Göksel kız kardeşimiz bir albüm çıkarmış: Mektubumu buldun mu? Buldum. Albümdeki ilk notaları nerede ve ne zaman duyduğunuz da pek ehemmiyetli tabii. Ben İstiklal caddesinde bir kitap/müzikevinin camekanında dizi dizi Jose Saramago kitaplarına bakarken "Sana bakan bir çift göz sen olayım sevgilim" diyordu derin bir ses. Usturupluca açılmış hoparlörlerden kulağıma mışıl ninni modunda süzülüyor, gözümü... Okumaya Devam et →
TOZLU HİKAYELER: HEP SENİN YÜZÜNDEN
Kesildi. Sesler kesildi. Bilmem kaç watt gücündeki on yüz bin seçim arabası hoparlörü kadar gürültülüyken hayat, sinemada dolby stereodan en yüksek patlama sesinin ardından. Tıss. Hepsi bitti. Sessizliğe alışmak zor. Yalnızlık ise tevekkül. İç organları eskir mi insanın? Beynimde öyle bir yıpraşıklık hissi. Doktor açsa içimi "Ayy sizin içiniz çürümüş!" deyip kapatacak. Hani halk arasında... Okumaya Devam et →
TOZLU HİKAYELER: SAKAL
"Hanginiz bilir benim kadar Karpuzdan fener yapmasını Sedefli hançerle üstüne gülcemal resmi çizmesini Beyit düzmesini Mektup yazmasını Yatmasını Kalkmasını Bunca yılın Halime'sini Hanginiz bilir benim kadar memnun etmesini Değirmende ağartmadık biz bu sakalı!" Demiş Bir Garip Orhan Veli... *** Ter döktük, gözyaşı döktük, kan döktük uğrunda. Yol gittik, iz gittik, dere tepe düz gittik... Okumaya Devam et →
TOZLU HİKAYELER: BEN KÜÇÜKKEN…
Atatürk Anadolu lisesi, 6 Mat-F sınıfı mezuniyeti... Sene 1990... Ben küçükken ilkokul beş sene, lise üç seneydi. Ben küçükken kara tahta ve tebeşir vardı. Ben küçükken herkes okuluna yürürdü, taşımalı sistem falan yoktu. Ben küçükken Anadolu lisesi ve özel okul sınavlarına 5. sınıf bitiminde girilirdi. Ben küçükken Türkiye'de 67 il vardı. Ben küçükken Sovyetler Birliği,... Okumaya Devam et →
TOZLU HİKAYELER: SİYAH BEYAZ FİLM GİBİ BİRAZ…
27 Şubat 2009 Beşiktaş- İstanbul BBSK maçından enstantaneler.. Yolculuğum Anadolu yakasında sona erdiğinde normal mantık sınırları dahilinde maça yetişmem gerekiyordu. Ama cuma akşamı İstanbul köprü trafiği mantık sınırları dışındadır. Stada vardık ama biletix'çi amcalar benim 11.30'dan beri yollarda olup ikinci yarının başlangıcında varabileceğimi hesaplamamış olacaklar ki gişeleri kapalıydı. Kapıya yalvar, girene yalvar, çıkana yalvar, bilet... Okumaya Devam et →
ÇORBACI
Gölge Dergi Ağustos 2017 tarihli 119. sayısı "Editör der ki" yazımdır. İllüstrasyon, Nilay Adlım... Günlerden bir gün, şehirlerden bir şehirde, tüm şehrin davet edildiği dillere destan bir düğünde düğün çorbası pişirmek üzere şehrin en ünlü çorbacısı çağrılır. Düğünde çorbayı içen herkes zehirlenip hastaneye kaldırılır. Savcılık, bu kadar büyük çaplı bir organizasyonda, bu kadar çok kişiyi... Okumaya Devam et →
TOZLU HİKAYELER: SICACIK
2009 yılı... Mevsimlerden kış... Aylardan hangi ay bilinmiyor... Sıcacık erik/tarçın çayı var.. Poğaçaları dünden pişirdim taze... Buyurun... Önce iptal oldum. Okuyunca inanamadım. Piraye'nin resimlerini görünce hepten kalakaldım. Zamanımızın her şeyi görüntü ile bir düşünen insan yapısından nasibini az da olsa almış olarak, bir adamın, hele ki Nazım gibi bir adamın isminin heybetinden dolayı, Piraye'nin de... Okumaya Devam et →
TOZLU HİKAYELER: NASRETTİN HOCA’NIN EŞEĞİ SÜNGERBOB’A KARŞI
"Türkiye Karagöz ve Hacivat'ın patentini almaya hak kazandı. UNESCO, Kültür Bakanlığı'nın Karagöz'ün Türk kültür mirası olduğunu anlatan dosyasını onayladı." Daha önce de baklava ve lokum gibi meselelerde çıkan tescil kavgası hele şükür lehimize sonuçlanmış. Lakin böylesine güçlü bir anlatım içeren, böylesine milli bir değer olan, geçmişi yüzyıllara dayanan bir sahne sanatının değerini UNESCO damgalı... Okumaya Devam et →
ÇİZGİ-ROMAN TANITIM: KARABALA
Sinema yönetmenlerine çok özenmişimdir. Anlatmak için sayfalarca kelime ile uğraştığınız bir sahneyi, bir anlık görüntüde yakalayıverirler. Lakin kim bilir ne zor iştir yönetmen olmak, çünkü kaprisli yıldız oyuncularından tutun da yardımcı oyuncusu, setçisi, ışıkçısı, senaristi, makyözü, resim seçicisi, kurgucusu kameramanı, hepsi ayrı ayrı ilgi ve dikkat ister. Ya bunların hepsi bir kişide toplanırsa?... Okumaya Devam et →
