YENİ TÜRKÜ’NÜN ‘ZAMANSIZ’ TÜRKÜLERİNİ BİR DE GENÇLERDEN DİNLEYİN 

80’lerin sonları. Lisedeyim. Kulağımda Walkman kulaklıkları. “Ne dinliyorsun?” diye soruyorlar. “Yeni Türkü” diyorum. “Kim söylüyor?” diyorlar. “Yeni Türkü” diyorum. Dinlediğim albüm Yeşilmişik. 

Yeni Türkü ile 1988 çıkışlı bu albümüyle tanışmıştım. Sonra gidip eski albümleri aldım. Youtube filan olmadığı için bu adamlar başka ne söylemiş diye merak edince eski kasetlerini almanız gereken zamanlardı. Sonra CD’ler çıktı. Sonra da mertlik bozuldu zaten.  

‘Tribute’ albümleri teşbihte hata olmazsa şuna benzetirim: Hani ’57 Chevrolet ya da ’66 Mercedes’i yıllarca bekleyip orijinal parçaları ile toplarlar ya. O nikelajlı parçalarında çizik yoktur ve pırıl pırıl parlar. Şarkılar da öyledir. Eskimezler, şarap gibi yıllanırlar. Sonra yeniden bir araya getirilmeleri gerekir başka birileri tarafından. Eski sahipleri yoktur ortada ama gururla sergileyen yeni sahipleri vardır. Orijinalliğini ve ruhunu bozmadan. O yüzden çoğu şarkının, sahibinden başka birisi tarafından söylenmiş halini sevemem. Kötü söylendiği için değil şarkının ruhuna aykırı söylendiği için. Bu sefer kulağımı tırmalayan bir şey olmadı. Ya da ben yaşlandım ve daha az huysuzum bilemiyorum. (Aslında tam tersi olması lazım!) 

Fakat albümde bir ‘Açelya’ yorumu neden yok diye sormak isterim Derya Köroğlu’na. Gözlerim ve kulaklarım bu şarkıyı aradı. 

Aşağıdaki ‘italik’ paragraflar Derya Köroğlu’yla albümle ilgili yapılan röportajdan alınmıştır. kaynak discogs.com sitesidir. Diğer yorumlar bana aittir.
 
Üç farklı kuşağın anılarında önemli yeri olan grubun yüzlerce şarkısı içinden 22’si özenle seçildi, farklı akımları temsil eden isimler tarafından yorumlandı. Şarkıların sıralaması ise Derya Köroğlu’na ait. “Bir buçuk yıl boyunca sanatçılarla görüşüldü, albümün tamamlanması üç yıl sürdü. Düzenlemelere ve yorumlara hiç karışmadım. Herkes söylemek istediği şarkıyı seçip yorumladı. Müzikal anlamda eleştirel olmamaya çalıştım. Tek beklediğim, yorumların şarkılarımıza yakışmasıydı.” diyor. “Bu projede Telli Telli ve Maskeli Balo şarkılarının yer almasını istemedik. Onlar bugüne dek birçok kez yorumlandı. Bu talebimiz, projedeki sanatçılar tarafından da makul karşılandı. (Derya Köroğlu röportajından)


 

Athena – Mamak Türküsü 
 
Albümün açılış şarkısı olan Mamak Türküsü, Athena’nın punk yorumuyla dikkat çekiyor. “Şarkı, stadyumlarda hep bir ağızdan söylenebilecek bir marşa dönüştü.” diyor Derya Köroğlu ve Gökhan Özoğuz’un telefonda ona projeden bahsedildiği anda Mamak Türküsü’nü seçtiğini anlatıyor. Köroğlu, “80’li yılları yaşayan bir şarkıdır. Kemal Burkay’ın Sonbahardan Çizgiler adlı şiiridir aslı. Mamak Cezaevi’nde bulunmuş birinin neler yaşadığı ancak bu kadar yumuşak bir şekilde ifade edilebilirdi. Şiirin şarkıya dönüşen hali de mahkumların kalbine yerleşmişti o dönem.” diye anlatırken o günleri tekrar yaşıyormuş gibi görünüyor. Athena yorumundan ise gururla söz ediyor: “Punk’taki başkaldırı hali şarkıya çok yakışmış. Dik başlı ve güçlü…”   (Derya Köroğlu röportajından)

Önce davul ritmiyle giren şarkı stadyumda ağız dolusu söylenebilecek bir marş şeklinde devam ediyor. Tam ya bu şarkıya da bu yapılır mı diye mızıyacakken, bir U dönüşü yapıyor fikrim ve bağıra çağıra söylemeye başlıyorum ben de Athena ile. Tam da ‘Geldiğimizde otlar yemyeşildi ve kuzeydeydi güneş!’ modunda. 
 
Melek Mosso – Karanfil 
 
“1992 yılının sonları… Ben, melodiler kafamda uzun zaman yoğrulduktan sonra şarkıları bestelerim. Karanfil’in bestesi zihnimde 10 yıldan fazla süredir dönüyordu. Şiir ve müziği eş zamanlı yazdığımız da olurdu ancak bu kez melodi önden gelmişti. Kafamdaki notaların üzerine Meral Özbek sözleri yazdı. Gözlerinde karanfiller olan bir insandı Uğur Mumcu. 1993’ten beri konserlerde bu şarkıyı ona ithaf ederek söyleriz.” diye anlatıyor Köroğlu, Karanfil’in hikayesini. Albümde Karanfil’i seslendiren son yılların en hızla büyüyen seslerinden biri olan Melek Mosso için yorumu ise kararlı ve net: “Şarkıyı olduğundan biraz daha hızlandırmış, daha modern bir hale bürümek istemiş ve bunu başarmış. Düzenleme hissini beğendim. Güçlü sesi de bu şarkıya çok yakışmış.” (Derya Köroğlu röportajından)
 

Şarkının başlangıcı o kadar güzel ki. Neden daha önce böyle söylenmemiş acaba dedirtiyor. Bu albümle Melek Mosso’nun sesiyle gerçek anlamda yeni tanışıyorum. Daha önce de dinlemişim sanatçının şarkılarını ama demek ki ayaküstü bir selam verip geçmişiz birbirimize. Şimdi aynı masada oturduk ve sohbet ediyoruz. Derin bir sohbet. Neresi sıla neresi gurbet… 

Kenan Doğulu – Yeşilmişik 
 
Yeni Türkü denildiği anda akla gelen ilk şarkılardan biri olan Yeşilmişik için Derya Köroğlu: “Şarkı ilk çıktığında, insanlara bir ferahlık duygusu vermişti. İstanbul’daki bekar evimde yaşadığım günlerde Can Yücel’in gençliğinde yazdığı şiirleri çok okurdum, resmen takmıştım o dönemine. İlham da oradan geldi. Şiirden aldığım bu ilhamla besteyi yapmış ve onu sabaha kadar yoğurmuştum. Sabah uyandığımda ise beste kafamdan uçup gitmişti.” diyor. Sonrasında şiirleri defalarca okuyarak, melodiyi ufak ufak hatırlayıp şarkıyı tekrar bestelemek zorunda kaldığını da gülerek anlatıyor. Köroğlu, ambient bir havaya bürünen pozitif atmosferli bu pop hit’i için “Selim Atakan Londra’dan dönüp bende kaldığı dönem, sürekli beste yapmıştık. Bizim kariyerimizi zıplatan albüm Yeşilmişik’tir. Gezegenler ve yıldızlar lehimize çalışmıştı bu albümde. Kenan bu şarkıyı bizimle 40. Yıl Konserimizde söylemişti. Çok özendi ve enteresan bir yorum ortaya koydu. Şarkı yumuşacık olmuş. Kenan’ın duygusal yanıyla bütünleşmiş.” diyor. (Derya Köroğlu röportajından)
 

Kenan doğulu ile çoktandır küs bir ilişkimiz var. Tutamıyorum zamanı gibi bir şarkıyı yapmış üstelik 5.36 dakikalık caz harika akustik versiyonunu yapmış bir müzisyen için son zamanlarda yaptığı işler çok vasattı. Yeşilmişik’le gönlümde baş köşeye yerleşmiyor tekrar. Ama en azından beni ve şarkıyı üzmeden yaptığı düzenlemeyle, kenarından dere akan yeşil bir çayırda, uçurtma uçuran çocuklarla beraber şarkı söylediği hissini vermeyi başarmış. 

  
Gaye Su Akyol – İstersen Hiç Başlamasın 
 
“Çok takdir ettiğim, çok iyi bir solist. Aslında popüler olmayan bir şarkıyı seçti. Özel bir şarkıdır. Selim Atakan’ın bestesi ve Murathan Mungan’ın sözleri…” diyerek anlatmaya başlıyor şarkının hikayesini Köroğlu. İstersen Hiç Başlamasın, aslında Şarkıcı Kız Kezban’ın Önlenebilir Yükselişi adlı tiyatro oyunu için yazılsa da oyun hiç sahnelenmeyince, Yeni Türkü külliyatına katılıyor. Köroğlu, “Gaye’nin bu projede yer almasını çok istedim. Seçilecek şarkı için biraz paslaştık, birkaç önerimiz oldu ama Gaye doğrudan bu şarkıyı seçti. Nağmeli vokal tarzından biraz uzak, şarkının orijinaline sadık ve saygılı bir yorum yapmış.” diyor. (Derya Köroğlu röportajından)

Çok duygusal bir şarkıya çok iyi bir ses. Şarkı su gibi hem akıyor bir o kadar da ağır. Başlamaması gereken ama belki de çoktan hüsrana uğramış bir aşkı başarıyla seslendirmiş Gaye Su Akyol.

Buray – Aşk Yeniden

“Buray’ı çok cana yakın buluyorum. Memleketi olan Kıbrıs’ı da çok severim. Onun insanı kavrayan bir enerjisi var. Şarkıdaki “Aşk Yeniden” deyişiyle bitirmiş zaten olayı.” diyor Köroğlu ve en çok dinlenen şarkılarından birinin ortaya çıkışını şöyle anlatıyor: “Oğlum doğduktan sonra Beşiktaş’taki evimizde sabaha kadar denize bakarak çalışırdım. Aşk Yeniden (1992) albümünde bir değişikliğe gidilmişti, Selim Atakan gruptan ayrılmıştı. Murathan’ın (Mungan) sözleri ve benim bestelerim birleşti. Murathan besteyi duyar duymaz “Aşk Yeniden” deyiverdi. Ben şiir ve kitap okumayı çok sevsem de sözel hafızam zayıf. Murathan’ın ağzından melodiyi duyar duymaz nakarat sözünün çıkması bambaşka bir yetenek. Bu çok iyi bir söz-müzik örtüşmesi olmuştu.” (Derya Köroğlu röportajından)

Buray gibi, aşk gibi, şiddet gibi, Akdeniz gibi, Kıbrıs gibi, kumsal gibi, yıldız gibi, şehvet gibi bir şarkı olmuş daha ne diyeyim.  

 
Sena Şener – Dönmek 
 
Köroğlu, “Türkiye’de son yıllarda öne çıkan en önemli müzisyenlerden biri Sena Şener. Onu ne kadar övsem az. 16-17 yaşlarında yaptığı şarkıları evde veya yolda dinliyorum. Çok takdir ediyorum, çok iyi bir söz yazarı, besteci ve şarkıcı. İmza gibi bir sesi var, İngilizce söyleyişini de çok beğeniyorum. Özel bir müzisyen.” diyerek Sena Şener hakkında fikirlerini paylaşıyor ve bir anda 1987’ye dönüyor: “Levent’teki evimdeyim. Dünyanın Kapıları albümü için besteler yapıyorum Murathan ise sözlerini yazıyor. Bu albümün armonik yapısı çok kendine özgüdür. Murathan da o ruhu yakalamasa alıp söz yazmazdı. Zaten her yaptığımız müziğe de söz yazmadı.” (Derya Köroğlu röportajından)

Böyle güzel söylenebilir mi ta geçmişten kopup gelmiş bir şarkı? Gitardaki pena sesleri… Bir yeşilçam filmindeki aşk sahnesini izler gibi dinletiyor şarkı kendini. Sena’nın sesi ‘onca yollardan sonra…’ yeniden yollara düşenlerin de kalanların da sarhoş olanların da olmayanların da gönlünü titretiyor. 

 
Cem Adrian – Çember 
 
Şarkıcı Kız Kezban’ın Önlenebilir Yükselişi için yazılan bir diğer şarkı olan Çember, Cem Adrian’la yeniden hayat buldu. Derya Köroğlu, şarkının ilk versiyonunda Çember yerine Düzen kelimesini kullandıklarını anlatıyor: “Çember, herkesin kendi hayatıyla yorumladığı bir kelime oldu. Düzen çok didaktik geliyordu kulağa, biraz parmak sallıyordu sanki. İnsanlar kendi hayatlarıyla o içeriği dolduruyor zaten. O söz, insanların kendilerinin yorumuyla değişen bir hal aldı. Bu şarkıyı Cem’le birbirimizin sahnelerine konuk olarak pek çok kez seslendirdik. O, kendi kuşağın en özgün seslerinden biri.” Derya Köroğlu’nun Cem Adrian hakkında söyledikleri, kendi yolunu çizen sanatçılar için önemli ipuçları barındırıyor: “Kendi müzik tarzı ve sözleriyle öyle bir diretti ki kimse onu yolundan çeviremedi. Hiçbir zaman boş durmadı. Salgın günlerinde TSM albümü bile yayımladı. O şarkıyı söyleyeceği zaman neyle karşılaşacağımı biliyordum. Şarkı, Cem’in kendine özgü kafa sesiyle çok iyi bir hale evrildi.” (Derya Köroğlu röportajından)

Üniversitedeki en yakın arkadaşım Aslı’nın defterime ‘Ya dışındasındır çemberin ya da içinde kalacaksın’ yazışı geldi aklıma şarkıyı dinleyince. Şarkı o kadar güzel ki, söylerken kötü söylemek neredeyse mümkün değil. Cem Adrian da öyle söylüyor işte. Şarkı gibi güzel. Su gibi bir piyano sesi kadar sade. 
 

Emir Can İğrek – Gurbete Kaçacağım 
 
“Emir Can İğrek, daha önce tanışmadığım isimlerden biriydi. Çok yakından bilmiyordum. Zaten günümüzde Türkçe pop müziğinde neler olup bittiğine dair fikrim, bu albüm vesilesiyle gelişti. Emir Can, projeye sonlara doğru girdi.” diye anlatmaya başlıyor Derya Köroğlu. Selim Atakan’ın bestesi ve Yaşar Miraç sözleriyle ışıldayan bu parça, daha önce yayımlanmamıştı. “Bu şarkının artık ortaya çıkması lazımdı. 10 yıl önceki son stüdyo albümümüz için kaydetsek de ben onu vokalime bir türlü yakıştıramadım, kısacası bu şarkının benim sesimle bir kaydı yok. Benim kalemim değil. Emir Can İğrek, şarkının altından çok iyi kalktı. Bu proje için tanıştık, sonrasında konserlerine gittim. Atilla İlhan şiirlerine atıfta bulunan şarkıları var. Zamanın ruhunu çok iyi biliyor. Sunduğumuz önerilerin içinden bu şarkıyı seçmesi etkileyici. (Derya Köroğlu röportajından)

O etkileyici hatta iğneleyici kadın sesinden yıllarca dinlediğim bu şarkıyı tanımadığım genç bir ses söylüyor. Bakıyorum ‘Nalan’ isimli şarkısını duymuşum evet. Ve bu şarkıyı hakkıyla söyleyebildiği için şaşkınım. Arabeske benzetmeden, şarkıyı hiç etmeden söylemiş. Sakince… 

 
Hayko Cepkin – Destina 
 
Köroğlu, “Hayko Cepkin’in aklına yer etmiş Destina. Henüz bu proje yokken aklına düşmüş olacak ki, kendisiyle görüşüldüğünde ‘Ben Destina’yı söyleyeceğim’ demiş. Hayko, 40. Yıl Konseri’nde sahnede bu şarkıda bize eşlik etti. Tarzını bize uydurdu ve daha yumuşak söyledi. Ben bu projedeki yorumunda açıkçası daha metal bir yorum bekliyordum. Brutal vokal olsa bile yakıştıracağına emindim. Destina’ya metal çok yakışmış.” diyor Hayko Cepkin’in Destina’sını överek ve devam ediyor: “Lale Müldür özel bir şair. Fırtına Apartmanı’ndaki evimde Selim Atakan ile karşılıklı besteler yaptığımız dönemde bu şiiri okuduk. Fırtına’yı da o apartmanda besteledim. Müldür’ün şiir kitabının adı da Fırtına Günleri’ydi. Komşumuzdu Lale Müldür. Orada tanıştık kendisiyle; değişik bir karakterdi. Eve bir kayıt sistemi kurmuştuk. Selim şarkıyı çalarken içerideydim, ana melodiyi duyar duymaz koşarak gelmiştim. Bu kadar güzel bir melodi duymamıştım. Destina… Adı kaderden geliyor. Destina haykırıştır.”  (Derya Köroğlu röportajından)
 

Hayko’nun tarzını ezbere bildiğim için gitar seslerini beklemeye başladım hemen. Hayko katıldığı diğer tribute’larda da güzel sesi ve rock ağırlıklı altyapısı ile gönlümü kazanmıştır. Bu şarkıda da uzunca bir ‘Destinaaaa’ dedikten sonra gelen gitar riff’leri şarkıyı ilginç bir şekilde ağırlaştıracağı yerde uçuruyor diyebilirim. 

 
Ceylan Ertem – Rüzgar 
 
“Ceylan, kariyerinin başından beri hayatımızda. Uç noktada bir şarkıcılığı var ve kendini bize öyle sevdirdi. Nerede duysak anlarız kim olduğunu. Öylesine imza bir ses. Rüzgar da özel bir şarkı.” diyor Köroğlu ve şöyle devam ediyor: “Buğdayın Türküsü’nün ardından ikinci albüm Akdeniz Akdeniz daha yayımlanmadan Selim ve Zerrin Atakan, tıp doktorluğu kariyerlerine devam etmek için Londra’ya gittiler. Selim ve diğer grup arkadaşlarımız, Akdeniz Akdeniz’den sonra Yeni Türkü belki de bir daha albüm yapamaz diye düşünmeye başlamışlardı. Zaten 12 Eylül dönemiydi, konser veremiyorduk. Selim Atakan da gidince grup dağılır diye düşünüldü. Ben, bayrağı ele aldım. Akdeniz Akdeniz de benim yapımcılığımla ortaya çıktı. Aslında besteler yapardım ama ilk iki albümde besteci kimliğim ön planda değildi. Sonra açıldım ve beste yapmaya başladım. Müziklerimizle Altın Portakal kazandığımız Derman adlı bir film var. Yönetmen Şerif Gören benden film için müzik yapmamı istedi, Rüzgar’ın bestesi ilk kez orada ortaya çıktıktan sonra Meral Özbek üzerine söz yazdı. O dönemde Batı müzikleri arasında en çok rock’tan etkileniyordum.”  (Derya Köroğlu röportajından)
 

Ceylan’ın sesine yakışmış bu şarkı. Ama sanki zorlanıyormuş gibi söylemeseymiş bir de. Biraz yavaş mı desem, bazı kelimeleri uzatarak mı desem bilemedim, zorla söylüyormuş gibi bir his bıraktı bende. Sanki boğazı ağrıyormuş da mecburen sahneye çıkmış gibi bir his.   

 
Can Gox – Eyvallah 
 
Derya Köroğlu, Stelios Fotiadis’in bestesi olan Eyvallah ve Can Gox’un yorumu için şunları söylüyor: “Can ile 40. Yıl Konseri’nde tanıştık. Zaten bir provada geldi ve ‘Ben Eyvallah’ı söyleyeceğim’ dedi. Bir kere söyledikten sonra da şarkıya çok yakıştığı anlaşıldı zaten. Herkes her şarkıyı iyi söyleyemez. Mesela TSM söyleyebilmek ciddi bir gırtlak eğitimi ister. Can Gox, bu şarkıyı Anadolu rock kulvarına taşımış oldu. Anadolu pop/rock’ın patladığı dönemde büyümüş bir insanım ama bu şarkıyı böyle söylemek hiç aklıma gelmemişti. Ben daha naif söylediğim için bu yorum bana çok şaşırtıcı geldi.”  (Derya Köroğlu röportajından)

Can Gox’un sesi Derya Köroğlu’na birazcık benziyor sanki. Şarkının ismi de ritmi de Can’ın tarzına gitmiş bence. kulak tırmalamadan keyiflice söylemiş.
 
Sıla – Fırtına 
 
Levent’teki Fırtına Apartmanı’nın Yeni Türkü külliyatına katkısı çok büyük. Fırtına da o apartmanda yazılan pek çok hit şarkıdan biri. “Onu önce dört kanallı bir banda kaydettim. Kaydetmeden önce Murathan’a çaldım. Şarkının melodisini duyar duymaz ‘Bak geliyor fırtına.’ dedi. Hızına inanamadım. Ama sonra geri kalanını ancak sekiz ayda tamamlayabildi. Albüm kaydına gireceğimiz günlerde onu ‘Murathan bitir şu şarkıyı artık.’ diye zorluyordum. Bir süre bekledi ve biz stüdyodayken son cümle geldi: ‘Denizlere çıkar sokaklar.’ Yani sekiz ay beklediğimize değdi.” diye anlatıyor Köroğlu. Normalde buzuki çalmayan müzisyen, bu şarkıyı stüdyoda 12 telli gitarı bir buzuki gibi çalarak kaydetmiş. Şarkının bu güçlü Sıla yorumu için önemli bir detayı belirtmeden de geçmiyor: “Fırtınayı daha önce hiçbir kadın şarkıcı yorumlamamıştı. İçinde bulunduğumuz döneme çok yakışacağını düşündük. Onun sesine de çok yakışmış.”  (Derya Köroğlu röportajından)
 

Sıla ile dinleyici olarak ilişkim on&off olarak devam ediyor. Bazen seviyorum bazen ı-ıh. Burada da dizelerin (geçse de yolumuz bozkırlardan…) sonlarında şarkıyı arabeske çeken ses tonunu hiç beğenmedim. Tamam güçlü bir sesi var ama yıllardır protest hadi en hafifi pop-müzik tarzında yorumlanmış bir şarkıyı nasıl da aranbeskimsitrak hale getirivermiş. Sezen Aksu’nun en büyük başarısının yıllarca tabiri caizse ‘damar’ şarkılar yapmasına karşın hiçbirini ağdalandırmadan söyleyebilmesidir diye düşünürdüm yıllardır. Burada söyleyeyim bari. O Yüzden Sıla’nın ‘Fırtına’ yorumunu içimdeki ‘skip’ yapma isteğine karşı durarak dinliyorum.

 
EDIS – Bana Bir Masal Anlat Baba 
 
“Bu bir Cengiz Onural bestesi. Yavuz Turgul ise Süper Baba dizisinin ana fikrinin mimarı. Hikayesi ona ait, dolayısıyla sözler de. Şarkı, dizinin ruhuyla çok iyi örtüştü. Ve biz 93-94’ten itibaren dizi müzikleri yapmaya başladık. Ben daha ziyade belgesel müzikleri üzerine çalıştım. Türk Müziği’nde saz eseri kavramını çok iyi benimsedik. Ne Selim Atakan ne de ben söz yazıyoruz; bizim işimiz müzik. Bir şarkı dinlediğim zaman sözlerden çok müziğe dikkat eder, arkadaki melodiyi dinlerim. Halbuki pek çok insan sözleriyle yakalar müziği. Ancak bu şarkıda sözün ve müziğin harika bir uyumu var.” diyor Köroğlu. “EDIS, bu şarkıyı çok sade ve harika yorumlamış.”  (Derya Köroğlu röportajından)
 

EDIS de kim dedim? A-aaa? Hani şu ‘Çok çok’ve ‘Dudak’ isimli patlayan şarkıları yapan genç. Nasıl yani? O hoppa züppe şarkıları yapan kişi bu duygusal şarkıyı mı söylemiş? Söylemiş vallahi de billahi de. Sanki gitar çalıp söylemiş gibi olmuş. Ha sesi de güzelmiş yahu genç adamın! 

 
Sura İskenderli – Sezenler Olmuş 
 
Köroğlu, “Sura, Azerbaycan doğumlu ve o coğrafyanın şarkıcılığını yansıtıyor. Gırtlak nağmeleri kendine özgü ve bu yüzden onun şarkıya çok yakıştığını düşünüyorum.” diyor ve bu şarkıyı daha önce yorumlayan Ümmüşen’den de bahsediyor: “Ümmüşen, benim ODTÜ’den arkadaşım. İstanbul’a geldiğinde bir albüm yapmak istediğini söyledi. Onun sesini size şöyle anlatabilirim: ODTÜ’nün bir ucunda Jeoloji Mühendisliği, üç kilometre ötedeki diğer ucunda ise Mimarlık Fakültesi var. Ümmüşen birinde şarkı söylese, diğer uçtakiler dinleyebilirdi.”  (Derya Köroğlu röportajından)
 

Sura yaylılarla, Türk Sanat Müziği hatta arabesk gibi söylenip mahvedilebilecek bir şarkıyı arabeskleştirmeden söyleyebilmeyi başarmış. Ha bu arada arabesk düşmanı olduğumu sanmayın. Severim dinlerim, pek çok örneğine bayılırım hatta. Ama her şeyin yeri var. Yeni Türkü albümünde yeri yok maalesef. O yüzden Sura kalbime girenlerden oldu. 

 
Ecem Erkek – Olmasa Mektubun 
 
Derya Köroğlu, oyuncu Ecem Erkek için “Bence çok değişik bir yorum çıkardı ortaya.” diyor ve devam ediyor: “Albümde sadece müzisyenlerin yer almasını istemedik. Ecem bir oyuncu olmasına rağmen çok güçlü bir yoruma imza attı.“ Ona göre, bu şarkının hayat bulmasında Murathan Mungan’ın rolü önemli: “Maskeli Balo ve Telli Telli sonrasında artık Yunanca şarkı yorumlamak istemiyorduk. Murathan ise öyle düşünmüyordu. Bu şarkıyı bize ithaf ederek, daktiloyla yazıp gönderdi. Reddetmek mümkün mü? 1979’da Haris Alexiou’dan orijinalini dinlediğimizde donakaldığımızı hatırlıyorum. Dönemin karanlığına ışık gibi doğan bir şarkı oldu. Murathan kaydetmemizi çok istemişti, sözleri görünce biz de kabul ettik” diyor.  (Derya Köroğlu röportajından)

Şarkıyı dinlerken Haris Alexiou’nun ‘Ola se thimizoun’ derkenki sesini duyar gibi oluyorum. Kadın sesi şarkıya bir kat daha fazla hüzün mü katıyor desem? Derya Köroğlu’nu kızdırmadan ne desem acaba? Ecem Erkek’i nereden duydum derken Taksim Trio ile ‘Nereden bileceksiniz’ performansını görünce hatırladım. Beğenmiştim o performansı. Burada da şarkıyı bozmadan söylüyor. Ve yaylılara rağmen dizeleri yaymadan. Ağzına sağlık.
 
Mabel Matiz – Nerelere Gideyim 
 
Mabel Matiz, kendisine gönderilen şarkı listesine hiç bakmadan ne istediğini Derya Köroğlu’na söyleyen ilk isimlerden biri olmuş. Köroğlu, “Mabel ile telefonda ilk konuştuğumuzda şarkıyı bir anda ezbere söyledi. Kendi kendime “Tamam olmuş bu.” dedim. Pek öne çıkmamış bir parçayı seçmesini de çok takdir ettim. Müziğe başladığı günden itibaren çok sevdik onu. Çağdaşı pek çok sanatçıya göre epey farklı bir tarzı var. Çizdiği yolu bizim müziğe bakış açımıza benzetiyorum. Zira o da bizim gibi şarkının ana melodisinin dışında ara pasaj melodileri yazıyor. Zorluklarla karşılaşsa da kendi yorumunu ve müziğini kabul ettirmek için direndi.” diyerek Can Güngör’ün synth ağırlıklı düzenlemesinin şarkıya ne kadar farklı bir hava kattığından da bahsediyor.  (Derya Köroğlu röportajından)

‘Nerelere gideyim’ şarkısı Yeni Türkü’nün 1999 yapımı Yeni isimli albümündenmiş. Çıkış şarkısı Nakka. Albümde ezbere bilmediğim tek şarkı bu. Çünkü Yeni Türkü’nün o albümünü ne yalan söyleyeyim çıkış şarkısıyla beraber sevmemiştim. Nakka şarkısını çok zorlama bulmuştum. O yüzden Mabel Matiz’den ilk defa dinliyorum gözlerim kapalı. Fena olmamış diyebilirim. 
 
Bora Duran – Vira Vira 
 
Bu albümdeki en popüler şarkıların başında yer alan Vira Vira’yı seslendiren Bora Duran’ın şarkıcılığının kendisini nasıl etkilediğini itiraf edercesine paylaşıyor Derya Köroğlu: “Bora, şimdiye kadar yapılmış en iyi Vira Vira yorumlarından birine imza attı. Hatta bu şarkıyı sahnede neredeyse onun gibi söylemekten çekiniyorum. Vira Vira’ya yeni bir karakter katmış. Artık bu şarkıyı söylerken bir yandan kulağımda mutlaka onun sesi de oluyor.” diyor. Müzisyen, Yeni Türkü’nün 1990’da yayımladığı Vira Vira albümü için “En olgun üretimimizdir.” yorumunu yapıyor: “Anlamı, demir almak yola çıkmak. Bunun ne demek olduğunu öğrendiğimde çok hoşuma gitmişti. Bu etkiyle kaleme aldığım ilk söz çalışmam (Turgay Fişekçi’yle birlikte) bu şarkı için olmuştu. Selim ve ben farklı tarzlara sahibiz. Selim’in besteleri daha çok Destina gibi şarkılardı. Vira Vira ise benim için Fırtına çizgisinin devamı gibidir. İnsanlara büyük coşku vermişti, tıpkı Aşk Yeniden gibi.”  (Derya Köroğlu röportajından)

Bora Duran’ı da sana doğru şarkısından biliyormuşum. Açıkçası aşk yeniden ya da karanfil gibi daha el çırpılıp dans edilecek bir düzenleme olmasını bekledim. Bu da dans edilebilir bir formatta ama daha çok disko tarzı. Hani Ahmet Koç’un bağlaması gitarıyla filan böyle halay çekilecek bir şarkı olsaydı diye düşündüm. Ama elimizde bu var. Bora Duran’ın seslendirmesi gayet güzel. Ben halay çekmek istiyorum sadece. 

 
Mehmet Erdem – Deliler 
 
Önce gülüyor Derya Köroğlu ve sonra sözlerine “Büyük sürpriz” diyerek başlıyor: “Mehmet Erdem Deliler’i istediğini söylediğinde önce yanlış bir seçim yaptığını düşündüm fakat bunu ona söyleyecek bir fırsat yakalayamadım. O kadar ısrar etti ki, ortaya ne çıkacağını şüpheyle beklemeye başladım. Sonucu duyduğumda kulaklarıma inanamadım. Onu tebrik ediyorum. İlk hali Latin ilhamlıydı ama albüme girdiğinde daha çok nefesliler hakimdi. Mehmet’in yorumu hakkında ne diyeceğimi bilemiyorum. Kadeh kaldırılacak bir versiyon olmuş.”  (Derya Köroğlu röportajından)

Zaten Mehmet’in sesi böyle kulağınıza fısıldar gibi geliyor. Hoparlörler ne kadar uzak olursa olsun evde veya arabada. Neredeyse hiç kulaklıkla müzik dinlemediğimi de belirteyim. O yüzden ‘Diyorlar ki zaten gözlerinden’ dediği anda bir iç çekiyorsunuz dinlerken. En azından ben çektim. Fakat klarnet solonun daha uzun ve daha nağmeli olmasını isterdim ne yalan söyleyeyim.yine de çok güzel. 
 
Kalben – Yağmurun Elleri 
 
“Kendi şarkısını tek seferde seçen isimlerden biri de Kalben oldu. Yağmurun Elleri’ne kendi tarzına oranla daha sade bir bakışla yaklaştı. Şarkının melodisine güvendi. Ortaya çıkan sonuç çok güzel. Elektronik altyapılar besteye yakışmış.” diyor Köroğlu. “Barış Pirhasan bir senaryo yazıyordu. Yıldırım Türker’le konuşurken aklına gelen Amerikalı şair E. E. Cummings’in bir şiirini senaryoya uyarladı ve filmin adı da Yağmurun Elleri oldu.” Pirhasan’ın o uzun şiirin bir bölümünden ilham alarak Yeni Türkü’ye verdiği sözleri Derya Köroğlu besteledi ve grubun en önemli şarkılarından biri olan Yağmurun Elleri böyle ortaya çıktı ancak film hiçbir zaman çekilmedi.  (Derya Köroğlu röportajından)

İlk kelimeler dökülür dökülmez Kalben’i de sesinden tanıdım. (bu arada albümü ilk dinlerken kimler neyi söylemiş  bakmamıştım sürpriz olsun diye.) ah Kalben ve yağmurun elleri güzel ikili olmuş diye düşündüm içimden. 
 
İkiye On Kala – Resim 
 
“Bu şarkının düzenlemesine hayran oldum. 80’lerin ruhuyla bugünün müzikal düzenleme anlayışını birleştiren güzel bir enerji yakalanmış. İkiye On Kala’yı bu şarkıya kendimi yakıştırdığım kadar yakıştırdım.” derken Derya Köroğlu’nun aklına George Benson geliyor ve bir canlı kayıt dinletiyor: “Buradaki mute gitar tekniği çok iyi. Kendi yorumumu da bu versiyona yaklaştırmak istiyorum. Şarkı bu haliyle çok güzel parlar.” Resim, Derya Köroğlu’nun pek çok hit parçasına ilham veren Levent’teki Fırtına Apartmanı’nda ortaya çıkmış. “90’lar pop’una en yakın şarkım Resim olabilir. Bir kasete kaydedip hemen Murathan’a dinlettim. O, ‘Bu pop, Yeni Türkü şarkısı değil’ deyince sözleri Meral Özbek yazdı. Yani Murathan’ın itirazına rağmen şarkıyı bitirdik.”  (Derya Köroğlu röportajından)

Albümü ilk dinledikten sonra ertesi gün neden resim yok neden açelya yok neden resim yok… diye sayıklarken yahu resim varmış ya oldum. İkiye on kala’yı ‘Kafamda kentsel dönüşümler’den biliyormuşum. Bu arada genç elemanlarım sağ olsun onlar da Youtube’dan bu şarkıları açıp bana dinletmeseler yenileri hiç bilemeyeceğim. Resim şarkısını eskiden de çok severdim, İkiye on kala’nın yorumunu da çok beğendim.    

 Pamela – Yedikule 
 
Yedikule, Yeni Türkü’nün uyarladığı en ünlü rebetiko şarkılarından biri. Sözlerini Cengiz Onural’ın yazdığı Yedikule’nin orijinal müziği ise Vangelis Papazoğlu’na ait. Köroğlu, Aşk Yeniden (1992) albümünde yer alan bu şarkıyı Zamansız projesinde yorumlayan Pamela için: “Çok iyi bir vokalist. Pamela bu şarkıyı istedi ve kendi tarzından daha uzak bir sonuç ortaya çıkardı. İşin içine nefesliler girince şarkı bir Balkan havasına bürünmüş; aslı da rebetikodur.” diyor ve ekliyor: “Biz daha sonra Külhani Şarkılar (1994) albümünde yer verdik Yedikule’ye. Bu şarkı, Cengiz Onural ve Fırat Oburoğlu’nun rebetiko aşkıyla bestelendi. Rebetiko filmi kalbimizi çalmıştı o günlerde. Mübadelenin iki tarafta da nasıl yaralar açtığını çok iyi anlatıyordu.”  (Derya Köroğlu röportajından)

Pamela her zamanki gibi genç, dinamik, hızlı, zıpkın gibi fişek gibi rahmetli Savaş Ay’ın deyimiyle. Zaten en sevdiğim İbrahim Tatlıses şarkılarından biri olan ‘Kal benim için’i harika yorumladığı günden beridir hayranım Pamela’ya.
 
Mert Fırat – Bahar Şarkısı 
 
Projenin son şarkısı, albümdeki bir diğer oyuncu Mert Fırat tarafından yorumlandı. Köroğlu, “Mert, popüler olmayan bir şarkıyı seçti ve bence bu şarkı ona çok yakıştı. Bu sürecin altından çok iyi kalktığını düşünüyorum. Sesindeki nağmeler çok iyi ve yerinde. Ortaya bir sürpriz çıkardı gerçekten. Şarkıyı seçmesinde benim bir rolüm yok. Ancak, öne çıkmasını istediğim şarkılardan biriydi. Bahar Şarkısı, Günebakan (1986) albümü için, Selim Atakan’ın Nottingham’da Turgay Fişekçi’nin bir şiiri üstüne yaptığı bir beste. O günlerde farklı ülkelerden karşılıklı çalışmak çok zordu. Selim, Akdeniz Akdeniz’i bile tamamlayamamıştı. Orada besteleri yapar, buraya kayıt için gelirdi. Her şeyi ayarlardık ve bir haftada kayıtları tamamlayıp İngiltere’ye dönerdi.” diyor (Derya Köroğlu röportajından)

Benim için albümün sürprizi Mert Fırat. ‘Livaneli Bir Kuşaktan Bir Kuşağa’ albümünde ‘Güneş topla benim için’i daha robotik bir sesle ve şarkının tekrar kısımlarını koroyla söylemişti. Orada da beni şaşırtmıştı. Ama bu albümde tam bir sürpriz bence. Kabul edin diyor, oyuncu olduğum kadar da şarkıcıyım artık. Biz de eyvallah diyoruz.   

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s