20120501-185250.jpg

Engeller. En azından sizin gibilerin bizim beynimize yönelik işlediğiniz zina suçunu engeller.

Mesela birden çok kadınla evlenebilecek tüm erkeklerin sokağa çıkmasını engeller. Böylece bedenimize yönelik işlediğiniz suçtan, yani göz zinasından da kurtuluruz. Düşünsenize çoğu erkek evde memnun; cinsel açlığı tok, sırtı pek. Dört ya da daha fazla kadın memnun; karnı tok sırtı pek. Ooh gelsin sevaplar gitsin sevaplar.

‘Birden çok kadınla evlenebilecek tüm erkekler’ dedim. Neden? Çünkü bu erkeğin daha çoluk çocuk olmadan beş nüfusa birden ekmek yetiştirebilecek kadar çok parası olması lazım. Birden çok karı alma niyetindeki bir erkeğe varacak kadın kimle evlenir? Kendisine asgari baba evi kadar ya da daha iyi şartlarda bakabilecek bir Müslüman evladıyla. O zaman fakir Müslüman erkekler n’apıcak?

Durmak yok ranta devam deyip zengin olamazsa, Sayın Bursa Emniyet Müdürü Ali Osman Kaya’nın belirttiği park ve bahçelerde, ara sokaklarda, cami avlularında yakası bağrı bacakları açık, memeleri ve mahrem yerleri ortada kadınlarla gönül eğleyecek. En iyi ihtimal bu. Siz camiye namaz kılmaya değil de etraftaki kadınların etek boylarına, yok bacaklarına, yok memelerine bakmaya gitmiyorsanız bunları görmezsiniz. Pardon ama evde dört tane karınız varken sokakta var mı işiniz? Cemaat olup kılsanız namazınızı? Hem de göz zinası yapmamış olursunuz.

Doğru ya tarla sürmeye, yemek yapmaya, çocuk doğurmaya, analık yapmaya gelince ‘gel kadın’. Namazda cemaat yapmaya gelince kadın erkeğin tam hizasında durursa namaz bozulur!

Neyse. Hele bir de nefesiniz kuvvetliyse! Değmen keyfinize. Konu komşuya oturmaya giden karılarınızdan bir kaçı duyuruversin ‘Benim beyin okuyup üflemesi her derde deva’ diye. Ne demiş Cübbeli: ‘Türkiye’de eşek şeyh olsa mürit bulur.’ Sizden iyi eşek pardon şeyh mi bulacak mahalleli?

Sonra çocuğu olmayan kadınlar, kısmet bulamayan bahtı karalar, kocası gurbetten gelmek bilmeyen tazeler kapınızda biriktikçe rahatınız beyde olmaz valla. Açsınlar göbeklerini. İster okuyun, ister üfleyin, ister Arapça bir şeyler karalayın, ister yalayın. Niye kızıyorsunuz ki? Yapmadınız mı? Çocuğu olmayan körpe gelinlerle yatmadınız mı?

Yaptınız ama ulu orta değil. E tabii ibadet de kabahat de gizli olmalı. Yalnız ibadetle kabahatin yeri değişmiş sizin hayatınızda. Dedesi yaşında olduğunuz küçücük kızları dizinize oturtup masal okuyacaktınız; dizinize kadar uzattığınız okutulmuş sakalınızla göbeklerini yalamayacaktınız.

Zaman geldi ‘Bikiniyle namaz kılması caizdir’ diye fetva verdiğiniz kadınlarla yarımşar saatlik muta nikahı kıyarak gönül eğlendirdiniz. ‘Ben güzele güzel demem güzel benim olmayınca’ lafını ya hadis sandınız ya da yanlış anladınız.

Bebek sayılacak bir kız çocuğuna tecavüz ederken hangi duaya sığındınız? Böylesine adi bir işe de, her işe başlarken söylediğiniz ikiyüzlülüğünüzle ‘Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla’ mı başladınız? Tüm pis işlerinizi gördükten sonra Allah’ın bağışlayıcılığından mı medet umdunuz? Secdeye hangi yüzünüzü sürdünüz?

Beş vakit başı secdeden kalkmaz, fakire fukaraya yardım eden dini bütün Müslüman yüzünüzü mü? Kalan on beş vakitte yaptığı ticaretin neresinden çalsam diye hesap eden, fakire yardım diye Deniz Fener’lerine verdiği paraları vergiden düşen, eline geçirse yaş, din, dil ırk gözetmeden tüm kadın milletine her türlü tacizi tecavüzü yapabilecek berbat erkek müsveddesi yüzünüzü mü?

Tabii ki muhafazakârsınız yüzünüzün sadece birini gösteriyorsunuz. Neyi muhafaza ediyorsunuz? Bir kadını bir erkekten muhafaza etmeye çalışırken kendi kucağınıza düşürmek çabalarınızı mı?

‘Kültürpark’ta her çalının dibi yatak odası gibi’ demeyi biliyorsunuz. ‘Sultanahmet Camii gibi bir mukaddes İslam mabedini çıplak kadınlar istila etmiş’ diyorsunuz.

Sanatta da muhafazakâr mısınız?

Madem bilinçsizce cinselliğe aç ergen kitlelerin kızlı erekli bir arada bulunmasından bu kadar mustaripsiniz, her akşam televizyonlarda Türk dizisi adı altında halka seyrettirilen fuhuş senaryolarına başkaldırınız.

Hiçbir kadın ya da erkeğin normal şartlar altında evlenmediği, gelinin kaynından, damadın baldızından çocuğu sahibi olduğu; kürtaj, evlilik dışı çocuk, hamilelik nedeniyle evlilik gibi meselelerin çoluk çocuğun da uyanık olduğu saatlerde televizyonda gösterilmesine müsaade eden devletin yaptığı devlet eliyle tiyatro yapmak değil de nedir? Trajikomedyanın ta kendisidir!

Sayın Mehmet Şevket Eygi’nin okul sıralarında beraber okuduğu Cemal Süreya demiş ki ‘Aşk çiftleşmek değil, tekleşmektir.’

Maalesef, iki insan arasındaki ilişkiyi çiftleşmek, gençlerin el ele kol kola oturmalarını fuhuş, Sultanahmet meydanına gelmiş yerli yabancı turist kadınları hamama gelmiş aşüfteler olarak gören zihniyetiniz okulda aynı sıralarda dirsek çürüttüğünüz Cemal Süreya’yı asla anlamayacak.

Eğitimde çok yakında başımıza geleceğini tahmin ettiğim gibi kızlarla erkekleri birbirinden ayırmaktan imtina etmeyeceksiniz. Birlikte el ele gezenlere ‘çağdaşlar’ diye hitap ederken, iki cinsi, ateşle barutu ayrı odalara hapsetmekle asla bir araya gelmeyeceklerini sanan çağ dışılığınızı görmeyeceksiniz.

Erkeklerin çok eşliliğiyle ilgili fetvalar verip toplumu kendi yarattığınız kirlilikten arındıracağınızı sanacaksınız. Halbuki erkeğe dört değil on dört kadın verseniz, tüm umumhaneleri de kapatsanız, tüm kadınları siyah poşetlere de soksanız, altın semer de vursanız zihni ve bedeni cinselliğe aç erkek yine erkektir, bunu anlamayacaksınız.

Sizin gibi eşŞEYH’lerin peşinden gidenlere duyurulur!

NOT: Birilerinin anası, bacısı, kızı olduğu hep unutulan ve dünya durdukça var olacak olan seks işçisi kadınlarımızın 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlu olsun!