Başkan Vergili; "Karabük' yakışan bir kent meydanı olacak" diyor, 16 Ocak 2014. Fotoğraf kendi sitesinden alınmıştır. Ben de buradan soruyorum: "1 Mayıs'ta bile ayak basamadığımız bir meydan, ne zaman halkın meydanı olacak?" ‘Artık hep kişisel şeyler yazacağım’ demiştim. Ama bugün 1 Mayıs. Sabah Karabük’e iniyorum. Belediye başkanımızın geçen 5 yıllık dönemde yapıp bitirdiği meydan... Okumaya Devam et →
TOPRAK
Bahçemde bütün bir kış tekrar çiçeklenmeyi bekleyen tüm saksıların toprağını havalansın diye üst üste dökünce ortaya kocaman bir mezar çıktı. Dedim; bu toprak üzerime örtülse beni çiğ çiğ yer bitirir. Ama ben rengârenk çiçekler alıp o toprağa diktiğim zaman bütün yazı(ları)mızı şenlendirecekler. Yaşam ve ölüm bu toprakta kardeş kardeş yaşıyorlar. Habil ile Kabil gibi. Boşuna dememiş... Okumaya Devam et →
BİN KAÇ GECE MASALLARI
Yarın bin ikinci gece. Şehrazad’ın kendi hayatını ve ülkede sağ kalmış diğer genç kızların hayatını kurtarabilmek için anlattığı masalların sonu geldi. Bir gün bize anlatılan masalların da sonu gelecek. Gün gelecek sanki her duyduğumuz yalanmış, iftiraymış algısı yaratmaya çalışanların masalla uyuttuğu bir toplum olmaktan kurtulacağız. Gençliğe dair ümidim sonsuz. Çünkü on bir yaşındaki oğlum internetten... Okumaya Devam et →
MAVİ KUŞ
Asırlardan bir asırda ülkelerden bir ülkenin bir Padişahı varmış Bu Padişah ülkenin her yerinde kendi ismini andırır söylediklerini tekrarlatırmış Derken günlerden bir gün bu ülkeye vara vara bir Kuşçu varmış Kuşçunun birbirinden güzel pek çok minik mavi kuşu varmış Kuşlar o kadar güzel ve o kadar özgürce şakıyorlarmış ki O ülkede kuş seven herkes evine... Okumaya Devam et →
ŞEFFAF SEÇİM SANDI(ĞI)M
Devir değişti. Artık halk yöneticileri yaptıkları değil, yapamadıkları üzerinden yargılıyor. "Bize verdiğiniz her oy size yol, su, elektik olarak geri dönecektir" söylemi sanırım 50'leri, 60'ları, 70'leri, 80'leri ve hatta 90'ları doyurdu. Ama artık sene 2014. Bir belediye "Asfaltınızı güle güle kullanın" diye pankart astığı zaman komik oluyor. "Kapımın önünün toz toprak olması zaten sizin ayıbınızdı.... Okumaya Devam et →
BİR DAMLADA SEVGİ VAR
Damla'nın hafta sonu ödevi... Bazen en yakın arkadaşınızı size “anne”lik yapsın diye alırsınız yanınıza. Bazen de en yakın arkadaşınızın annesi “arkadaş”ınız olarak misafiriniz olur. Sizin hiç olmadı mı? O zaman beni dinlemelisiniz. İpek, yani en yakın arkadaşım ve onun annesi Neval Teyze ilk defa konuk olmuyor bu satırlara. Öncekileri okuyanlar bilir. Bu sefer çok üzücü... Okumaya Devam et →
SUSTUN MU HOCA?
“Toprak satılıyorsa alıp götürmüyorlar ya” dediklerinde sustun mu Hoca? Sustun. “Bir dönem dini kullandık” dediklerinde sustun mu Hoca? Sustun. Camiyi kiliseye çevirdiklerinde sustun mu Hoca? Sustun. 4+4+4 ile eğitim sistemimizi hallaç pamuğu gibi dağıtıp kızları okula göndermemenin önünü açtıklarında sustun mu Hoca? Sustun. Peygamberimizin cenneti bile ayaklarının altına serdiği analığı, “Tecavüze uğrayan doğursun, devlet bakar”... Okumaya Devam et →
HİÇBİR MAL SİZİN DEĞİL NEYİ BÖLÜŞEMİYORSUNUZ?
Henüz yeni tanışacağı bir topluluğa Nasrettin Hoca fıkrası anlatarak söze başlamak ilk benim yazımda olsa gerek. Ama nedeni basit: Memleketimizde ‘güleriz ağlanacak halimize’ tarzı olaylar yaşamadan gün geçirmek mümkün değil. Eskiden de mümkün değildi, bu aralar hiç mümkün değil. Asıl, adam gibi adam olup gelen rüzgarın seyrine göre dalgalanmadan durmak zor. Zor olanı yapanlara selam... Okumaya Devam et →
PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALAR
Günlerden bir gün Nasrettin Hoca, köylerden bir köyün meydanında tek başına oturuyormuş. Bu köy diğer köylerin arasında Düdüklü Kadısıyla meşhurmuş. Kadının bu meşhur düdüğü kimdeyse yargı gücü de onun elindeymiş. Sıradanmış gibi görünen o gün, Muhtar ve ahalinin ileri gelenlerinden bir kaçı koşarak Hoca’nın yanına gelmiş. “Hoca, Hoca!” diye ünlemiş Muhtar. “Bize bir tek sen... Okumaya Devam et →
