GÖLGE DERGİ #102 | MACERA 3: BENİM ADIM MALALA

Malala  Yusufzay; Pakistan'ın kuzeyinde, Taliban'ın güçlü olduğu Svat Vadisi'nde yaşarken, eğitim ve kadın hakları konulardaki aktivistliği nedeni ile Taliban tarafından başından ve boynundan kurşunlanan, hayatta kalan ve 17 yaşında Nobel Barış Ödülü alan genç kadın... [Önnot: Bu hikayede adı geçen tüm içsavaş, terör örgütü, şehir ve kahramanlar hayal ürünüdür. Dünya asla bu kadar kötü bir... Okumaya Devam et →

GÖLGE DERGİ #101 | MACERA 2: SAFRANBOLU’DA YANMIŞ BİR DENİZ FENERİ*

https://issuu.com/golgedergi/docs/g__lge_e-dergi___ubat_2016_say___10 Gotham'ın yedi kilometre dışındaki Wayne malikanesinde… Gölge: Hadi toparlan Lisbeth, Safranbolu’ya gidiyoruz! Lisbeth Salander: Hani o yanan konakta sadece kediler ve köpekler vardı? Bizim ne işimiz var orada? Gölge: Akıllı bir köpek, binanın enkazındaki hayvan cesetleri arasında bir kadın cesedi bulmuş. Bu da bizim işimiz… L. Salander: Google maps, Gotham’dan Safranbolu’ya ulaşmanın hava ve kara... Okumaya Devam et →

TOZLU HİKAYELER: DÜŞÜNÜYORUM ÖYLEYSE YOKUM

İllüstrasyon Hakan Tacal... 2011 yılının Şubat ayında Gerede'de yaptığım arabamı perte çıkaran hafif kazdan sonra yazılmıştır... İnsanın beyni hep öngörüldüğü şekilde işlemiyor. Olmadık çocukluk anıları olmadık hücrelerden fırlayıp yolunu tıkıyorlar mesela yeni üzüntülerin. Ya da trafik istediğiniz gibi akmıyor vücudunuzun kırk tilkiden haramilerce kurtarılmış, aslında başkent olmayan yedi loblu başkentinde. İlle de bir köprü trafiği... Okumaya Devam et →

TOZLU HİKAYELER: TUĞBA OR NOT TUĞBA

Bu yazıyı 15 Ekim 1990 tarihinde yazmışım. 'Mışım' diyorum çünkü üzerinden o kadar çok geçmiş ki unutmuşum. Liseyi bitirip üniversiteye geçtiğim kışın başı... Ankara'da tüm ortaokul, lise ve üniversite hayatım boyunca kullandığım EGO otobüslerine kıllandığım bir an yazmışım anlaşılan... Buyurun beraber okuyalım... Önümde, bir şeyler yazmaya çabalayıp, (hem) kendimi -ego açısından, hem de EGO’yu kendi... Okumaya Devam et →

SEN DE BİR HİKAYE DİNLE

Hikaye dinle! Hikaye dinlet! Dedektif Dergi’deki hikayeler artık bir kulaklık ve bir tık uzağında! Hani eskiler hikaye anlatırlarmış ya soba önlerinde toplaşan çoluk çocuğa. Hele bir de kestane çiziverdi mi evin hanımı, değme sen dinleyenlerin keyfine. Artık ne eski hikayeler kaldı ne de o eski hikayeleri anlatan dedeler diye üzülmeyin diye ‘Sen de bir hikaye... Okumaya Devam et →

BABA BİZ NEDEN HİÇ ‘BİR ŞEY’Cİ OLMADIK?

70'li yılların sonlarıydı. Çocuktuk, evde Philips marka, dışı bordo bakalitten bir radyo türküler söyler dururdu. Beraber söylediğimiz türküler de vardı, solo söylediğimiz türküler de. Evde annem şarkı-türkü söyler, biz de dilimiz döndüğünce eşlik ederdik telgrafın tellerine. 70'ler bitip 80'lere gelinmişti. Benim ilkokul birdeki okuma bayramımda, benden üç buçuk yaş küçük olan erkek kardeşimi türkü söylesin... Okumaya Devam et →

ARABA KULLANIRKEN MÜZİK DİNLEMENİN FAYDALARI

Yoğun tempolu iş hayatınızda --yoğun tempo da ne ola ki? Kim koşturuyor sizi iş hayatında? Herkes futbolcu ya da jimnastikçi mi burada? Tempolu hayat! Sanki bir ki üç, bir ki üç, bir ki üç kıvırarak yürüyor herkes. Evet, kıvıranlar var ama onlar da vals ritmi kullanmıyorlar pek!-- Gene laf karıştı. Ne diyorduk, iş hayatınızda --ne... Okumaya Devam et →

ORGANZE SUÇ ÖRGÜTÜ

Bu dünya erkek egemen bir dünya. Ama erkekleri biz kadınlar egemen yapıyoruz. Çünkü bu kolayımıza gidiyor. O akşam komiser yardımcısı Necmi saat tam 19.00'da kapıyı çaldığında hepimiz süt dökmüş kedi gibi bekliyorduk. Annem kucağındaki, kırk santime kırk santim beyaz organze yüzü dantel kaplı kıymetli kırlent yastığından gözünü ayırmadan oturuyordu. Dayım TV'nin karşısında elinde kumanda ama... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑