Dizinin künyesi: İLK VE SON 

Başroller: Özge Özpirinçci, Salih Bademci 

Sezon: 1, 2021, 9 bölüm 

Senarist: Hakan Bonomo 

Yönetmen: Cem Karcı 

Yayınlandığı platform: BluTV 

IMDb puanı: 7.9 

2021 yılının mart ayında ‘Bir Başkadır’ dizisi ile Emily in Paris’ dizisini karşılaştırırken (nasıl becerdin demeyim linki burada) demişim ki “Madem biz uzay gemili filmler yapacak teknolojiyi kullanmayı bilmiyoruz ya da o filmleri hakkıyla yapacak kadar parayı harcayacak yapımcılar bulamıyoruz, en iyisi insan ilişkilerini anlatan filmler çekelim. Onda gayet iyiyiz. Yanlış anlaşılmasın insan ilişkilerinde değil, insan ilişkilerini anlatmada iyiyiz.” 

İşte burada, ilişkilerini günahıyla sevabıyla anlatan ama bence mükemmel bir kurguyla anlatan İlk ve Son dizisinin tanıtım yazısındayız. 

Tanıtım yazısı dedim ama derdim tanıtmak değil. İsmini zikrederek başlığa koyarak bir nevi tanıtım oluyor belki ama benim asıl amacım o diziyi izlerken bana ne hissettirdiğini anlatabilmek. 

Örneğin bir sürü sahnede ağladığımı yazmam lazım. Biri, madalyonun bir yüzünde kendine müthiş güvenli bir kadın ve diğeri biraz annesinin kuzusu olarak yetiştirildiği için hayatın basamaklarını üçer beşer atlamakta zorlanan bir erkek tanışır ve birbirlerine âşık olurlarsa ne olur? Bu kadın madalyonun öteki yüzünde annesini mütemadiyen başka kadınlarla aldatmış ve sadık bir erkek olduğu konusunda da kandırmış olan babasına olan nefretini bir türlü içinden atamamış bir kadınsa? Çünkü aldatmak iki türlü oluyor. Bir, ben şerefsizin biriyim benimle birlikte (refah içinde) yaşayıp yaşamamak sana kalmış diyen dürüst şerefsizler var. İki ben dünyanın en sadık erkeğiyim, kim demiş sağda solda geziyorum, ben seni çok seviyorum hayatım, sen benim hayatımın aşkısın diyen şerefsizoğluşerefsizler var. 

Bu kısa hatırlatmadan sonra dizimize dönelim. Ya erkek annesinin üzerinde kurduğu hegemonyadan büyüse bile asla kurtulamamış biriyse? Ve bu erkek ve kadın birlikte yaşamaya başladıktan bir süre sonra evlenmeye karar verirlerse? Hele hele bu ikisi evlendikten bir süre sonra çocuk yapmaya karar verirlerse? 

E1: 211-2121, Tanışma ve boşanma 

E2: 2012-2020, Aşk ve nefret 

E3: 2013-2019 Düğün ve cenaze 

E4: 2014-2018, Hayaller ve gerçekler 

E5: 2015-2017, İlk ve son 

Dizinin ilk beş bölümünün isimlerinden de anlayacağınız üzere hayatımızdaki siyah ve beyazları aynı kâğıt üzerine dökerek görmemizi sağlıyor senarist ve yönetmen. Her bölümde insan hayatının iki ayrı mihenk taşını birbirine DNA sarmalı gibi sarmallayarak sizi duygudan duyguya böyle hallaç pamuğu gibi savuruveriyorlar. Kâh ağlayarak kâh gülerek, kâh ettikleri küfürlere ben de katılarak izledim diziyi.  

Burada Salih Bademci ve Özge Özpirinçci’nin adeta kanla terle değil gerçekten kanla terle sergiledikleri performansları alkışlamak lazım. Çünkü aşkın çetrefilli labirenti onları bir yerde kanlı bıçaklı olacakları bir ana getiriyor. Ve o saatten sonra bıçağı tutanla bıçaklananın kaçacak hiçbir yeri yok. 

‘Spolier’ vermeden bu kadar anlatabiliyorum. Bu oyuncuların ana akım medyadaki performanslarını bilmemem diziyi beğenmem açısından benim için önemli. Çünkü sansürlü TV ortamında sevişemeyen, öpüşemeyen, âşık olamayan, olsa da ya yasak aşkla kavuşamayan ya da kavuştuğu adamdan gayrimeşru çocuk doğurduğu için vurun kahpeye ilan edilen kadınları canlandıran oyuncuların kısır, kabız oyunculuklarını görmek istemiyorum. Sıra, dijital mecralarda hayatı olduğu gibi yaşayabilen insanları canlandırmaya gelince o zaman ne yapacaklar diye merak ediyorum. Böyle insanı bilgisayar ekranına bağlayabilecekler mi? “Yoksa hadi canım sen de!” dedirtip bir sondaki diziye geçmemize mi sebep olacaklar? 

Başlığa gelince, güzel işler yapan/yazanları takdir ediyorum elbet. Elimde senaryosu yazılacak bir fikir/roman filan vardır belki, kim bilir?

Bence izleyin. Güzel işler yapmaya başladık artık. Hakkını vermek lazım.