20120524-222041.jpg

Yeni Akit gazetesinden Hasan Karakaya‘nın 24 Mayıs 2012 tarihli Yarışmalar, diziler, “piç”ler… Toplumu dönüştürme projeleri yazısına cevabımdır:

Televoleler gibi ne idüğü belirsiz, magazin adı altında kimin eli kimin cebinde programlarını, biri bizi gözetliyor tarzı insanın içindeki başkalarını izinsiz gözetleme şeytanını açığa çıkaran programları, maalesef başında Türk kelimesi geçerken insanı Türklüğünden utandıran akıl almaz iğrençlikte senaryolu dizileri seyretmeyeli seneler oldu.

Bir oğul ya da bir kız evlat yetiştiren her ailenin yapması gerektiği gibi ulusal kanalları -TRT DÂHİL- neredeyse hiç seyretmiyorum, seyrettirmiyorum. Çünkü oğlumun kim kimin sevgilisi muhabbetlerinden, evlilik dışı hamile kalan kadınlardan, sırf hamile diye birileriyle evlenen kadınlardan, sevgilisini babasına peşkeş çeken erkeklerden ya da bir kadına tecavüz edip hamile bıraktıktan sonra işin içinden tereyağından kıl çeker gibi sıyrılabilen erkeklerden uzak tutmam lazım.

Bu senaryolardan uzak kalmak aynı zamanda benim akıl ve fikir sağlığım için de gereklidir. Bir erkek evlat yetiştirirken onun karşısına çıkacak tüm kadınlara arkadaş, sevgili, eş hangi aşamada olursa olsun iğrenerek bakmamasını, topluma sağlıklı bir birey olarak yetişmesini sağlamak benim görevim.

Toplumun büyük çoğunluğu ulusal kanallardaki kendini bilmez senaryolara veya programlara gece gündüz kitlenirken ve bu kanalların çoğu ekmeğini yediği iktidarın türküsünü çığırırken yine iktidar yanlısı bir gazetenin yazarı kalkıp TV’lerde olan bitenden şikayet edemez. Şu anda hâkim düzen cemaatse cemaat, Fethullahsa Fethullah, memleketi düzgün bir inanç eksenine sokmak istiyorlarsa eğer, bu kadar kepazeliğin sahnelendiği televizyonlardan maddi ve manevi desteklerini keserek insanları iyiye doğruya sevk etmeleri beklenir.

Gözümüzden sakındığımız kız evlatlarımıza, karşılarına çıkacak her erkeği berbat birer kadın avcısı, delikanlı olarak yetiştirmek istediğimiz erkek evlatlarımıza karşılarına çıkacak her kızı bedbaht birer erkek avcısı olarak göstermek niyetinde miyiz yoksa?

Kadın ve erkek olarak birbirlerine hiçbir ortamda güvenmeyen, değil aynı çatı altında, aynı kaldırımda bile yürüyemeyecek bir nesil yetiştiriyoruz. Asıl KİN burada başlıyor. Korku imparatorluğunun bizi yönlendirdiği ve DİNDAR olmamızı isterken içimizi karşı cins için, farklı din, dil, ırk ve mezhep için doldurduğu kinle hepimiz KİNDAR olacağız.

Oysa İslamiyet hoşgörü dini değil midir? Kim söyler “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz,” diye?

Ben bu izzetinefissiz insanların gözümüze gözümüze sokulduğu dizi ve programların bilerek ve isteyerek yayımlandığına inanıyorum. Ne yazık ki Türk televizyon tarihinde içerik hiç bu kadar pespaye şeylerle yozlaştırılmamıştı.

Düşünmeyi bilmeyen ya da düşünebilme yeteneği sürekli tekrarlarla, ağır kurallarla ellerinden alınmış beyinlerin, her gün önümüze gani gani konan pisliklerden kaçarken cemaatin kucağına düşürülmesi asıl hedeftir.

Hali hazırda yurtlarda, öğrenci evlerinde, Kuran kursu adı altındaki yapılaşmalarda kız erkek hep ayrı tutularak ve başları ezilerek sessizleştirilen, hissizleştirilen gençler ve onların sabah akşam TV programları ile aptallaştırılan ana-babaları, sonunda kendiliklerinden bir teslimiyetle koşa koşa cemaate sığınıyorlar:

“RABBİM SEN BİZİ BUNLAR GİBİLERDEN KORU!”

20120524-222154.jpg

Rabbimiz kadınlar ikinci sınıf vatandaş olsun demiş midir acaba? Erkek tarafından aşağılansın, küçükken tacize, tecavüze uğrasın, sonra psikolojisi bozulmadı diye raporlar verilsin, bunu yapan erkekler de elini kolunu sallayarak hayatına devam etsin demiş midir?

Zavallı tecavüze veya tacize uğramış kızlar hayatlarının sonuna kadar bu damga ile yaşasın, ya o aşağılık adamla evlendirilsin hiç olmadı ağabeyi tarafından o kirli alnına bir kurşun sıkılsın da hepimizin namusu temizlensin diye bir ayet var mıdır acaba?

Kadının iffetinin kendini erkeklerden koruması ve sakınmasında olduğunu salık veren okul müdürü, bakkal, manav amcalar tarafından bekareti bozulmadan defalarca tecavüze uğrayabilir olduğunu belirten bir hadis var mıdır peki?

EY İZANSIZOĞLUİZANSIZLAR!

Televizyonda, yeni moda haliyle internette insanlara fetva veren, Kuran’ı Kerim dururken Nurs köylü bir kürdün yazdıklarını defalarca okuyup yazarak püfürükten din kuralları icat eden, gençleri ve dahi tüm milleti saf ve temiz inançlarından koparıp, kendi maddiyat amaçlı saflarına çekmeye çalışan din tüccarları!

Kimsenin AMANIN DİN ELDEN GİDİYOR naralarınızla namus bekçiliği yapmanıza ihtiyacı yok!

İnsanların adi evlilik programlarına katılıp kendini rezil mi edeceğine, Facebook denen asrın illetinden mi tanışıp evleneceğine ya da herhangi bir ortamda tanışıp flört mü edeceğine bırakın da gençlerin aileleri, kendi inanış ve yaşayış şekillerince karar versin.

Eğer siz de insanların her gün “prime time” denen oturup ailecek TV seyrettikleri saatlerde yayımlanan arsızlıklardan yana değilseniz, önce takkenizi önünüze alıp bir düşünün.

Toplumu yozlaştırmaktan kurtarmak için gazete köşelerinden bas bas bağırmak mı yoksa her cins, yaş, din ve ırktan gencin birbirlerine saygıyla yaklaşması için cemaatin kucağına düşürülmelerinden başka bir şeyler mi yapmak lazım?

Tavşana kaç tazıya tut dediğiniz bu haykırışlarınız son nefesini versin artık!

Kim ki toplumun GELECEĞİ ile oynamaya kalkarsa onu DEŞİFRE etmekten biz de çekinmeyiz!…

YETER!… ÇEKİN ELİNİZİ MİLLETTEN!…