- Aman yavrum el öpenlerin çok osun. Pek de güzelmiş maşallah! - Hoş geldiniz teyzeciğim. (böööaaark sıkmış parfümü sıkmış parfümü az kaldı teneffüs yollarımdan oluyordum!) - Maşallah eli de pek işe yakışıyor. (şangırtttt tak tak tak dan dik don dik dommm) Ehem isteyeni de pek çoktur diyecektim ya neyse… - (Hay şom ağızlı kadınnn) Aaaannneeeeee!... Okumaya Devam et →
AŞŞAA MAALLE TRENİ
Efendim merhaba bu haftaki konumuz kitap eleştirisi. Rod Stewart’ın ‘Aşşaa Maalle Treni’ adlı kitabını okumuşsunuzdur. Okumadıysanız bile duymuşsunuzdur. İşte bu kitabı anlatacağım ben size şimdi. Kitabı ben aldım, çok güzel. Köşe kağıda basılı. Dört köşe. Kapak resmi de güzel, hoş. Birilerine tam kapak olmuş. Aslında Leonardo’nun son yemek tablosunun kötü bir kopyası. Masanın üzerine tabak... Okumaya Devam et →
RUHSAR RUHSEVER
Hoşçakalın! Ben ‘life’ometresi 4385 dünya gününü gösteren kendi halinde bir ruhum. Şeytan nasip ederse 13256 D.G. daha gitmek isterim. Fobilerim arasında tuvaletteyken telefonun çalması, TV’ye çıkmak, sarı doğalgaz borularını eve sığdıramamak ve kitap okurken kaldığım yeri unutmak gelir. Ayrıca kedim Felis Spiritus’un en sevmediği grup ‘Curiosity Killed the Cat’tir. En sevdiğim yemekler beyin haşlaması, mühendis... Okumaya Devam et →
BİR VATANDAŞIN OTobiyografik HAYATI
Babası Hurşit Bey annesi Nadide Hanım’ı ‘Sarı pancurlu, kırmızı badanalı bir evimiz olacak ve çocuklarımız büyüyünce kolayca artist ya da futbolcu olacaklar’ diye kandırmıştı. Ama o beyaz badanalı ve pancursuz bir evde dünyaya geldi. Annesinin kandırıldığını da renkleri öğrendiği gün anladı. Orman takviminin o günkü sayfası gübre çeşitleri ve kullanımı hakkında bilgi, bir Bektaşi fıkrası... Okumaya Devam et →
TAYİN
Giriş kapısındaki ‘Lütfen kapıyı kapatınız’ yazısı kıştan kalma olduğunu ilk bakışta belli ediyordu. Çünkü bu güzel bahar gününde yüzünü cömertçe sergileyen güneşten kimse mahrum kalmak istemezdi. Danışmada oturan memurun uyku mahmurluğunu atması için sorusunu iki kere sorduktan sonra ikinci kata çıktı Sevgi Hemşire. Otuz iki yıllık hemşirelik hayatında Türkiye’nin dört bir yanını görmüştü. Sorulduğunda ‘Her... Okumaya Devam et →
PAPILLON
ben onu hep sevdim kimsenin sevmediği zamanlarda bile sevdim kimsenin görmediği zamanlarda bile baktım ben ona içindeki ruh bir yumurta idi kendisi de koza içinde bir larva ruh yumurtası döllenemedi kanla atılması gerekti ruh ikizi falan yalandı yani ama larva halindeki vücut beslendi kaynak buldu güçlendi kurtçukluktan kurtulmaya doğru hareketlendi ruh kanadı ama... Okumaya Devam et →
“TEYZE AMCA BİR İMZA VER”
Ben hiç akıllanmayacağım. Yine çocuklarla konuşmam gereken yerde büyüklerle muhatap oldum. Ve yine büyükler beni yanlış anladı. Oysa ki o küçük kızın önünde diz çöküp önce ismini sormalıydım: "Adın ne senin?" "..." Sormadığım, soramadığım için kendi adıma senden özür diliyorum. Ama ben annenin sözlerine öyle üzülüp sinirlenmiştim ki, sana ismini sormayı akıl edemedim. O yüzden... Okumaya Devam et →
(A REAL) TOY STORY
A sketch of my cat Da, made by me on February 3rd in 1990, who is the lost hero of this story... I said "I've lost one of my cats!" He said "How come did it happen?" I said "...not one of my live cats. The one and only beloved toy cat of mine is... Okumaya Devam et →
ÜÇ (MİLYAR) MAYMUN
Yanılmışım. Yüzümüzü geleceğe döndük derken hep yanlış kişilere seslenmişim. Geleceği onlara temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp sunacak olan yetişkinlerle değil, kendi geleceğini kendileri inşa edecek olan çocuklarla konuşmalıydım. Yehremu'bnu âdeme ve yeşibbu fîhi'snâni: elhırsu'ale'l-mâli, ve'lhırsu'ale'l-umri. "Ademoğlu ihtiyarladıkça onda iki şey gençleşir: Mala karşı hırs ve hayata karşı hırs." (Tirmizi, zühd, 28,ıv, 570; İbni mâce, zühd,... Okumaya Devam et →
