Seçim öncesi memleketimin sokakları caddeleri, en büyük şehrinden tut da en küçük kasabasına kadar heyecan dolu, neşe dolu, gülücük ve vaat dolu bir düğün dernek ortamına sahne olmaktaydı.

Bu hay huylu çekişme arasında Eflâni’de, büyük şehirlerde yaşayanların haberdar olamayacakları, bir yerel gazetenin küçük bir köşesini süsleyen bir haber olarak kalacak işler yapıldı. Hâlâ geleneksel dokumacılık sanatını yaşatan ve bunu gençlere en güzel miras olarak öğreten eller tarafından metrelerce Eflâni bezi dokundu. Bu bezler maharetli ellerde kalıplandı, kesildi, biçildi, nakışlandı, tel kırmalarla, Türk işleriyle bezendi, elbiseler, bluzlar, ceketler, şortlar, abiyeler dikildi. Sonra Safranbolu’nun ev sahipliğini üstlendiği Cinci Hanı’nda bir defileyle halka arz edildi.

Seçim bitti, sesler yitti. Yorgan gitti, kavga bitti. Defile oldu, giysiler sergilendi, geçti gitti. İşin bu kısmına kadarını hepimiz biliyoruz. Peki ya onca emek onca göz nuru boşa mı gitti?

Haftalardır kendi kendime sormadan edemediğim bir soru bu. Sonunu izleyicinin hayal gücüne bırakmış bir film gibi her şey kurgulandı yaşandı ve bitti mi yani?

* * *

1986 yılında Karabük 5000 Evler mevkiinde kurulmuş bir hazır giyim üretim tesisimiz vardı. O zamanlar anonim şirket olarak faaliyet gösterirken ilk aşamada 150 personelle işe başlayan firma, daha sonra Safranbolu ilçe sınırında 7000 metrekare alana kurulan ileri teknolojili bir konfeksiyon fabrikasında markalaştı. 90’lı yıllarda bir marka haline gelen ismini, uluslar arası piyasalarda da duyurmaya başladı.

Hatta bu hazır giyim markasının Sayın Başbakanımız Tayip Erdoğan’ın da birinci tercihi olduğunu söylersem hiçbirinizin ay dilimin ucunda demesine gerek kalmayacak, hep bir ağızdan “RAMSEY” diyeceksiniz biliyorum.

Eflâni’deki küçücük bir dokuma atölyesinde işlenen Eflâni bezinden, yine küçücük bir dikiş atölyesinde dikilmiş elbiseler, bluzlar, ceketler, şortlar, abiyelerden nasıl koskocaman bir RAMSEY markasına geldik diyeceksiniz. Fakat işte tam da yerine geldik. Neden derseniz, markanın sahibi Sayın Remzi Gür’ün başlangıç hikâyesini dinleyelim:

1970’te dil eğitimi için gittiği Londra’da terziliğe başlayarak mütevazı bir atölyeden bir dünya markası yaratmış Sayın Gür. 25 Ocak 2010 tarihli Star gazetesi muhabirlerinden Fadime Özkan’ın sorularını cevaplarken RAMSEY’i RAMSEY yapanın kalitesi, güvenilirliği, müşteri odaklı yaklaşımı diyor kendisi:

“Kullandığımız üretim teknolojisi ile dünya markalarına üretim yapıyor, koleksiyon hazırlıyoruz. Avrupa ülkeleri özellikle de İngiltere RAMSEY markasını çok iyi tanıyor” diye sözlerine devam eden Remzi Gür’e buradan sesleniyorum:

Şile bezi, Buldan bezi, Ödemiş ipeğinden sonra hemen yanı başında son derece geleneklerine bağlı olarak, hakiki el işçiliği marifeti ile üretilen Eflâni bezine sıra gelmemiş midir artık? RAMSEY’i bünyesinde bulunduran Gürmen Giyim Sanayi, Emilio Bosco ve KİP’ten sonra o güzelim Eflâni bezinden otantik bir marka ve günümüz kadınının beğenisine sunulmuş şık bir koleksiyon ile müşteri portföyünü zenginleştirse nasıl olur?

Kendi adıma, doğal kırık beyaz rengi taşıyan kumaştan yapılmış efil efil elbiseler, yazlık bol parçalı etekler için kuyruğa geçmeye hazırım.

Sayın Gür,

“Sektörde fark yaratmaya çalışıyoruz” diyorsunuz; buyurunuz Eflâni’ye geliniz. Farkı beraber yaratalım.

Bu senelerdir sandıklarda saklı kalmış geleneği bir dünya markasının bünyesinde yeniden yaşatalım.

*Yeşil mendil: Gönderdiğim mektubun cevabını bekliyorum, ne zaman göndereceksin?