20120622-020602.jpg

-Yerebatan Sarnıcındaki medusa başı gibi huzurla uyuyun bakalım-

4 Mart 2001 sabahı.
Henüz Ankara’dayım.
Kafama taktığım şeylere bir bakın!

Yorganımı –hani şu eski kızlık yorganım- sırtıma örttükten sonra, çünkü iki kişilik yorganımıza kediler bir kabahat işlemişti ve şu anda yıkanmakta idi, düşündüm ki çoktandır sırtım böyle ısınmamıştı. Adı paylaşmak olan her şey adına yorganı da paylaştığımızdan ve iki kişilik bu yorgan da sarınarak uyuyabilmek ya da iki insanın sarınarak uyuyabilmesi açısından test edilerek yapılmadığı için çoğu kez yorgan sırtımızın arasında tente gibi havada kalıyordu. Ve aradan giren hava sırtımı üşütüyordu. Veya bana öyle geliyordu çünkü yıllardır sırtımda yorganı hissederek uyumaya alışıktım.

İşte bir kedinin şakacı bir tesadüf veya ısrarlı bir inat sonucu halt etmesi üzerine eski yorgana dönüş ve her ne nedenle ise ona ‘kızlık yorganı’ adını vermem gecenin bir yarısı bu kelimenin aklıma takılmasına sebep oldu. Çünkü yeni nüfus cüzdanımın arkasında da bu kelime yazılıydı: ‘Kızlık‘ soyadı. Dünyanın en erkek rengi olan mavi basılmış erkek cüzdanında ise aynı haneye ‘Önceki’ soyadı denmişti.

Güya modernize edilen, herkese ne işe yarayacağı belli olmayan ama varolması onları mutlu eden kimlik numaraları verilen nüfus sistemi hala bebe battaniyeleri gibi pembe ve mavi bastırdığı komik ve hiçbir cüzdana sığmayan kimliklerden vazgeçmezken müthiş bir buluşmuşçasına bir de eski soyadlarımızı tanımlamış. Erkekler için ‘önceki’ kelimesini yakıştıran zihniyet bunu kadınlara da kullanabilirse bir utanca düşeceğini hesaplamış olacak ki bunun yerine resmi belge niteliğindeki evraka halk arasında kullanılan bir deyimi uygun bulmuş, sağolsun.

Ah ama inkar etmemeliyim ki gözlerimi yaşartan bir şey oldu ve kendi kimliğimle beraber kocamınkini de bana teslim ettiler. Hem de onun yerine imza atmama bile izin verdiler. Hayret nasıl olur da bir hatun kişinin imzası bir er kişi ile eşdeğer olabildiyse! Ama güzelim medeni kanunumuzun eşlere böyle bazı kolaylıklar tanıdığı oluyormuş arada, sen git kocan gelsin demediği yani…

Ben kimlikteki ‘Dini’ hanesini bile tuhaf bulduğum için böyle şeyler şaşırmama neden oluyor. Çünkü adı üzerinde –nüfus cüzdanı– insanların nüfusa kayıtlı olduklarını bildirir belgedir. Devletin varlığımızı kaydetmek, sorgulamak ve doğrulamak için ihtiyacı olan resmi ve soğuk damgalı bir evrak. Eğer vatandaşlık olayında dinin bir önemi varsa ki bunu nüfus cüzdanımıza inancımızın adını kaydederek sabitleştirmelerinden anlıyoruz, o zaman bir de ‘rengi’ ya da ‘ırkı’ hanesi koymaları gerekir ki pek siyahî insanın yaşamadığı ülkemizde ne anlama gelirdi bilmem.

Her çocuk Fenerbahçeli doğar‘ önermesi gibi devletimiz kendine bir görev biçtiği için doğar doğmaz ‘agu bugu’ nun yanı sıra Kelime’i Şahadet de getirdiğimiz varsayılıyor ve hemen din hanemize İslam yazılıyor. Eh ne yapalım birileri de bazı şeyleri görev edinmeselerdi sonra bu adamlar ne iş yaparlar diye spekülasyonlar olacaktı. Ve bir yorgandan yola çıkarak nerelere geldik diyemeyecektik.

Demek ki insanın sırtının her zaman ısınması işe yaramıyor, arada üşüyecek ki daha fazlasını düşünmesin. Rahata ermesin ki daha fazlasını istemesin, diğerlerinin rahatını kaçırarak.

Size iyi uykular, Allah rahatlık versin!