20121108-133310.jpg

Orhan Gencebay, arabesk müzik olarak adlandırılan müziğini “Yanlıştır ve eksiktir” diyerek reddedip “Serbest Türk Müziği”, “Özgür Türk Müziği” ya da “Gencebay Müziği” gibi kavramlarla adlandırıyor. Bu bir Vikipedi bilgisi.

Müziğe altı yaşında başladığını öğrendiğimiz Gencebay’ın çaldığı bilinen enstrümanları sırasıyla yazarken bile hayrete düşüyor insan: Keman, mandolin, bağlama, tambur, tenor saksafon.

1966 yılında TRT İstanbul Radyosu sınavlarını iftiharla kazanıp Türkiye çapında yapılan bağlama çalma yarışmasında Arif Sağ ve Cinuçen Tanrıkorur ile birlikte derece alıyor. TRT İstanbul Radyosunda on ay bağlama sanatçılığı yapıyor. 1967 yılında kurumun müzikal anlayışının ilerlemeye elverişli ve özgür olmadığı gerekçesiyle kendi isteğiyle ayrılıyor.

İşte burası kırılma noktası. Orhan Gencebay’ın Orhan Gencebay olduğu nokta.

“TRT’den ayrıldıktan sonra sanat dünyasında adı besteci ve bağlama virtüözü olarak duyulmaya başlandı”, diye devam ediyor Vikipedi bilgileri.

Ama biz kendisini, bağlamayı çok iyi çalıyor ve çok güzel besteler yapmış diye tanımıyoruz. Onun adı yetiyor tarzını anlatmaya. Hani eskiden Almancıların buzdolabı yerine Frijider (Frigidaire) demeleri gibi bir şey Orhan Gencebay. O, Türk müziğinde bir marka.

Hayatımıza damga vurmuş insanlar hakkında ölmeden yahut bir “Tribute” albümü (sanatçıya övgü, saygı, takdir amaçlı yapılan albüm) çıkarılmadan böyle yazılar yazmamız gerekiyor. Neyse ki kendisi hayatta da bu yazı için geç değil.

Orhan Gencebay ile Bir Ömür albümü için söylenecek yüzlerce şey vardır ve çoğu orda, burda, gazetelerde söylenmiştir eminim. Şarkı ve şarkıyı söyleyen isim bir araya gelince popülerliği tavan yapan Hatasız Kul Olmaz‘ın Tarkan versiyonunun radyolarda en çok çalınan şarkı olmasından, DJ’lerin albüme bakış açıları belli zaten. Halbuki Nükhet Duru, Volkan Konak, Nilüfer ve Rafet el Roman’ın performansları daha kayda değer bence.

Albüm adına benim için daha da önemlisi, arabada giderken hiç müziksiz yolculuk etmediğim 9 yaşındaki oğlumun “Anne evde yoksan mıydı neydi onu açsana” demesi. maNga‘nın son albümünü birlikte dinleyip beğenmiştik. Bu şarkıyı da dinlerken yorumluyoruz:

“Demek ki sevgilisinin evine gidiyormuş oğlum.”

“Sevgilisi evde yoksa diye endişe mi ediyor?”

“Evet kuzucuğum. Yağmur yağıyormuş. Çok ıslanmış ve sevgilisi ya evde yoksa diye endişe ediyor. Eee, o zamanlar cep telefonu değil ev telefonu bile yok. Zaten herkes böyle bir olayı, bir şarkıyla, böyle güzel anlatamaz.”

“Peki ya maNga?”

“maNga zaten Orhan Gencebay’ın şarkısını söylüyor. Bu albümdeki şarkıcıların hepsi onun şarkılarını söylüyor. O çok önemli bir besteci oğlum. Benden 20 yaş küçük ve 20 yaş büyük hiç kimse onu dinlemeden büyümemiştir!”

“Peki ya Michael Jackson hiç onun şarkısını söylemiş midir anne?”

“Hayır oğlum. Michael Jackson hem Amerikalı’ydı hem de Orhan Gencebay’ın müziği Türk makamlarında, sözleri de Türkçedir. İstese de söyleyemezdi!”

Albüm hakkında ileri geri konuşmayı otorite olan ve olmayan müzikseverlere bıraksam da Athena, Duman, maNga ve Grup Seksendört’ün düzenlemelerine dikkat çekmeden geçemeyeceğim. Nasıl ki maNga’nın tarzı Gencebay müziğini 9 yaş kulağına iletebiliyorsa, kendi çalıp söyleyen bu gençlerin yaptığı iyi müzik de diğer yeni yetme dinleyicilere Gencebay şarkılarının ve felsefesinin tercümanı olacak. Tarz olarak “takılmıyorum” dedikleri bu ustanın notaları gitar eşliğinde gençler tarafından seslendirilirken, yeni neslin dinlence beğenisine dijital olarak aktarılacak. Çünkü, sonunda gerçek müzikseverler şarkının aslına, esasına inmek isterken asıl söyleyeni ve bestecisine ulaşacak. Gel-geç müzikseverlerle ise Gencebay’ın zaten işi yoktu, bundan sonra da olmayacak.

Ya evde yoksan‘ı maNga’dan dinledikten sonra oğluma, “Bak bir de kendi sesinden dinleyelim”, diyorum. Youtube’u açıyoruz, bu küçük hayranı hem sesiyle hem görüntüsüyle tanışırken; rock, pop, alternatif rock, disko, Anadolu rock, Türk sanat müziği, türkü, caz, blues ve bir dinleyici olarak müzik bilgimin buraya kadar olmasından dolayı sayamadığım daha kaç türde söylenebilirse o kadar söylenebilecek şarkılar yazmış Orhan Baba’ya, oğlumla beraber saygı duruşunda bulunuyoruz.