16012014_meydan_1

 

Başkan Vergili; “Karabük’ yakışan bir kent meydanı olacak” diyor, 16 Ocak 2014. Fotoğraf kendi sitesinden alınmıştır.  Ben de buradan soruyorum:

“1 Mayıs’ta bile ayak basamadığımız bir meydan, ne zaman halkın meydanı olacak?”

 

‘Artık hep kişisel şeyler yazacağım’ demiştim. Ama bugün 1 Mayıs. 

Sabah Karabük’e iniyorum. Belediye başkanımızın geçen 5 yıllık dönemde yapıp bitirdiği meydan polis çemberi ile halka kapalı. Oysa meydanda kimsecikler yok zaten. Demir-çelik şehrinden ormanlar şehrine ve dünyanın bir türlü kendi aralarında “taksim” edemediği şehre selam gönderiyorum. 

Ankara’daki annem ve babamı telefonla arıyorum. Bugün Recep ayının ilk perşembe gecesi yani Regaip kandili. Annemlere ‘Kandiliniz mübarek olsun’ diyorum. ‘İşçi bayramınız da kutlu olsun.’ Gülüyorlar. Aslında yalan değil. İkisinin devlete hizmeti toplasan 60 yılı aşıyor. İşçi değil memur. SSK değil Emekli Sandığı. Ne fark eder? Fark yaratan zihniyetler utansın. İkisi de bir iş bir hizmet görürken birine işçi diğerine memur diyen, işçi kadının hamileliğini memur kadından farklı statüde tutan zihniyetler…

Halbuki tabiat ana doğarken herkesin eşit olduğunu söyler.  Kanın, aşkı temsil eden gülün kırmızısı ile bayraktaki eşitliğin kırmızısı aynı tondadır. Aşk için dökülen gözyaşları ve eşitlik için dökülen kan… Eşit ağırlıkta değil midir?

Karabük’te kutlama için kurulmuş stantta müzisyen arkadaşlarımı görüyorum. Grup Gecedem. Diyorlar ‘Konsere mi geldin?’

‘Hayır’ diyorum.  ‘Polis barikatlarını aşa aşa pastaneye gidiyorum.’

‘Kalacak mısın konsere?’

‘Yok, bugün kendi işçimin emekçimin doğum günü. Onu kutlayacağız. Eflani’deki eczaneme gidiyorum. Size iyi konserler. ‘

‘Acaba ne çalacaklar ki konserde?’ diye düşünürken akıma rahmetli Cem Karaca geliyor. Kulağımda onun o haşmetli sesi, keşke meydanlara işçisi, memuru, emeklisi, lideri, önderi dolsa da polisiyle, anasıyla bacısıyla halay çekerek kutlanan bir gün olsa diyerek kendimi Eflani yoluna vuruyorum:

 “İşçisin sen işçi kal…”