Ortalık kan gölüne dönmüş hala diyor ki süreçtir bu, bu bir çözüm Yahu adam ne demiş" Vakit tamam seni terk ediyorum / Hoşçakal iki gözüm" Çok affedersiniz ağzımı bozmadan yazayım diyordum Bunca zamandır olan biteni ya sabır çekerek seyrediyordum E ama mahallenin orospusunun kızına nişan edip de Sonra ben bu kıza nikah kıyamam komşular, bu kızın... Okumaya Devam et →
BENİ BÖYLE SEV-ME
Sayın Orhan Gencebay; Belli ki bazılarımızın tepkileri sizi çok rahatsız etmiş. Ben de kaç gündür size tepki verememekten dolayı rahatsızım. Birileri bir yere davet etmiş ve siz de buna icabet etmişsiniz. Buradan bakınca üzülecek, kızılacak, şaşılacak bir şey yok. Amma ve lakin... Memleketin güney ve güneydoğu sınırları kelimenin tam anlamıyla kevgire dönmüşken... "Sınırımızdan içeri yüz... Okumaya Devam et →
TAŞ VE YUMURTA
Öyküm, Seyfettin Efendi Hikaye tamamlama yarışmasında birinci olmuş ve Gölge e-Dergi'nin Eylül sayısında Devrim Kunter'in çizimiyle beraber yer almıştır.Facebook'tan oy veren herkese teşekkürler. http://issuu.com/golgedergi/docs/golge_derg_eylul_2014_sy_84 * * * 9 Haziran 1923 Belgrad Ormanı, İstanbul. Seyfettin Efendi, ne zaman içine girse hep huzursuzluk dolduğu ormandaydı gene. İki haftada aldığı üçüncü cinayet ihbarıydı bu! İlk ikisinde olduğu gibi... Okumaya Devam et →
O ÇİNGENE
Babaannemi her pazar günü ziyaret ederim. Öyle oradan, buradan, şuradan konuşuruz. Genellikle ben konuşurum, o dinler. Pek karışık konulara dalmam aslında. Bu sefer nasıl olduysa benim de kafa karışıktı. Konuya bodoslama dalmışım: - Babaanne duydun mu IŞİP Nusul'a girmiş? - Girecek tabii! Petrol var orda! Onlar girmesin de seksen yaşındaki babaannen mi girsin? - Haydaaa?... Okumaya Devam et →
BOLU’YA “KEDİ BATMAZ” TARİFİ
Kadriye Hanım ve Bolu Beyi Pasajı'nın on yıllık kedisi Çiçek... Önceden hep büyüklerle konuşuyordum, olmadı. En büyüklere gidelim dedim, Sayın Başbakan'a mektup yazdım, olmadı. Muhalefet partilerinden birinin, CHP'nin başkanına mektup yazdım, o da olmadı. "Komşusu açken tok yatmak" dedim, olmadı. "Yaratılanı severiz yaratandan ötürü" dedim, olmadı. "Merhamet etmeyene merhamet edilmez" dedim olmadı. "Sırat köprüsünde bizleri... Okumaya Devam et →
BABAM
Babamın kolunda bir Nacar saati var. Dedemden kalma. Eskiden deri kayışının rengi beyazmış, öyle anlatır babam. Ama artık kömür karası. "Yenisini alalım baba" dediğimde "Boş ver,"dedi: "Bu emektar beni hiç yarı yolda bırakmadı. Hem rakamları fosforlu. Karanlıkta görmek için. Yeni zamazingoları ben n'aapıyım yerin yedi kat dibinde?" Babam anneler gününde anneme düdüklü tencere aldı. Annem... Okumaya Devam et →
KÜTÜPHANEYE GİDEN KEDİ VE BEZELYE ÇİÇEKLERİ
Bezelye çiçekleri... Size bahçemdeki leylak ağacını, bir karıştan daha küçük olarak diktiğim ama sürgün vermeye başlayan üç gülü, Eflani'deki köpeklerim Kılkuyruk, Akkafa, Kötükulak, Tilkiş ve Kara’yı yazacaktım ki Marquez öldü. Macondo'daki tüm leylak ağaçları ve köpekler, 12 Aureliano'lar, Fermina Daza, Florentina Ariza, Labirentindeki General, gelmeyen mektubunu bekleyen Albay hep öksüz kaldı. Bence Gabriel García Márquez,... Okumaya Devam et →
TOPRAK
Bahçemde bütün bir kış tekrar çiçeklenmeyi bekleyen tüm saksıların toprağını havalansın diye üst üste dökünce ortaya kocaman bir mezar çıktı. Dedim; bu toprak üzerime örtülse beni çiğ çiğ yer bitirir. Ama ben rengârenk çiçekler alıp o toprağa diktiğim zaman bütün yazı(ları)mızı şenlendirecekler. Yaşam ve ölüm bu toprakta kardeş kardeş yaşıyorlar. Habil ile Kabil gibi. Boşuna dememiş... Okumaya Devam et →
MAVİ KUŞ
Asırlardan bir asırda ülkelerden bir ülkenin bir Padişahı varmış Bu Padişah ülkenin her yerinde kendi ismini andırır söylediklerini tekrarlatırmış Derken günlerden bir gün bu ülkeye vara vara bir Kuşçu varmış Kuşçunun birbirinden güzel pek çok minik mavi kuşu varmış Kuşlar o kadar güzel ve o kadar özgürce şakıyorlarmış ki O ülkede kuş seven herkes evine... Okumaya Devam et →
