Dizinin künyesi: YEŞİLÇAM 

Başroller: Çağatay Ulusoy, Afra Saraçoğlu, Selin Şekerci, Yetkin Dikiciler 

Sezon: 1, 2021, 10 bölüm, Sezon 2, 2021 5 bölüm (devam ediyor) 

Senarist: Levent Cantek, Volkan Sümbül  

Yönetmen: Çağan Irmak 

Yayınlandığı platform: BluTV 

IMDb puanı: 7.9 

Dizinin künyesi: KULÜP 

Başroller: Gökçe Bahadır, Barış Arduç, Asude Kelebek, Salih Bademci 

Sezon: 1, 2021, 6 bölüm 

Yazan ve yöneten: Zeynep Günay Tan, Seren Yüce 

Yayınlandığı platform: Netflix 

IMDb puanı: 8.1 

Yeşilçam dizisinin ilk sezonunu annemle beraber izledik. Ben sabahtan akşama arka arkaya öyle dizi izleyemem kızım diyen +65 annem bile e bunun devamı yok mu diye sordu. Hakkında bir şeyler yazayım diyordum. Yazamamışım. 

Sonra Netflix’te Kulüp dizisi başladı. Kullanımı daha yaygın olan bir platform olduğu için bu diziyi sağır sultan bile duydu. Yeşilçam’ın o kadar izlendiğini sanmıyorum. 

Neden bu iki diziyi aynı A4 sayfası üzerinde değerlendirmek istedim? Çünkü ikisi de dönem dizisi. İkisi de 50’li yılların İstanbul’unda geçiyor. Yeşilçam başrol oyuncusuna aşık bir film yapımcısı üzerinden dönemin Yeşilçam’ındaki alavere dalaverelere ve politik dalgalanmalarına ışık tutuyor. 

Kulüp ise daha sert bir yerden başlıyor anlatmaya. Yüzyıllar önce kovuldukları İspanya’dan Türkiye’ye göç etmiş Sefarad adı verilen bir İspanyol Yahudisi kadının elinden ateşlenen bir silahla açıyor perdelerini. Sonra ne mi oluyor? 

*** 

İki dizinin de hikayelerini burada anlatıp ‘spoiler’ verecek değilim. Benim bunları yazmamın sebebi dizilerin ucundan da olsa kıyısından da olsa Türkiye’de din-dil-ırk ayrımı yapılmaya başlandığı zamanları anlatması. Üç kıtada toprakları olan ve her fethettiği ülkede kimsenin dinine diline ırkına karışmayan koskoca Osmanlı İmparatorluğu’nun torunlarıyız söyleminden nasıl ırkçı bir Türkçülüğe geldiğimizin kısa birer fragmanı. Tabii ki koskoca dünya tarihi üzerinde hiç eksilmeyen faşizm ve ırkçılık tarihini bir çırpıda özetleyecek hali yok ama o kilometrelerce tarih kumaşının bir kısmını kasnağa gererek çeşitli karakterler üzerinden ince ince nakış gibi işlemeleri çok güzel. 

Kulüp’teki bitirim taksici tiplemesinin gezeceği kızın Müslüman mı Yahudi mi olmasına göre onunla olup olmayacağı olayından tutun da Yeşilçam’daki yapım şirketinin sekreteri olan kadının 6-7 Eylül olaylarından sonra yükselen ırkçılık dalgası yüzünden memleketim bildiği İstanbul’dan Türkiye’den kovulma korkusu size her şeyi açıklıyor zaten. 

Bumlar gibi tarihe ışık tutan hadi bir mum yakan diyelim dizileri izleyen gençlerin ‘Bu memleketin yüzde doksan dokuzu Müslümandır’ söyleminden kafalarını birazcık kaldırarak, ‘Yahu bak, bu adamların da dini bayramları, özel yemekler yedikleri günleri varmış!’ demeleri bile benim için yeterli. 

Google’a Sefarad yazıp ‘Vay be! Bu memlekete kimler göçmüş, kimler gelmiş!’ diye araştırabilmeleri bile güzel. 

Dini ritüelleri sadece Müslümanlık adına bilen birkaç kişinin, ‘E bunların da bizim gibi oruçları adetleri, yedikleri yemedikleri varmış yahu!’ diyebilme ihtimalleri bile benim için güzel. 

Bu arada Salih Bademci’nin Selim Songür rolünde şarkılarda ve sahnede yarattığı harikaları tebrik etmeden geçmemem lazım.

Yine de lafı uzatmaya gerek yok. Anlayana sivrisinekten o kadar çok saz var ki.