20130308-074832.jpg
Bir zamanlar fakir ama gururlu bir genç kız vardı. Büyük büyük büyük büyük annesi Hürrem Sultan sarayda dekolte ile gezerdi. Çünkü Sultan Süleyman bilirdi ki, haremağalarından ona zarar gelmezdi.

anadolu anam oldu
toprağıysa sadık yarim
arı oldu oğul verdi koyun oldu kuzu verdi çamlarından sızıverdi
balahatun’dan beri rızkım

Sultan Süleyman’a kalmayan dünya, imparatorluğa da mezar oldu. Kadının uğruna savaştığı şey istiklâliydi. Kadın Mustafa Kemal’in kağnısını yeden Elif, erkeğiyle birlikte cepheden cepheye giden ateşten gömlek idi.

asker oldum o ağladı
öldüm karalar bağladı
şehit dedi ölmez dedi
gözünden tek yaş akmadı

Seksen sene önce seçme seçilme hakkı elde etti kadın; 20 sene önce memlekete başbakan oldu. Okuyup yazabilmek için okullu oldu, sınıfları doldurdu. Yetmedi dahasını öğrendi: Failatün failatün failatün failün. Kadın münevver olunca parçalandı evi ve işi arasında, ismi bir türlü konamadı medeniyet çatısı altında ‘cem’ olmuş tek dişi kalmış canavar failin.

kızı oldu, ‘el’in dedi
ana bahtı kızın idi
önce beşiği kertildi
istemeden everildi

Dünyanın ilk kadın savaş pilotu oldu istikbalimize uçarken kadın. Ve fakat elinde tuttuğu bomba asla ‘dersim’izi almayacağımız bir yere atılacak, bu memlekette kadının kadına yani kardeşin kardeşe ettiğini hiçbir tarih sayfası anlatmayacaktı.

gelin köprüden geçince
alay geliyor peşince
korkuluklara sürünce
atın dile geldiğini:

Çayeli’nden öteye çay taşıdı kadın çay küfesi sırtında. Şehirde ise Starbucks’dan başka yerden hazzetmez, Prada’sı kolunda. Memleketimdeki kırsal kesim ve şehirler arasındaki uçurum, hep konuşuldu programın adı “Açık Oturum”. Ne işe yaradı diye sorarsanız eğer, kocasından dayak yiyen kadın yine oldu kötürüm.

“güvey kaldın mı avratsız
karın olamazdı aşksız
er kişi n’etsin ki aşsız
öldürdünüz can-ı bahtsız
ben de peşinden gidince
kaldın mı ki bir de atsız”

Şehir erkeği evirdi, kadını erkeğe çevirdi. Para kazanmaya başlayan kadın insafsızca sömürüldü. Türk kadını, çalış, paranı getirip babana vermekle öğün. Evlenmeye izin vermediklerinde evden falan kaçma sakın, bıçakla delik deşik olursun, para kaynaklarının gideceğini anladıkları o gün.

recm ile uslanmayanı etmeli tekdir
tekdir ile uslanmayanın hakkı ‘töre’dir
deyip ‘ölüm allah’ın emridir’
nasıl can aldın allahsız

Beşikteyken satılmadın mı? Şehirdeyken sokağa atılmadın mı? Hatta belediye otobüsünde uğursuzların saldırısına uğramadın mı? Beşikten mezara kadar okumak isterken, beşikle mezarın ne kadar yakın olduğunu sen hâlâ anlamadın mı?

ana olamadan öldün
bebeye verdin ‘hayat’ın
ama sokakta gezersen
‘hayat’tır senin lakabın

Bir zamanlar fakir ama gururlu bir genç kız vardı, büyük büyük büyük annesi ve anneannesi dekolte ile gezebilenler. Yaktılar insanlıkla kadın arasındaki tüm gemileri, kendilerininki hariç, atı alıp Üsküdar’ı üçüncü köprüden geçebilenler.

kocam dedin erim dedin
koca koca derdi vardı
sevgi denen cehennemde
cennetten çıkma dayaktı

İşte o fakir ama gururlu genç kız büyüdü artık oldu bir anne. Kefene cep de dikemem, bir dikiş tutturamadım anne. Anladım ki anaların ayağının altındadır cennet, çünkü babaların elinin ucundadır cinnet.

Dedim ki ben de yollayım
Kadınlara gül ve selâm
14 Şubat geçti, gülüm, kalmadı
erkeklerden bana sahte kelâm.

Her gün cinayete kurban giden kadınların kanları ile sulanıyor güllerden kırmızı olanlar!

Dünya Kadınlar Günü’nüz kutlu olsun, gün görmedik hayatlarında bir gün de olsa adı anılan tüm kadınlar!