20140323-180358.jpg

Asırlardan bir asırda ülkelerden bir ülkenin bir Padişahı varmış

Bu Padişah ülkenin her yerinde kendi ismini andırır söylediklerini tekrarlatırmış

Derken günlerden bir gün bu ülkeye vara vara bir Kuşçu varmış

Kuşçunun birbirinden güzel pek çok minik mavi kuşu varmış

Kuşlar o kadar güzel ve o kadar özgürce şakıyorlarmış ki

O ülkede kuş seven herkes evine bu mavi kuşlardan almış

Halk huzur içinde pazara, tarlaya, bahçeye, bostana gideriken

Omuzlarındaki mavi kuşlar da birbiriyle selamlaşıp söyleşiye dalmış

Padişah bir bakmış

Artık kendi ismiyle söylediklerini kimse eskisi gibi anmazmış

Küplere binen Padişah bu kuşu getiren Kuşçu da dahil besleyen herkese savaş açmış

Memlekette kuş yemini yasaklamış

Bütün kuş kafeslerini kırmış atmış

Halk kuşlara kendi ekmeğinden koparmış

Birlokma ekmek fakir halka yetmiş de artmış

Daha da sinirlenen Padişah ‘Tiz bu mavi kuşların en büyüğünü bulup bana getirin’ diye ferman salmış

Bulup getirilen büyük mavi kuş hiç durmadan

‘Padişahım en büyüksün, Padişahım en büyüksün’ diye tekrarlayınca

Bizim Padişahı bir mutluluk sarmış

Tamam deyip adamlara birer kese altın atmış

Fakat bir gün o mavi kuş bir ses duymuş donakalmış

Meğer ki o duyduğu ses müminleri Cuma namazına çağırmak için

Minareden ‘Allahu ekber, Allahu ekber’ diye seslenen hocaymış

Üç gün düşünmüş taşınmış kuş beyniyle şaşakalmış

Çünkü bu büyük mavi kuş kendisine söylenenden

Başkasını bilemeyen bir papağanmış

Kim ki bir kuş deyip geçmiş bilin ki o hata yapmış

Kuş ne demiş dinleyince duyan şaşmış duyan kaçmış

‘Padişahım en büyüksün demiştim ya ben hep sana

Böbürlenme Padişahım senden büyük Allah varmış’