20140317-002137.jpg

Devir değişti. Artık halk yöneticileri yaptıkları değil, yapamadıkları üzerinden yargılıyor.

“Bize verdiğiniz her oy size yol, su, elektik olarak geri dönecektir” söylemi sanırım 50’leri, 60’ları, 70’leri, 80’leri ve hatta 90’ları doyurdu. Ama artık sene 2014.

Bir belediye “Asfaltınızı güle güle kullanın” diye pankart astığı zaman komik oluyor. “Kapımın önünün toz toprak olması zaten sizin ayıbınızdı. Bir de onu örttüğünüz için oy mu vereceğim size?” diye soruyor vatandaş.

Haklı da. Padişahlık yönetiminden feyz alarak milleti teba olarak görüp, verdiği hizmetleri de lütuf olarak dağıtma eğiliminde olan yönetimler kaybetmeye mahkum.

Çünkü artık yollar kısa, uçaklar ucuz, Ankara, İstanbul daha bir yakın Anadolu halkına. İnsanlar artık yol değil otoban, su değil kaliteli su, elektrik değil internet istiyorlar şehirlerine.

“Nohut oda, bakla sofa” deyimiyle everilen babaannelerin torunları artık sobalı evlere gelin olmak, çöp konteynırları ile kirlenmiş çocuk parklarında çocuk büyütmek istemiyorlar.

Büyük oğullarını ekmek almaya yolladıklarında, aç kalmış sokak köpeklerinden onları korumak zorunda kalmak istemiyorlar.

Hepsinden önce delikanlılar, evlenebilmek, yuva kurabilmek için askerden gelince memleketlerinde işsiz kaldıklarından gurbet ellerde üç kuruşa çalışmak istemiyorlar.

Demem o ki, seçim günü artık, yaptıklarınız değil yapamadıklarınız üzerinden yargılanacağınız bir mahşer günüdür. Ne istediği kadar ne istemediğini de bilen halkımın sürekli lütfedilerek kafasına kakılan hizmetleri beğenip beğenmediğini gösterme günüdür.

Köylü kasketini atıp takım elbise kravat giyince beyliği beylik olanı değil, ayağının çamurundan utanmadan bizim atamıza katılacak olanı seçme günüdür.

Seçime çeyrek kala yurdumun en küçük köyünden en büyük şehrine tüm yönetici adaylarına kolaylıklar diliyorum.

“Hayırlınız hanginiz iseniz o kazansın” diyorum.