20121117-132707.jpg

Metehan’ı sonunda saçını kestirmeye razı ediyorum. Berbere giderken saçının arkasını kestirmemek için pazarlık ediyor:

-Anne ensemde kuyruk oluşsun iste. Kafamın da bi kuyruğu olur!

***

Pazar akşamı geç saat… Metehan, öğretmeninin ödev olarak bir konuda yazılı ve görsel bilgi istediğini söyleyince kızıyorum:

– Bu saatte nerden bulucam bu bilgilerin çıktısını sana ben!

– Kırtasiye diye bişi var anne!

***

– Anne bari bi müzik açsana. Böyle sessiz ders çalışırken sanki dünya renksiz gibi oluyo!

***

Ders çalışırken yine TV’yi falan kapattım diye bir sinirlenme anında:

– Böyle devam ederse hiç yapmam ödevi!

***
Ayağını masaya vurduktan sonra:

– Bu acıyı kelimelerle anlatamayacağım için beden dilini kullanıcam!

***

Ben: Hiç çikolata var mı?
Metehan: Sen mi istiyorsun?
Ben: Evet.
Metehan: Ben her gün istiyorum!

***

– Herşeyi yapabiliyorken niye kitap okuyorsun ki anne?

***

– Anne hani ishal olunca bağırsaklarımı bozdum diyorsun ya sonra nasıl tamir ediyorsun?

***

– Anne o nasil sıcak su! Sanki tepemden lav akiyor!

***

Çok fazla bilgisayar oynayıp dersini geciktirdiği konusunda 1.233.555inci kavgamız esnasında:

-Anne bilgisayarin varsa tabii ki kullanacaksın!

***
Nat Geo 3D kanalına denk geldik. Çöldeki mirketleri gösteriyor. Koşa koşa sinemadan aldığımız üç boyut gözlüklerini getiriyorum. Deniyoruz. Babam bağırıyor:

– Tamam tamam oldu! Bak işte tek hayvanı üç tane gösteriyor!

***

Metehan: Anneanne sen neden bilgisayar kullanmıyorsun?

Annem: Oğlum biz geç kaldık öğrenmek için o işleri!

Metehan: Mesela öğrensen, Feysbuk’a girsen, senle mesajlaşırdık geceleri!

Annem: Ah oğlum keşke de ben anlamam ki Fesbuk’tan filan!

Babam: Feşburt ne kız?

Hepimiz: Gülmekten yerlerdeyiz…