AMERİKAN SUÇ DİZİLERİNİN PENCERESİNDEN SERİ SUÇ TARİHİNE SUBJEKTİF BİR BAKIŞ

Bu yazı, seri katiller, seri tecavüzcüler ve benzeri gerçek olayları konu alan Amerikan suç dizileri üzerine yazılmış bol soru işaretli sübjektif bir yazıdır. Yazar konuyu bir çözüme kavuşturmak yerine, kavuşturamadığı için kendi kendine sorduğu soruları size soracaktır. Yazıda, MindhunterUnbelievable ve The Act isimli Amerikan suç dizileri için #spoileralert durumu vardır. Bilginize…

Suç. Neden suç işleriz? Lisede kopya çekmeyeniniz var mıdır? Ya da komşunun bahçesinden dut aşırmayanınız? Ama burada bahsedeceğim böyle masumane suçlar değil elbette. Öldürmek. Hem de pek çok defa. Tecavüz etmek. Hem de pek çok kişiye.

Peki neden suç işleyenleri anlamak isteriz? Bunu yaparken daha fazla suç işlenmesini önlemek midir amacımız? Ama suçun kitabını yazar, dizisini ve filmini yaparken insanlara kötü örnek olabileceğimizi hiç düşünmüyor muyuz?

Amerikan Suç Dizileri: Mindhunter

Amerika, şehirleri, eyaletleri, arabaları ve insan kalabalığıyla çok büyük bir ülke. Bu kadar insan ve arazi olunca tabii ki Amerika’da metrekareye düşen suçlu sayısı da diğer ülkelerden fazla. Bir istatistiğe göre Amerika’da yılda 43 seri katil tespit ediliyormuş. 2017’de ilk sezonu vizyona giren ve 2019’da bir sezon daha gözlerimizi şenlendiren Mindhunter dizisinde bu seri katil tespit etme işinin tabiri caizse mutfağı anlatılıyor. Mayıs 1972’de kurulmuş olan FBI Akademi’nin 1977’de başlatılan Davranış Bilimleri Ünitesi’nin emekleme zamanlarını izliyoruz dizide. O zamana kadar bir katil için means-motive-opportunity / araç-sebep-olanak olarak çevirebileceğimiz üç unsuru araştırmakla yetinen polisler, insanların hiç tanımadıkları kişileri de hiçbir sebep yokken ellerine bir tüfek alıp vurdukları ve yakalanmadıkları sürece vurmaya devam ettiklerini görünce cinayet araştırması için artık bu üç verinin yetersiz olduğuna karar veriyorlar.

Örneğin dizide FBI ajanları, 6 kişiyi taammüden öldürmek ve 7 kişiyi yaralamak suçlarından 6 kez müebbet hapis cezasına çarptırılmış olan seri katil David Berkowitz’e, gazetelere gönderdiği mektuplarda kendine taktığı isimle Son of Sam/ Sam’in oğlu’na  soruyorlar: neden sadece kadınları vuruyordunuz? Katil sorgulaması sırasında komşusuna ait siyah bir Labrador Retriever köpeğin bir şeytan tarafından kontrol edildiğini ve kendisinden güzel genç kadınların kanını talep ettiği için öldürdüğünü söylüyor. Bütün bu saçma iddialarına rağmen akli dengesinin yerinde olduğu tespit edilerek yargılanıyor.

Böyle bir durumda katil maktulleri hiç tanımadığı için sebep; garez kıskançlık, intikam gibi sebeplerden biri olmaktan çıkıp alelade olabiliyor. Bazen katil şu sebep için insan öldürebiliyor: sadece bunu yapabildiği için. Ajanlar, katilin nedenlerine ulaşabilmek için, onun bu öldürme güdüsünü tetikleyenin anlık bir şey olduğunu ama bu tetiğin belki de yıllar önce başka birileri ya da başka olaylar tarafından çekildiğini kabul etmeleri gerektiğine inanıyorlar. Ve bu yolda hapisteki seri katillerle yüz yüze görüşme ayarlayarak bilgi edinmeye başlıyorlar.

Mindhunter dizisindeki FBI ajanlarının isimleri tabii ki kurmaca. Jonathan Graff tarafından canlandırılan Holden Ford ve Holt McCallan tarafından canlandırılan Bill Tench isimli ajanlar, Davranış Bilimleri Ünitesi’nin kurucuları olan gerçek dedektifler John Douglas ve Robert K. Kessler’den esinlenerek diziye aktarılmış. Dizi, John Douglas’ın Mindhunter: Inside the FBI’s Elite Serial Crime Unit / Zihin Avcısı: FBI’ın Seri Suç Ünitesi’nin İçinde isimli kitabından yola çıkılarak senaryolaştırılmış.

Bu da akıllara şöyle sorular getiriyor. Neden her UFO’nun Amerika’ya inmesi gibi bu seri suçlar hep Amerika’da işleniyor? UFO meselesi Amerikalı film yapımcılarının nüktedanlığının yanı sıra burnu büyüklüğünden kaynaklanıyor olabilir ama her şeyde olduğu gibi seri suçlar için de Amerikalıların hepimizden daha iyi istatistik tuttukları kesin.

***

1932’de FBI’ın adı Bureau of Investigation- BOI / Soruşturma Bürosu iken, havacılıkla uğraşan meşhur Lindbergh ailesinin 20 aylık bebeğinin kaçırılma olayından sonra Amerikan Kongresi, Federal Kaçırılma Yasası isimli bir yasa çıkarıyor. Bu büroya kaçırılma olaylarını eyalet sınırlarını aşsa da araştırabilme yetkisi veriyor.

Bonnie  Parker ve Clyde Barrow yani meşhur suçlu çiftimiz Bonnie ve Clyde, 23 Mayıs 1934’te ikisi birden polis tarafından öldürülmeden önce beş eyalette birden suç işlemekten aranmaktaydılar. Bu ve benzeri olaylardan ders alan büro yetkilileri 1 Temmuz 1935’te büronun ismini Federal Bureau of Investigation / Federal Soruşturma Bürosu olarak değiştirip müthiş yetkilerle donatıyorlar ki, eyaletler arası işlenen suçlar takipsiz kalmasın.

Ülkelere göre seri katil sıralaması

Gelelim önceki sorularımıza: neden kanuna, kolluk kuvvetlerine, yerel veya merkezi hükümete karşı yapılan bu aşırı başkaldırılar Amerika’da filizleniyor hep? Dünyanın öbür ülkelerinde de seri katiller, seri suç işleyenler olduğunu bilmiyor gibi yapamayız. İnternetteki en yaygın şemaya göre ülkelere göre seri katil sayısı şöyle sıralanıyor ve devam ediyor: Amerika 3204, İngiltere 166, Güney Afrika 117, Kanada 106, İtalya 97…

Bilinen kurban sayısı ile seri katilleri sıralamaya koyduğumuzda ise Kolombiya-Ekvador-Venezüella ülkelerinde 138 ispatlanmış cinayeti olan ama 300 veya daha fazla cinayet işlediği düşünülen La Bestia- Canavar lakaplı Luis Garavito birinci sırayı alıyor. Diğer katillerin sıralaması ise şöyle:

  1. Pedro Lopez/Kolombiya-Peru-Ekvador-110 cinayet.
  2. Javed Ikbal/Pakistan-100 cinayet.
  3. Mikhail Popkov/Rusya-78 cinayet.
  4. Daniel Camargo Barbosa/Kolombiya-Ekvador-Brezilya-72 cinayet.
  5. Pedro Rodrigues Filho/Brezilya-71 cinayet.
  6. Kampatimar Shankariya/Hindistan-70 cinayet.
  7. Yang Xinhai/Çin-67 cinayet.
  8. Andrei Chikatilo/SSCB-53 cinayet.
  9. Anatoly Onoprienko/SSCB-Ukrayna-52 cinayet.
  10. Samuel Little/Amerika-50 cinayet.

Amaç bu kadar isim ve bilgiyle kafanızı karıştırmak ve gereksiz bilgiye boğmak değil elbette. Ben cinayet kelimesini klavyede yazarken bile tuhaf hissederken gözünü kırpmadan yüzlerce insanı (bu öldürülen ve tecavüz edilen insanların çoğunluğunun kadınlar hatta 8-12 yaş aralığında kız ve erkek çocukları olduğunu vurgulamalıyım) öldürebilmiş bu seri katillerin hiçbirinin Amerikalı olmadığına dikkat çekmek istedim.

Listede dördüncü sırada yer alan Mikhail Popkov, eski polis yeni seri katil, namı diğer The Werewolf/ Kurtadam, 2015 Ocak ayında 22 cinayet ve 2 cinayete teşebbüs vakasından müebbet hapse mahkum ediliyor. 2 yıl sonra 59 kişiyi daha öldürdüğünü itiraf ederek sırasıyla 53 ve 52 cinayetten hüküm giymiş yoldaşları Andrei Chikatilo ve Anatoly Onoprienko’yu geride bırakıyor. Bunun üzerine toplam 78 cinayetle ikinci bir müebbet hapse daha mahkum ediliyor.

Rusların, Amerikalılar gibi seri katil sayısı olarak değil ama işlenen cinayetlerin sayısı manasında önde gidiyor olmaları millet olarak övündükleri bir şey olmasa gerek. Öyle olsaydı, C. L. Swinney imzalı  Werewolf Killer: The True Story of a Russian Cop  turned Serial Killer / Kurtadam Katil: Polisten Seri Katile Dönüşen Polisin Gerçek Hikayesi isimli 2017 tarihli gerçek suç kitabı türündeki romanın filmini çoktan izlemiş olurduk. Kim bilir belki Amerika’nın seri suçlarını bile çok büyük Hollywood hileleriyle pazarlamada müthiş başarılı film yapımcıları, bu kitabı da ele alıp allayıp pulladıktan sonra bize seyrettirmek için kolları sıvamışlardır.

Büyük Hollywood hileleri demişken, tam burada, Mindhunter dizisinde kendisiyle görüşmeye gelen FBI ajanlarını iri cüssesiyle önce ürküten sonra da zekası ve yaptıklarıyla ilgili samimi itirafları ile hayretten hayrete düşüren Edmund Kemper’dan söz edeceğim. Dizide iki sezon boyunca seri cinayetler işlemiş gerçek katiller olan Jerry Brudos, Montie Rissell, Richard Speck, David Berkowitz, Elmer Wayne Henley, William Henry Hance, Tex Watson ve Paul Bateson ile görüşülme sahneleri var ve bunların çoğu oldukça etkileyici.

Edmund Kemper:

Çocukken bile zengin bir fantezi hayatım vardı. Ergenken cansız nesneleri keserek işe başladım. Kız kardeşimin bebeklerinin kafalarını kopartıp vücutlarını keserdim. Annem bana bağırıp çağırırdı. Hasta ruhlu olduğumu söylerdi. Günün birinde kötü bir şeyler yapacağımı düşünürdü. Sanırım kız kardeşime tecavüz edeceğimi filan sanıyordu. O sıralar ben on yaşındaydım. Annem beni hep ürkütürdü. Beni bodrumda eski pis bir döşekte yatırırdı. Kapıyı da kitlerdi. On yaşındaydım. Ben de kedi ve köpekleri boğup arka bahçeye gömmeye başladım. Sinirimi almak için. Bu benim dünyanın deliliğinden kaçma yolumdu.

Sonunda babamla yaşamak için kaçtım. Ama o da beni istemedi. O yüzden beni anneannemin yanına sepetlediler. Anneannem benim ucube olduğumu düşünürdü. Annem de o da çok kontrolcü agresif matriarkal kadınlardı. Matriarkal anaerkil demektir. (Anneanne ve dedesini öldürdükten sonra)15 yaşında tımarhaneye yatırıldım. Çıktığımda 21 yaşındaydım. Diğer çocuklar o yıllarda cinsel devrimlerini yaşarken ben bir odada kitliydim. Tüm o aşk ve barış düşkünü üniversiteli genç kızları hatırlar mısınız? Fiziksel açıdan iktidarsız değildim ama duygusal açıdan öyleydim. Çünkü annem beni böyle şartlandırmıştı.

***

Tabii bunların içinde “Utanacağım hiçbir şey yapmadım. Tanrıyla yüzleşeceğim hiçbir şey yok. Bir böcek bile öldürmedim.” diyerek cinayetleri bizzat kendisi işlemediği ama insanları bunları yapmaya motive ettiği için vicdanını rahat hisseden Charles Manson da var.

Edmund Kemper ve diğer katillerle yapılan orijinal röportajların diziye neredeyse kelime kelime aktarıldığı bilgisine IMDb’den ulaşıyoruz. Edmund Kemper’ın annesini öldürüşünü anlattığı bölüm ise kanımızı dondurmaya yetiyor:

Edmund Kemper:

Biliyor musunuz ölümünden bir hafta önce onu öldüreceğimi biliyordum. Bir partiye gitti, kafayı çekti ve eve yalnız döndü. Gecesinin nasıl geçtiğini sordum. Bana şöyle bir baktı ve dedi ki; yedi yıldır senin yani ölüm saçan oğlumun yüzünden kimseyle seks yapmıyorum. Ben de bir çekiç alıp onu döverek öldürdüm. Sonra kafasını kestim. Ve onu aşağıladım. (Katil annesinin kafasını kestikten sonra kesik başı ile oral seks yapmıştır.)  İşte şimdi seks yaptın dedim. Bildiğim bir şey varsa o da şu: hiçbir anne oğlunu hor görmemeli. Bir kadın küçük oğlunu aşağılarsa o çocuk alçak vahşi bir saldırgan olur.

***

Dizi çekildiğinde Kemper ve Manson hala hapiste cezalarını çekmekteydiler. Edmund Kemper 10 cinayetten -bunlara büyükanne, büyükbabası ve annesi ve annesinin en yakın arkadaşı da dahildir-8 kere ömür boyu hapsine ve Charles Manson, işlenmesine sebep olduğu cinayetler için komplo düzenlemek suçundan ömür boyu hapse mahkum edilmişlerdi.

Edmund Kemper:

Annemin erkeklere karşı açık açık gaddar bir tutumu vardı. Babamla evliliği başarısız olmuştu. Ben de babama çok benzerim. Anemin demesine göre ben asla yaşıtım olan güzel kızlardan biriyle olamazdım. Çünkü berbat bir insan ve bir utanç kaynağıydım. Annem aslında mantıklı, başı dik düzgün bir kadındı. Ama konu ben olduğumda hissettikleri yalnızca tiksinti, hayal kırıklığı ve aşağılanma hissi idi.

Eğer annemle iki çift laf etmeye fırsatım olsaydı, eminim her şey farklı olurdu. Annem her sabah uyandığımda beni küçümseyip aşağılamaya başlıyordu. Hassas noktalarımı biliyordu. Çünkü bu beni üzen hassas olduğum noktaları zaten o yaratmıştı. Avcı bıçağıyla kafasını kestiğim ana dek hep onun oynayıp bir kenara fırlatabileceği oyuncağı olmuştum.

Annemin ses tellerini çıkarıp çöp öğütücüye attım. Çünkü onu susturamıyordum. Beni sözleriyle mahvetmek istiyordu, kelimenin tam anlamıyla. Ben de onu temelli susturdum. Artık herkes biliyor ki, bana yaptıkları yüzünden, oğluna davranışı yüzünden böyle oldu.

***

Charles Manson birkaç kez çeşitli nedenlerle hapse girip 1967’de tekrar serbest kaldığında sonradan çocuğunu doğuracak kadın olan Mary Brunner’ın evine taşınıyor. Hapishanede okuduğu dini fikirleri işine geldiği gibi yorumlayarak kendini manevi bir guru ilan ediyor. Nikahsız yaşamak da uyarladığı fikirlerden biri olunca 68’ kuşağı gençliğini etrafında toplamakta gecikmiyor.

Mary Brunner’ın evine 18 genç kadının daha Manson’la yaşamak için yerleştiği bildirilmiş. Bu da dini alet ederek insanları kendi etrafında toplama suçuna örnek olarak ülkemizde yakın zamanda tutuklanan kedicikli şahsı akıllara getiriyor. İnsanların menfaatleri doğrultusunda kadın ve erkekleri manipüle etmesi olayı, din-dil-ırk ve ülkeden bağımsız olarak her dönem önümüze çıkıyor.

Devamı Dedektif Dergi Blog’da…

https://dedektifdergi.com/amerikan-suc-dizileri/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s