2010_04_10_09_50_25pdf012.1273429427– Aman yavrum el öpenlerin çok osun. Pek de güzelmiş maşallah!

– Hoş geldiniz teyzeciğim. (böööaaark sıkmış parfümü sıkmış parfümü az kaldı teneffüs yollarımdan oluyordum!)

– Maşallah eli de pek işe yakışıyor. (şangırtttt tak tak tak dan dik don dik dommm) Ehem isteyeni de pek çoktur diyecektim ya neyse…

– (Hay şom ağızlı kadınnn) Aaaannneeeeee! Meraklanma sadece çay tepsisi, kristal bardakların ve bardak altlıkların TSE damgalarına bakıyordum. Dont vöri bi hepi canım!

– Ay yabancı bişiler söyledi galiba! Yoksa sizin kız da mı internetten yabancı dil öğreniyor?

– Yok canım kızım Anadolu lisesini bitirdi.

– Anadolu’nun neresinde okudu yani?

– Ay öyle değil. İngilizce eğitim veren lise yani.

– Abya sizin okulda öyyetmenley de mi İngilişçe?

– Hıaa? Nö?

– Abya İngilişçe Bismiyyahiyyahmaniyyahim ne demek?

– (Lan çocuk sıkmıyım ümüğünü çekil git yoksa senin de kalite kontrolünü yapıcam fena olucak bak!) Ay ne şirin şeyler hadi oturun da size pasta veriyim.

– Abya İngilişçe paşta ne demek? Miki Faye’nin kulüp evi nasıl deniyoy? Pepe İngilişçe konuşabiliy mi? İngilişçe Tüyküm, doğyuyum nasıl deniy?

– (Ahan da şimdi yandın işte!) Aman teyze bunu dövün siz. İşkence filan yapın. Ufacık boyuyla ‘Andımız’ı söylüyor. Bilmem ki nerden öğrenirler?

– Ehi ehi. Kem küm. Gel bakıyım buraya sen. Ben sana evde gösteririm elalemin evinde ‘Andımız’ı okumayı. Akşama babana söyleyince seni polislere teslim etmezse iyidir. Keh keh ay ne diyorduk?

– Türküm, doğruyum, pardon çay alır mıydınız diyordum?

– Tabii yavrum aman açık olsun ülserim var da. Eh artık doktor olunca bize bakarsın değil mi?

– Bu kiloyla o kadar yaşamazsınız ama…

– Aman kızım o nasıl söz, kıh mıh mıh. Allah muhtaç etmesin Sevim Hanım ama kızım eczacılığı kazandı tıbbı değil. Eh n’olucak o da doktor yarısı eder. Eczacılar olmadan doktorlar hiç boş valla.

– Tabii canım ikisinin de giydiği beyaz önlük. Hem kızımızda tam eczacı hanım tipi var. Keh keh.

– (Höst yani ha devekuşu ha zürafa n’olucak ki ikisinin de boynu uzun) Sizin kızınızda da profilden fen fakültesi tarla bitkileri bölümü öğrencisini tipi var ama cepheden tam zihinsel engelli__ler öğretmeni yani. Keşke yollasaydınız.

– Öhü öhü. Şey hık mık yani sizin kızınız da sınava girse o da kazanırdı demek istiyor.

– Ya ya. Ama olsun kız dediğin evde oturup iş güç öğrenmeli biraz. Yemek, temizlik, ütü. Pantolonları bıçak gibi ütülemeli. Yoksa iki günde geri yollarlar ne biçim beceriksiz kızmış diye.

– Öyle şey yok Canan Hanım. Ben kızımı okulu bitirip eline ekmeğini almadan kimseye vermem hem varacağı koca da kızıma öyle ütü falan yaptırmamalı. Ayıp değil mi sen büyüt besle bir de meslek sahibi yap evlendir, o sabahtan akşama kadar ütü yapsın!

– Ay tabii hayatım. Hele bir eczacı olsun da elini öpen alsın di mi?

– Tabii bitirir okulunu açar eczanesini. Bir de bakarsın kapısında şöyle uzun boylu bir mühendis filan. Kikir kikir.

– Belli mi olur ayy? Gönül bu. Ona da konar buna da.

– (Şirret karı kendi kızı nötür damın kamberiylen evlendi diye kısmetime göz dikti bak) Şey aslında ben pek eczane açmay_

– Ne fark eder kızım? Hastanelerde fabrikalarda iş dolu yeter ki sen bitir. Hem belki okulundan biriyle anlaşırsın. O açar bir eczane sen evinin hanımı olursun.

– (Haa ben de enayiydim dört yıl kafa çürüt, dirsek patlat, sonra evde otur) Amaaan anne ben asıl yazmak isterdim! Yazar olmak yani!

– Niheaaa?

– Hııöö? Ne dedi o?

– Yazmak dedi kıız, yazar dedi galiba?

– Ayol başımıza komuniz olacak, hapisanelerde çürüyecek, sokaklarda kurşunlanacak, kitapları basılmadan toplanacak, dokunan yanacak!

– Hay akılsız kadın ne verirsin ki kızını okullara yok Anadolu okuluymuş, yok Avrupa okuluymuş hepsi aynı işte.

– Otursaydı ya evinde. Uygun bir kısmet çıkardı şöyle durumu iyi, verirdin giderdi. N’apıcan boyunu posunu damadın koynuna mı alacan tööbe tööbeee!

– Benim şuncaaz oğluma kusur buluyo bir de! Kesin bu çapulcu öğretmiştir çocuğa ‘Andımız’ı filan!

– Yok ben bir dakika daha kalamam burada. Neme lazım pastanın içinden gaz maskesi filan çıkar!

– Tabii tabii! Kısıra da acı biber gazı kattım zaten. Haydi teyzem yaylanın siz ayağa kalkmışken…

– Ayy hem çapulcu hem terbiyesiz!

– Haydi Ayşe Hanım. Biz sizi görmedik. Kızının yazmak istediğini falan da duymadık. Eğer kabul ederseniz sizin iyiliğiniz için bir daha görüşmeyiz. Bu arada siz ya da ailenizden biri yakalanacak olursa biz sizi tanımadık, görmedik.

– Ay kalsaydınız daha üzerinde ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ yazan pastadan yiyecektik!