Adres deyince aklıma geldi, temiz bir dosya kağıdına sevgililerinizin adreslerini yazıverin. Yazıverin ki; Sevgililer Günü’nde boşa yolladığınız tüm çiçeklerin parasını geri istemek için ekibimi göndereyim.

‘Bu ilişki geçersiz bir işlem yürüttü ve kapatılacak’ demeden önce herkes sevgilisini üst kattaki komşuoğlu/komşukızı ile aldatmayı denesin. Eğer bunda başarılı oluyorsa, zaten sevgilisini hiç sevmemiş demektir. Olaya tümden geliyoruz. Problemi olanlar parmak kaldırsın, onları yan sınıfta Karpov’la Kasparov bekliyor olacak.

Elime fırçayı aldım. Her şeyi siyaha boyayacağım. Satranç tahtası dahil. Tüm aydınlıklar kararacak. Boşluktan ibaret olacak tüm ışıklar. Ay’dınlanmaya son. İçimizdeki karanlıklar dışarı taşacak.

Birinci olan beyaz fazla şımardı bugünlerde. Kirlenmek artık güzel değil. Zaten omo reklamlarından para da alamıyoruz.

Gözlerim körlüğün aydınlığına tam alışmışken sildin ön camlarımı. Oysa ben camıma yumurta fırlatıp ön koltuktan cüzdanımı aşırmayı başaran veledin peşinde koşuyordum körlemesine.

Dolapdere’den geçerken taksici telefonla bile konuşmayın arabada, dedi. Yazın cam açıkken müşterisinin elinden telefonunu alıp kaçmışlar. Bunu duyunca arka koltuktaki bakire kızlar boş yere Ay’hali olmuş bedenlerine sardılar çantalarını. Bense adamın telefonu Ay’fondur muhtemelen diye ona vah vah ediyordum içimden.

Merak etmeyin onu kimse çalamaz sizden siz istemedikçe diyemedim kızlara. Almakla vermek arasında sürekli gidip gelen cinsel kimlik bunalımlarının ve çantalarında taşıdıkları kimliklerinin soyadı hanesinin başka bir erkeğe tabi olarak değişmesi sonucu medeni durumlarının ‘işlevsellik kazandı’ olarak değişeceğini sanan zamandan geri kalmış kadın bedenleri bunlar. Medeniyet denen, bir tek dişi düzmeyi düşünen canavarla evlendiklerini gördüklerinde keşke o Dolapdere’deki şoparlara vereydik de, çantalarımızı yani, kimliklerimizde bu maymundan beş dakika sonra adamın soyadı yazmayaydı diye düşündüklerinde; Kolera sokağında Puma Zehra bir cenazenin helvasına daha onlarca ecstasy katıyor olacak.

Güzel ne güzel olmuşsun dövülmeyi dövülmeyi, koynunda memen kirlenmiş emilmeyi emilmeyi. Türkü değil emmeli basmalı tulumba tatlısı mübarek. Karac’oğlan’ın yalancısıyım. Öyle elinde sazı bıktım dünyanın halından misali oturmaz durmazmış meğer. Yok o başka Aşık’ın. Ne fark eder. Körle yatan, şaşı’rmaz sabah sabah kalkar.

Olsa da yesek. Nanelice şöyle. Tarhana çorbası. Kuru tarhana olsun. Yaşla başla işim olmaz.

Daha yaşım ne başım ne.