Klavyemin ve benim sessiz kaldığımız zamanlarda neler oldu? Sanki kış uykusundaymışım gibi bir dönem geçirdim. Şu anda bile klavyenin Türkçe karakterleri bir bana bir kâğıda bakıyor, sanki yazılmak istemiyorlar. Gözünü kör, kulaklarını sağır eden bir sessizlik hâkim güzelim Türkçem'e, Türkiyem'e. Bu kadar sessizlik ve kendimle içten içe konuşmadan sonra yazın hayatına dönüşüm muhteşem olmalı diye... Okumaya Devam et →
TWO MANY HEARTS ON BLOOD
two and a half men yarısı insan yarısı at gibi bir yanım güney yarı kürede yazdı yandı bir yanım kuzey yarım kürede buzdu dondu two and a half men müziştik kırk tas nota ile ruhumuzu kırkladık birinci sesten gelen sıcak ikinci sesten gelen soğukla kurnaları ılıştırdık şarkıların göbektaşında aklandık yattığımız göbekler taş oldu... Okumaya Devam et →
ÖZÜR VE TEŞEKKÜR
Eflani'de eczanemin olduğunu, Safranbolu'da ikamet ettiğimi, biricik evladımı da Karabük TED Koleji'ne gönderdiğimi herkes biliyor. Safranbolu Ekspres'e yolladığım ilk 'selam' yazımda canımı Karabük'e, malımı Eflani'ye, evimi de Safranbolu'ya emanet ediyorum, demiştim. Mesleğimi ve bu mesleği Eflani'de icra ediyor olmayı çok seviyorum. Ama şu fani dünyada, mesleğimin bana kattığı insanî merhamet duygusundan faydalanan birileri daha var:... Okumaya Devam et →
NAMAZINI KIL ÖDÜLÜNÜ KAP
Biz küçükken bisiklet karne hediyesiydi. Tabii o zaman digital kamera, iPod, bilgisayar falan yok. Bir de tabaktaki yemeğimizin tamamını bitirirsek dedemiz bize cici çikolata alırdı. Ak sakallı olsun olmasın çocuğun dedeyi sevme sebebi, 'yeter dişleriniz çürüyecek' diye yasaklar koyan anneye rağmen, her an cebinden çıkabilecek o çikolata paketiydi. Şimdiki dedeler değişmiş. Ekmeğe "eppek" diyen torunlarını... Okumaya Devam et →
IRREVERSIBLE AŞK
Aşk insanın içini boşaltır. Çürük bir ceviz gibi içini kurutur kabuğunu bırakır. Sen içim onunla doldu sanırken, o, kendini geri çektiği anda sifonu senin üstüne çeker, bir de klozetin kapağını kapatır. Erkek beyni aşkla sevişmeyi birbirinden ayırt edemez. Zaten ayırt etmek için de uğraşmaz. Ne kadar peşinde koşturursan o kadar ‘aşık’ım sanır. Hâlbuki elde edemediği... Okumaya Devam et →
DOMATESLE GELEN İLAHÎ ADALET
İlahî adalet her zaman mutsuz sonla tecelli etmez. Bazen tabiat ananın da adalet için elini taşın altına koyduğuna şahit olursunuz. Müstakil diye taşındığım ama aynı bahçe içinde yan yana olduğu için bitişik düzen apartman hayatından çok da farklı olmayan evimden bahsedeceğim. Geçen sene baharın taşınınca iki karış da olsa toprak buldum diye nasıl da hevesle... Okumaya Devam et →
7EDİYDİ DELİLER 7EDİLER BİTİRDİLER
bin şükür tanrıya ki anneannem 7 dairenin 7 çöpünü toplayıp üzerine bal katıp merdaneli çamaşır makinesinin merdanesine kaptırdığım parmaklarıma sarmıştı bundan 7 kış 7 yaz 77 güz 1 kuyruklu yıldız bilmem kaç eurovision sonunculuğu bir kaç tane darbe ve bir şeyh isyanı kadar önce 7 cücelerle annelerinin evde bıraktığı 7 keçi yavrusunun hikayesini anlattı da... Okumaya Devam et →
maNga’L YÜREKLİ ÇOCUKLAR
"...belki sen de bir gün geçersin diye köprülerinden..." (iç ses: ben bu melodiyi bir yerden biliyorum… ben bu melodiyi bir yerden biliyorum…) Twitter’daki bir haber üzerine başlıyor her şey. Yıldız Tilbe’nin şu günlerde birden fazla şarkısının listelerde olmasından hatta maNga ile beraber yaptığı düetten magazin sayfalarında hiç bahsedilmediğinden yakınan bir OdaTv yazısı bu. Sezen Aksu... Okumaya Devam et →
KARAGÖZ İLE HACİVAT 2.0 Open With GÖLGEMEDYA PLAYER
Hacivat: Huzur-u haziran, cemiyet-i irfan, vakt-i safayı merdan, lâindir, dinsizdir, münafıktır şeytan, şeytanın dinsizliğine, rahmanın birliğine, bizi temaşaya tenezzül buyuran ahibbanın sağlığına, demem o demek değil, ben bendenize, ben duacınıza eli yüzü yunmuş sohbeti tatlı; Karagöz: Sen de nereden çıktın be windows doksan beş suratlı! Hacivat: Edebiyat bilse, Arabiyat bilse, Farisi bilse, ilm-i hendese, ilm-i... Okumaya Devam et →
