20140506-152119.jpg

Bezelye çiçekleri

Size bahçemdeki leylak ağacını, bir karıştan daha küçük olarak diktiğim ama sürgün vermeye başlayan üç gülü, Eflani’deki köpeklerim Kılkuyruk, Akkafa, Kötükulak, Tilkiş ve Kara’yı yazacaktım ki Marquez öldü. Macondo’daki tüm leylak ağaçları ve köpekler, 12 Aureliano’lar, Fermina Daza, Florentina Ariza, Labirentindeki General, gelmeyen mektubunu bekleyen Albay hep öksüz kaldı.

Bence Gabriel García Márquez, sevenlerinin deyimiyle ‘Gabo’ isterdi ki, hiç bir çiçek ve hayvan ondan sebep öksüz kalmasın. O yüzden onun ilk okuduğum kitabı olan ‘Yüzyıllık Yalnızlık’ı elime tekrar almadan ve Kolombiya’daki muz bahçelerinde onun rehberliğiyle bir yolculuğa daha başlamadan önce size leylak ağacımı, köpeklerimi ve diğerlerini anlatmam lazım.

Leylak benim çocukluğumun çiçeğidir. Çocukluğumun betonarme binalar arası tek nefes alma yeri olan Ankara Kurtuluş Parkı’nda çok leylak ağacı vardı, belki ondan. Ama o kokulu ve minik, kendi adıyla anılan renkteki çiçekleriyle gördüğüm zaman yetmişli yıllara dönmemem mümkün değil. Canlı çiçek satan bir yerde kocaman saksılarda yetiştirilmiş leylakları görünce bu yüzden bir tane almadan edemedim. Bahçemin orta yerine dikip beni o mis gibi kokusu ile karşılamaya başladığı zaman henüz yağmurlar başlamamıştı.

Sonra baktım kelebekler pek bir konuyor leylağın çiçeklerine, hesapladım. Eğer kelebeğin ömrü bir gün ise, bu iki saniyeden beş saniyeye kadar değişen kelebek konmaları aslında benim onlara leylak ağacı aracılığıyla tam pansiyon hizmetimdi. Kelebeklerim konaklamaya devam edecekti. Ama…

Eflani’de eczanemin önünde bir çete keşfettim. Çete dediysem yemek bulma çetesi. Masum, mazlum üç adet köpek. Birinin kuyruğu yarım; Kılkuyruk, diğeri Akkafa, öteki de bir kulağı dik diğeri sarkık Kötükulak. Caddenin biraz yukarısında ise, kısırlaştırıp yuvasına geri getirdiğim dişi köpek Tilkiş ve onun erkek arkadaşı(!) Kara yaşıyorlar. Belediye tarafından toplanıp bir yerlere bırakılıncaya kadar her gün çarşıda yemek isteme halindeler benden. Ee ne demişler; kimse kimsenin kısmetini yemez…

Bahçemdeki üç gül fidanı, bir marketten kutuda renkleri belirtilmiş olarak alındı. Hangisi hangi renkti unuttum ama sürgün verdiler. Umarım çiçek açtıklarından bahsetmek de kısmet olur.

Bir de evde bakıp, kısırlaştırıp, tekrar doğduğu yer olan Eflani’ye getirdiğim akıllı kedi Tülüş var. “Kedim” demedim çünkü o herkesin kedisi artık. İnternet kafede her çocukla arkadaşlık edip, her koltukta ayrı ayrı uyuyan bir kedi. Son öğrendiğim ise kütüphaneye de gittiği. Okumayı sevmeyen bizlerin, kendimize hayvanları örnek almamız mı gerekiyor acaba?

Evdeki köpeklerle gezerken neredeyse boyumca uzamış senelik bitki şeklinde yaprakları olan ama çok güzel pembe-bordo çiçek açmış bir ota rastladım. “Bu nedir ki, bir kök istesem komşu verir mi acaba?” diye otların başında çiçeklere bakarken yoldan geçen bir kadın onların bezelye bitkisi olduğunu söyledi. Ömrümde ilk defa bitkisini gördüğüm bezelyenin çiçeklerinin bu kadar güzel olabileceği kimin aklına gelirdi?

İşte ben tam bunlardan bahsedecektim ki Gabo öldü. Raflarımda -neyse ki- okunmuş tüm kitapları ve okunmamış “Anlatmak için Yaşamak”ı ile kitaplar ve ben öksüz kaldık.

Marquez’in bir romanında, işçilere daha iyi şartlarda çalışma sözü veren sendika “Yağmur dinsin, sözleşmenizi imzalayacağız” cümlesini söyler. Paragraf biter. Sayfayı çevirirsiniz. O sayfa şu cümle ile başlar: “Yağmur beş yıl, on ay, otuz bir saat yağdı.” (*)

Kelebeklerim konaklamaya devam edecekti ama burada da o romandaki gibi yağmurlar başladı. Leylak ağacımın tüm çiçekleri döküldü. Artık kelebeklere konaklama hizmeti veremiyorum. Ben yasta, kelebekler yasta.

Yine de Gabriel García Márquez hiçbir hayvanın ve kitabın ondan sebep öksüz kalmasını istemezdi. O yüzden bunları size anlattım ve hep anlatacağım. Her ne kadar yayınevi yazarın satışlarının ölümünden sonra ikiye katlandığını gururla açıklasa da, ben okunmuş kitaplarımı gururla tekrar okuyacağım.

(*) Hangi kitabı olduğunu hatırlayamadığım için alıntılayamadım, aklımda kaldığı gibi yazdım, özür dilerim.

 

20140506-151851.jpg
Tilkiş ve Kara…