Image

Ben CHP’li değilim. Hiçbir partili değilim. Kurulmuş ve kurulacak hiçbir partinin insanlığın gidişatıyla ilgili kaygılarıma cevap verebileceğini sanmıyorum. Ama konumuz bu değil.

AKP’li kadın milletvekilleri Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne başörtülü girdiler. CHP’de ne var? Türbana usul itirazı!

Neyin itirazı Allah aşkına! Bakın bu soruyu sorarken bile Allah aşkını anıyorum. Biz hâlâ insanların Allah aşkını göstermek için takındıkları şekilleri sorguluyoruz. Neden? Çünkü biz onlar gibi düşünmüyoruz!

Az önce ‘Millet’ dedim, ‘Büyük’ dedim, ‘Meclis’ dedim. Tüm Türkiye’yi gözünüzün önüne getirsenize. Her gün karşılaştığınız, sohbet ettiğiniz ne kadar çok kadın başörtülü… Benim Kırıklar köyündeki Fadim Teyzem başörtülü. Onun gelini başına yazma dolar. Komşusu Fatm’aba başörtülü. Eflani’deki Sebbek Kadın kendi dokuduğu Eflani cemberini dolar başına. Eczanemdeki iki genç kızımız Elif ve Şerife de başörtülü. İsterdim ki Efiani’den bir genç kız, Kırıklar’dan Fadim Teyze, Yazıköy’den Hüsniye Abla milletvekili olsa ve orada senin benim hakkımı savunsa.

Biz ya da siz meclise başörtülü kadın giremez dedikçe bu teyzelerin, bu genç kızların canı acıyor. O başörtüsü bunu söyleyenin dilinden çıkıyor, o insanların boğazına dolanıyor.

Onlar başı açık gezmenin günah olduğuna inanıyor, ben günah olmadığına inanıyorum. Tek fark bu. Sonuçta hepimiz inanıyoruz.

Diyeceksiniz ki, biz meclise başörtüyle giren kadınlarımızın bu hareketi sadece Allah aşkı için yaptıkları fikrini samimi bulmuyoruz. Partilerinin zoru ve başlarındaki beyefendinin emri ile bunu şov ve inanç pazarlaması amacıyla yaptıklarını düşünüyoruz. Haklısınız… Ben onların hiçbirinin din ve hoşgörü konusundaki sözlerini samimi bulmuyorum. Ama Fadim Teyzem bunu bilmiyor. O, TRT’deki haberleri dinliyor. “Mecliste başını örtmek isteyen kadınlara CHP engel olmak istiyor” başlığını duyuyor ve namazını kılmak için televizyonunu kapatıyor. Sizce aklında ne kalıyor?

Zaten CHP bir parti olarak üstelik adında ‘Halk’ kelimesini taşıdığı halde senelerdir bu toplumun analarıyla, bacılarıyla kucaklaşamadığı için diğerleri bugün türban veya başörtüsü üzerinden politika yapabiliyorlar. Bunu hiç düşünmediniz mi?

Amerika’dan transfer edilmiş başı açık sarı saçlı Tansu Çiller’in bile “Analarım, bacılarım!” diye hiç tanımadığı bu halka hitap edişini dinlemediniz mi?

Şimdi kalkınız. En büyük meclis halktır. Onun küçük ama orantısız bir orantısı olan meclis binasına gidiniz. Hac ibadetinden döndükleri için kendilerince haklı olarak kapanmış kadın milletvekillerimizi tebrik ediniz:

“ALLAH KABUL ETSİN” deyiniz. Bilsinler ve hatırlasınlar ki o başörtü bir parti şovu olarak değil inançlarından dolayı başlarındadır. Tıpkı Elif gibi, tıpkı Fadim Teyze gibi, tıpkı Sebbek Kadın, tıpkı Hüsniye Abla gibi…

Ve artık türbanı da başörtüsünü de serbest bırakınız. Bu konuyu politikanın köleliğinden azad ediniz. Zincirinden serbest bırakıldığı zaman göreceksiniz ki hiçbir sağcı ya da muhafazakâr söylem, başörtüsünü şahlandırarak sizi din düşmanı ilan etmek için üzerinize salamayacaktır.

Hiçbir kadın başını örttü diye dünya kurtulmaz ve hiçbir kadın başını açtı diye dünya yok olmaz. Ama bir kadın çocuk yaşta evlendirilir ise içindeki çocuk ölür, ondan doğan çocuklar nic’olur siz biraz da buna itiraz ediniz!

TUĞBA TURAN,  Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı.