20130308-083145.jpg

Asyalıyım göçebeyim
bin yıldır at üstündeyim
hangi yaban ellerdeyim
durmak bilmeden gezerim

Geldim Anadolu’ya yerleştim
yurdum dedim buldum dedim
at üstünden inemedim
kılıcım kanlıdır benim

Erkek erkeğe dövüştüm
bilek gücümle övündüm
evlâdım bile öldürdüm
herkesten gizli dövündüm

İslam oldum devletliyken
erkek kadın birlikliyken
bozulmasın abdestliyken
kadını mekruhtan saydım

Dizinde uyuyamazken
tenine dokunamazken
göğsümde uyutamazken
kadını münafık saydım

Helâl dedim kapattım da
hep başkalarına baktım da
dört duvarla bir helâda
halel getirecek sandım

Şeytanla muadil kadın
iblise mübadil kadın
sahte cennet vaat eden
bir nevi münadil kadın

Varsam gâvur diyarına
bilmem kimin namusuna
kim söyler de kim inana
bakire bir Meryem ana

Evropa derler adına
bakmadım henüz tadına
iktidarım miadına
dolmadan bitecek sandım

Dört asır geçti aradan
denedi nice kumandan
kısmet edince yaradan
gemiler geçti karadan

Şehrin adı Konstantin’in
bütün dünya duydu fethin
‘sultan’dır dediğin şehrin
ne haramdı ne helâlin

Anadolu anam oldu
toprağıysa sadık yarim
arı oldu oğul verdi
koyun oldu kuzu verdi
çamlarından sızıverdi
Balahatun’dan beri rızkım

Asker oldum o ağladı
öldüm karalar bağladı
‘şehit’ dedi ‘ölmez’ dedi
gözünden tek yaş akmadı

Kızı oldu, ‘el’in dedi
ana bahtı kızın idi
önce beşiği kertildi
istemeden everildi

Dantel dantel sakladığı teniyle
oya oya akıttığı gözleriyle
at binerken ‘ya nasip’ dediğiyle
kefen olan beyaz gelinliğiyle

Gelin köprüden geçince
alay geliyor peşince
korkuluklara sürünce
atın dile geldiğini:

“Güvey kaldın mı avratsız
karın olamazdı aşksız
er kişi n’etsin ki aşsız
öldürdünüz can-ı bahtsız
ben de peşinden gidince
kaldın mı ki bir de atsız”

Gitti mi atın avradın
kaldı belinde silahın
ya benimsin ya toprağın
kaldın mezarsız topraksız

20130308-083224.jpg
Recm ile uslanmayanı etmeli tekdir
tekdir ile uslanmayanın hakkı ‘töre’dir
deyip ölüm Allah’ın emridir
nasıl can aldın Allahsız

Sağa baktın sola baktın
kısa giydin sus, uzattın
ağabeyim göçtü gitti
üç çocukla başa kaldın

Yengemdin nikâhlım oldun
varamadım yatağına
gurbet ilde sürünürüm
düştüm kumar batağına

Ana olamadan öldün
bebeye verdin ‘hayat’ın
ama sokakta gezersen
‘hayat’tır senin lakabın

Kocam dedin erim dedin
koca koca derdi vardı
sevgi denen cehennemde
cennetten çıkma dayaktı

Vururken ağırdır eli
sevmeyi de beceremez
ana, baba, avrat, bacı
namusundan vazgeçemez

Fakat o kim Beyoğlu’nda gezendir
adalardan gelirken gözlerini süzendir
damarındaki kanla, sultan-ı yek Hürrem’dir
tak takıştır sür sürüştür el nerdedir nerdedir
inadına gez piyasada ar nerdedir nerdedir

Dağlar aştım görmek için gözlerin
dökme zülfün kıskanırım saç telin
beş asırdır göremedim cemâlin
sana yar olacak er nerdedir nerdedir

Sende gördüm dilindeki âhengi
doğuştan mı saçların altın rengi
Şanzelize’deki şanslı Frenk’i
‘Zafer Takı’ dedi şehrin mihengi

İstanbul’um şivekârım açma bağrımda yara
şehirlerin sultanısın uğrama hiç nazara
merak etme geleceğim bir dahaki pazara
gidip bakıp döneceğim Paris denen şu diyâra

At binenindir ama uçak çabuk varmakta
üç kıtada ecdâdım kemiği sızlamakta
birlik diye birileri hop hop hoplamakta
almazsan alma birader Avrupa zaten Türk olmakta

20130308-083404.jpg