Halil Komutan’ın kim bilir hangi gökyüzünde çektiği bir fotoğraf…

Sevgili Pilot Kardeşim Halil,

Haberini aldığın üzere 24 Kasım 2015 günü Hatay’ın güneyine tekabül eden Türkiye-Suriye sınırında bir Rus jeti düşürüldü. Pilotlardan biri vefat etti. Sen askersin tam koordinatları zaten biliyorsundur, ben sana buradan ukalalık yapmayacağım.

İnanır mısın uçak düştü denilince aklıma hemen sen geldin. Çocukların, eşin yani ailen geldi. Bir uçak düştü denince içinde bir pilot da düşer elbet. Şansı varsa paraşütle atlar, hayatta kalır. Ya da paraşütle atlar, uçağını vuranlarca öldürülür.

Senin de görev icabı helikopterle uçtuğunu biliyorum. Amanın dedim, ya bu Halil kardeşimin başına geleydi, nerelere giderdim ben?

Ne yazık ki cânım memleketimde yetişen yeni nesil, askerî bir uçağın düşmesini, maket uçağa sapan atmakla bir tutuyorlar. Yukarı mahalle çocuklarının, misket savaşında yenemedikleri aşağı mahalle veletlerinin uçaklarını, bir sapan darbesi ile yere çakmasının (çok afedersiniz) “nasıl koyduk ama” havasında herkes. O uçakla birlikte belki bir, belki de iki can gitmiş olabileceği gerçeğinden o kadar kopuk…

Ha belki diyeceksin ki, “TSK subayı değil ki vurulan, neden telaş ediyorsun?”

Demezsin sen öyle, bilirim ben. Çünkü askerlik; savaşta ve barışta, şeref, onur ve haysiyet demektir. Vurulan, düşen, ele geçen, esir düşen askere, önce insan, sonra rütbesine göre asker gibi muamele edilir. Düşen bayrak, hangi ülkenin bayrağı olursa olsun, yerde bırakılmaz, yerden alınır. Biz atalarımızdan böyle gördük, doğru mudur?

Eğer ölen bir Türk subayı olsaydı, TV’lerde boy boy resmini, varsa eşini ve çocuklarını, yoksa annesi ve babasını görecektik değil mi?

Bir Rus olunca ne değişti?

“O uçağın bir Rus uçağı olduğunu bilseydik farklı davranırdık” ne demek?

Eminim ki teakkuzdasınız ama bu yazıyı oku. Hatta bir tek sen oku. Çünkü bu konuda, maalesef sadece sen anlayacaksın beni.

Nasıl bir yeni nesil yetiştiyse günümüze, anlamak şöyle dursun ellerinde savaş klavyeleri, ‘oh iyi oldu’, ‘amanın ne güzel ettik’lerle halay çekiyorlar adeta. Memleketin bu kadar yakınında, hem komşumuz hem müttefikimiz olan bir ülkenin uçağını düşürmüş olmak 90+4’üncü dakikada rakip takıma 0-0’dan gol atmaya benzemez arkadaşlar.

Ben, ölen pilota, Yarbay Oleg Peshkov’a  -neye inanırsa inansın- Allah’tan rahmet diliyorum. Canlı kurtulan 2. pilot Yüzbaşı Konstantin Murakhtin “Türkiye’den bunun intkamını alacağız” demiş olmasına rağmen, ona da baş sağlığı dileyeceğim.

Hata bizimse, elbet büyüklerimiz diplomasinin uygun dili ile bunu anlatır, konuşur, çözerler, umarım.

Çözemezlerse, artık çuvala sığmayan mızrak haline gelen başka hatalarımızı yüzümüze, hatta tüm dünyanın yüzüne vurmak için bekliyor o Rus amca, buradan söyleyeyim.

Sana ve ailene hayırlı geceler diliyorum Sevgili Pilot Kardeşim Halil.

Havalandığın zaman, gelecek güzel günleri ufukta yakalaman ve kuyruğuna takıp bize getirmen temennisi ile…
Kardeşin Tuğba.