ulan istanbul

Ulan İstanbul kaçma!

Yüzünden ne gördüm de arkandan göreceğim. Sen benden uzaklarda çığırırken türkünü, ben burada muhtemelen yalnızlıktan öleceğim.

Ulan İstanbul dokunma!

Zülfüyare, yarin zülüfü dökülmüş olsa da yüze. O kirli sakallı elli milyon Türk erkeğinden biri olsa da, kaldıramaz senin yokuşlarını bu yorgun kalbim çıkamaz düze.

Ulan İstanbul doldurma!

Elindeki tüfeği tutma bağrıma bağrıma. Çelik yeleksiz çıkmışım feleğin alnına. Canım acırsa deme bana bağırma. Yalnız kalmak koymaz da ölürken, aşksız kalmak gider pek bir ağırıma.

Ulan İstanbul söyleme!

Aklımla başım arasındaki mesafeyi dilleme. Görmüyor musun benim başımdaki duman seninkine paralel. Merak etme bir gün bile getirmem aşkına halel.

Ulan İstanbul devirme!

Gözlerini sürmeli gibi benden yana çevirme. Biz ki insandan maymuna gidiyoruz her toplu taşım aracına binişte. Sen at başı öndesin kalbimdeki finişte.

Ulan İstanbul tutma!

Bırak uçurumlarından aşağı son hızla düşeyim. Hayatımın yayın akışına akıllı kumanda ile müdahale edeyim. Ben, sen bana haramsın derken kanayan yarana pansuman yapıp batikon dökecek şişeyim.

Ulan İstanbul dindirme!

Gözyaşlarımı bırak ağlaya ağlaya yaralarım kabuk bağlasın. Sen atarken elinden mikrofonu bir elinden öteki eline ya yere çakılırsam diye ben değil mikrofon ağlasın. Sen içimdeki istenmeyen duyguları vücuttan koparmak için yaratılmış kalbimden önce elimi yakan sıcak ağdasın.

Ulan İstanbul benzetme!

Kimseyi sana tavrına olurum hayran. Ölürüm sana belindeki kemerden hem seni hem kendimi kıskanırken. Aşkın bende tansiyon mu bıraktı içmeliyim tuzlu bir ayran. Bu kadar mesafeden aşk yaşanmaz ki hış hışı hançer koynuma sen küpeli kızlarla cama tırman. Ben halayın başıyam le le öldüm ölesi halay kırıklarımla yaşıyam.

Ulan İstanbul durdurma!

Damarlarımda akacak kanı bul damarımı bas ilacı akarsa aksın. Otobandan kayalım renkli rüyalar oteline hızlı gitme dersem iki gözüm önüme aksın. Zaten aşmaya gelmedik mi buraya her türlü ortasında “a” olan hız limitini? İstersen uyandır da Ortaköy’de yiyelim akşamcı simitini.

Ulan İstanbul alma!

Ağzına ne kadar büyük desen de ismini bu aşkın! Nasıl senin onu sevdiğin kadar seni sevmesini beklersin ki şaşkın? Sevgi iki kişiye yakışır ama aşk tek kişilik bir sahnedir. Ona ihanet eden bütün coğrafyalarda aynı kahpedir.

Ulan İstanbul ağlatma!

Yine mi acı yine mi keder yetmez ama evetçi Sezen’e ama artık yeter. O değil de aşk için ölmeli dedik bayılamadık bile bu beni üzer. Hatasız kul olmaz diyen Orhan Baba bile vizyona girdi takdirleri topladı. Hadi artık için “insan kanı” koka kolalarınızı Gazze’de top patladı.