20111227-082110.jpg

2011 yılının bitmesine ramak kala dünyada ve Türkiye’de bir ilk olarak Noel Baba ile söyleşi yaptım. Sorularımı Demre’de yakaladığımız Noel Baba’ya yönelttim. Bakalım ne cevaplar aldım:

Tuğba Turan: Sizi çok büyük bir tesadüf sonucu Antalya Demre’de yakaladık. Artık tüm dünyaya buralı olduğunuzu kesin olarak duyurabiliriz öyle değil mi?

Noel Baba: Yok be annem be. Allah’tan bizimkiler buradan bi yazlık kapatmışlar da arada sırada gelip sırtımızı ısıtıyoruz. Yoksa burada bu kadar güzel Rus varken yani turizm imkanı varken deli miyim kutuplarda şeyimi donduracak affedersin?

TT: Eeee Noel’in veya yılbaşının tüm çocukların kalbinde ayrı bir yeri ve beklentisi var. Bunun size yüklediği ağır misyon altında beliniz bükülmüyor mu?

NB: Şimdi bak canım gardaşım. Bunlar hep Amerikan şişirmecesi. Güney yarıkürede yılbaşında kar yağar mı sence?

TT: Yağmaz…

NB: Ama tüm dünyada içinde kar yağan Noel Baba küreleri satarız değil mi? Çünkü tüm kapitalist ülkeler gibi Amerika da kuzey yarıkürededir. Ve kuzey yarıküreye aralıkta kar yağar. Ben de isterdim bu geyikler yerine bikinili kızlarla_ öhm. Neyse anla işte. Belimizi büken misyon falan yok!

TT: Anlıyorum. Diyorsunuz ki yani bu Noel kutlama işi kapitalizmden doğmuş olsa da her çocuğun gönlünde bacadan giren ve o yıl uslu durursa istediği oyuncağı getirebilecek sevimli bir amcanın varlığı zengin fakir ayırmadan tüm yürekleri ısıtmakta.

NB: Sen beni dinlemiyon galiba annem. Biz Robin Hood müessesesi değiliz. Zaten o da bıraktı bu işleri, zenginin parasıyla züğürdün çenesini yoruyor Wall Street’de. Biz ise fakirden alıp zengine veriyoruz. Neden? Fakirde zaten yok. Yokla ne yapılır? Hiç? Ama zenginde var. Bu nasıl oldu? Fakirdeki azıcığı ala ala oldu! Sonra şirketler kurdular. Bu şirketler birleşti holdingler kuruldu. Holdingler birleşti, çok uluslu şirketler oldu. Bunlar geldi, su, petrol, maden zengini ülkeleri sömürdü. Bunlar hep iyiliğimiz için. Adamın uçağı var. Ne lazım? Benzin lazım? E benzin olmazsa uçamaz di mi?

TT: Yani demek istediğiniz, dünyada fakir zengin her çocuğa çam sakızı çoban armağanı bir şeyler gönderebilmek için canla başla çalışan insanlar var sanırım…

NB: Bak gurban çobanlık falan eskide kaldı, çam sakızı da bir ağda markasıdır. İsteyen alır, daha pürüzsüz bacak_ tövbe tövbeee. Zenginler bizden büyük şeyler isterler. Karılarına 24 karatlık elmaslar, oğullarına gemiler, GDO’lu mısır ithalat izin belgeleri, dünyanın helâları altın kaplı en büyük otelleri, uçaklar, transatlantikler falan. Daha küçüğü ile uğraşmayız biz. Mesai kaybı.

TT: Neyse konuyu değiştirelim. Venezüella devlet başkanı Hugo Chavez’in uluslar arası insan hakları konusunda hukuk eğitimi almış olan Eva Golinger’i Venezüella’nın sevgilisi ilan ettiğini duymuşsunuzdur. Bu konuda ne diyeceksiniz?

NB: Adamlar ağzının dadını biliyor derim ne diyeceğim!

TT: Nasıl yani!

NB: Arjantinli Juan Peron’un karısı Eva Peron. Bizim Adolf Enişte de Eva Braun’la evlendiydi bi ara. E Adem’in Havva’sı var. Noel Baba’nın hayatında da bir Eva var mıdır acaba diye soran yok!

TT: Siz benimle dalga mı geçiyorsunuz?

NB: Niye dalga geçeyim canım gardaşım. O sene yılbaşında mesai yazmasalar idi ben de Eva Herzigová’nın Wonderbra çekimlerine katılacaktım. Gitti güzelim Eva’m be!

TT: Bir sonraki soruya geçelim isterseniz. Allah devletimize zeval vermesin bu sene Ankara Çankaya civarlarından fazla istek gelmemiştir size herhalde. Ne de olsa milletvekili maaşları arttı.

NB: Ne diyon sen? Ne diyon sen! Onların isteği hiç bitmez! Ramazan’da iftar sofrası kuracaz derler, taşı babam taşı bitiremezsin. Kurbanda eş, dost, akraba, seçmen gelecek, hindi kesecek paramız yok diye ağlarlar. Tosun parası göndeririz, daha da doymazlar. Her dine, ırka şirin görünecez diye Şükran günleri, Hanuka’ları hiç bitmez onların.

TT: Ama bu yılbaşı yeterince maaş artışı aldılar. Çoluk çocuk sizi rahatsız etmezler herhalde?

NB: Neylen etmeyecek? Nasıl etmeyecek? Sen sanıyor musun memleket bütçesinden çıkacak o maaşlar? Yine fakirden al zengine taşı, fakirden al zengine taşı. Hepsi bizim çocukların sırtından geçecek!

TT: Kimin sırtından efendim?

NB: Geyikler diyorum yorulmasın diye merkeple taşıyoruz milletvekili maaşlarını. Altın semer vurduk hepsine ama n’aparsın. Eşek yine eşek işte!

TT: Neyse. Fransızlar’ın Ermeni soykırımı iddialarını yasalaştırmaları hakkında ne düşünüyorsunuz? Türkiye’de oldukça büyük bir kesim Fransız mallarını boykot ediyor. Ya siz?

NB: (Alo? Evladım? Victoria’s Secret Fransız malı mı? Hıhım. Tamam.) Ben Fransız mallarının boykot edilmesi taraftarıyım. İyi de olur. Bu sene Tefal düdüklü tencere isteyen ev hanımlarından, Pierre Cardin marka saat isteyen beyefendilerden kurtuluruz biz de.

TT: Tam da tüm memleketçe doğalgaza geçiyoruz diye sevindiğimiz şu sıralarda kombili evlere giremeyeceğiniz gibi bir duyum aldık doğru mudur?

NB: Mesele evin kombisi değil canım gardaşım bacası. Bizim de bir takım ihtiyaçlarımız var. Bu geyikler ne yer ne içer, saatte ne kadar yakıt yakar soran yok. Hep bize de gel, bize de gel. Ritüellerimiz içinde evlere şömineden girmek var ki, malumunuz bu da fakirin evinde pek bulunacak bir donanım değil. Çocuk esirgeme kurumunca birkaç yuvaya şömine yapma girişimi oldu ama bacasını unuttular. Hediyeler çatıdan poyrazla uçtu gitti. Senin anlayacağın 2012’de de Noel Baba fakirlere sadece umut dağıtmaya devam edecek. Umut fakirin ekmeği, israf etmesinler, güle güle yesinler.

TT: Van’da çadırkentlerde ve konteynırdan yapılma evlerde 2012’yi dört gözle bekleyen çocuklara ne armağan edeceksiniz?

NB: İbrahim Tatlıses’ten ‘Ben insan değil miyim?’i armağan edeceğim, ne armağan edeyim!? Bana onlarla ilgili bir bilgi verilmedi gardaşım. Biz örgüt olarak_

TT: Pardon örgüt mü dediniz?

NB: Yok annem ne ör_gütü… Tel_ör_güt… Tel_örgü… Biz diyorum tel örgülerden aşarak gidebileceğimiz yerlerde zorlanıyoruz. Hani bazen elektrik falan veriyorlar. Gerçi bu sene dünyadan çok fazla talep yok Noel Baba’ya. Amerika’nın ekonomisi batmakta. Avrupalının bir ayağı çukurda ama maaşlar falan az geliyor diye ayaklanıyor. Afrika’da açlıktan ölenlerden geriye pek kimse kalmadı. Avustralya ekecek biçecek adam bulamazsa açlıktan geberip gidecek. Güney Amerika sambacı kızlar ve futbolcular olmasa aşırı dozdan ölecek. Irak n’oldu, dağa kaçtı, Mısır nerde, inek yedi, Suriye nerde, balta kesti derken Ortadoğu da yandı, bitti, kül oldu. Ben diyorum ki bu yılbaşı mesai yazmasalar da şu Victoria’s Secret defilesini bi ağız tadıyla seyredebilsem. Siz kaç beden giyiyorsunuz bu arada?

TT: Efendim? Anlamadım?

NB: Siz dedim, kaç bed_

(PATA PATA PATA PATA PATA PATA)

-HIRSIZ! ELLERİNİ GÖREBİLECEĞİMİZ BİR YERE KOY!

NB: Bu ne ya? Size ne ellerimin nerde durduğundan?

-ŞEBEKE LİDERİ OLDUĞUNU BİLİYORUZ! DİRENME! BAYAN SİZ KENARA ÇEKİLİN! BU ADAM BİR HIRSIZ!

NB: Sensin şebek lideri ulan! Ne güzel röportaj yapıyorduk hanfend_

-KES! TAKIN KELEPÇELERİNİ!

***

Sevgili okuyucular, son anda aldığımız habere göre kendisini Demre’de tatil yapan Noel Baba diye tanıtan kişi yılbaşında adamlarını evlere Noel Baba kılığında sokan büyük bir hırsızlık şebekesinin lideriymiş. Binyılın röportajı olarak tanıttığımız söyleşimiz burada fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Buraya kadar sabreden herkese birer Victoria’s Secret defilesi bileti yollanacaktır.

Not: Bu korsan Noel Baba siteye gizlice resim sızdırmış olmalı. Yoksa ben siteye fotoğraf koymam bilirsiniz.