– Anne!
– Efendim?
– Senin içinde kaç tane öpücük var?
– ??!?!??!

***

– Oğlum, kağıt ağaçtan yapılır. Ormanları ziyan etmemek için kağıdı itinalı harcaman gerekir.
– Tamam anne.
(Daha sonra dibinden şifalı su fışkıran belki bin yıllık bir çınar ağacının dibindeyken:)
– Bu ağaçtan bir sürü kağıt yapılır di mi anne?
– ??!?!?!?

***

– Anne bütün ağaçlar kesilse ne olur?
– Ağaçlar kesilince toprak kayar, toprak kayınca bitkiler yetişmez, bitkiler olmayınca hayvanlar aç kalır, hayvanlar aç kalınca biz de aç kalırız. Hepimiz ölürüz açlıktan.
– Ben ölmem.
– Neden?
– Pasta yaparım!
– ??!?!?!?!

***

– Anne!
– Efendim?
– Seni…. çok…..
– Evet?
– …..sevmiyorum!?
– ??!?!?!?

***

Babam, Metehan’ın üzerinde ‘Superman’ logosu olan tişörtünün hangi kahramana ait olduğunu bilmeye çalışmaktadır:

– Peymen?
– HAYIR!
– Heymen?
– HAYIR!
– Hoymen?
– Hayır dede kahraman, kahraman!
– İNÖNÜ!

– Anne!
– Efendim?
– Ne yapıyorsun?
– Yazı yazıyorum.
– Neden?
– İçimden bi ses bana yaz diyor.
– Şeytan mı melek mi?
– Melek.
– Bence şeytan! O söylüyor, sen yazıyorsun.
– ??!?!?!?!

***

– Anne!
– Efendim?
– İki tane anne istiyorum. Biri işe gitsin diğeri evde kalsın.
– ??!?!?!?

***
Dua

Allah’ım beni Aysel Gürel gibi yaşlanmaktan koru. Yeni 3 aylık olmuş kız bebek yeğenim Eda ile 2028 yılında Rock’n’Coke’a giderken düşük bel zımbalı deri pantolonundan fırlamış sarkmış göbeği ve deri montu çıkarınca ortaya çıkacak olan sarkık kollarımı kimse görmesin diye o zaman geldiginde muhtemel Fahrenheit ile anılacak sıcaklıklarda ya çarşaf giyeceğimiz ya da Ateş İlyas Başsoy’un ‘Burcar’ı gibi giysilerle gidebileceğimiz bir konserde oğlum yaşındaki apaçiler ve torunum yaşındaki kimbilir ne’paçilerin kol gezdiği bir konser ortamında yeğenime kötü örnek olmamak çabasıyla içki falan (alkolsüz bira, o da kalmazsa arpa suyu) içmemek icin çaba sarfederken, ne biliyim bir yandan muhtemel ezan okunurken bir yandan da yüksek ses müzikle kafa sallayan yurdumun ne bok yiyeceğini şaşırmış ileri teknolojiyle kafayı manyatmış beynine 180 terrabyte hafıza kartını dövmeyle kaktırmış gençliğinin yanı sıra elimde yine modası geçmiş bir iPhone 555 ile oğlumun şahsına ait uydusundan yaptığı canlı belgesel yayınına bağlanmak için gigabaytlarca müziğin içinde saklanmış İzel-Çelik-Ercan’dan “Özledim özledim seni ben” şarkısını gizli gizli dinlemek istemezdim. Ama ben o kaseti (kasetti CD değil) çok dinledim evet ve Okan Kavurga gibi bir yazı yazamıyorum. Çünkü biz aşkı kıyamama sanan bir nesiliz. 80’de darbe aldı bütün sevdiklerimiz. Artık aşk msn adreslerinde satılık Kıyma da kasapta az yağlı dolmalık.

Üzgünüm tutamıyorum zamanı.