başkanımız Sayın Bilmemkim bizim partiden biliyorsunuz.
-Şimdi daha iyiyiz.
-Pazar günü bize veriniz.
-(Anamı da alıp gittim ben n’olur nolmaz. Korunsa mıydık acaba bu el sıkışmadan önce?) Böyle kısa sürerse neden olmasın.
-Pardon?
-(İktidar olma gayretine hepimizden gayrimeşru çocuk yapma heyecanı katmışsınız) Bu sene de yaz gelmedi diyordum.
-Haklısınız. Başa gelirsek, yazı bir ay erken getiricez ha ha ha.
-(Ben sizden bi elimi alıyım sandıkta göstercez inşallah) Başa gel/DİN/ve/DEVLET işlerini karıştırmasak.
-Elhamdülillah yaparız istersek.
-(Rabbiniz kıvırlınd dedi sanırım bu sefer) Size göre internet pornodan ibaret, bana göre özgürlük hayatın anlamı. Sen Pensilvanya’ya dua et, ama memleketim laik kalmalı.
-Çok şakacısınız. Kadın mısınız kızdınız mı anlayamadım.
-(Anlayamazsınız, ampul gibi hem kısasınız, hem işlevsiz. Artık energy-saver kullanıyor herkes) Yok kızmadım.

Ama aynı bağın ‘GÜL’ü değiliz biz.

Oyunuzu verdiniz.
Yetmez ama evet dediniz.
Geleceğinizi teslim ettiniz.
Küçük yaşta kızları gelin ettiniz.
Yetmedi okul yasasını değiştirdiniz.
Ama bu gelecek bizim de geleceğimiz.
Bu dağlar taşlar ovalar bizim memleketimiz.

BU MEMLEKET İÇİN GEREKİRSE BU KELLEYİ DE VERİRİZ.