Bu sabah inadım inat yazı getirmeyecek bir yağmurlu sonbahar havası ile çıktım evden. Üstelik de yarın ev taşıyacağım için babam 'yağmur yağmasa bari' demişti evde. Ya dedim yer değiştirmeme gönlü razı değil, ya da mitolojik tanrılar, tabiat ana ve Murphy'nin kanunları ile işbirliği yaparak azim ve sabrımı deniyor Tanrı. Olsun. Biz ezelden beri ölçme değerlendirmeye... Okumaya Devam et →
SİNEMASALLAR
Giysileriyle duşta ıslanmakta olan bir Grey's Anatomy doktoru… Soğukkanlı tek bir atışla cinayet işlediğine tanık olan sevgilisini vuran George Clooney… Emanet aldıkları kırk iki milyon doları çalıp soyulduk numarası yaparlarken acımasızca cinayet işleyen Matt Dillon… Bonnie and Clyde'da harikalar yaratan Warren Beatty ve Faye Dunaway… Sigorta sahteciliği yapan erkek kardeşi yüzünden başı belada olan güzel... Okumaya Devam et →
O.S.Y.M. ŞİFRESİ ÇÖZÜLDÜ
Heyecanlanmayın. Erkeklerin kadınlara O.rtamda S.evgili Y.erine M.anita demelerinin genetik olarak şifresini çözdüm. Şimdi bir bar ortamında dört tane kız bar iskemlesinde masanızı cepheden görecek şekilde oturmakta. Hayal edin. Evet dördü de yalnız. Korunmasız. Savunmasız. N'oldu? Yakın dövüş teknikleri mi uygulatmak istiyorsunuz kendinize? peki? hayal değil mi? Hepsi de kara kuşak sahibi olsun. Tamam tarife devam.... Okumaya Devam et →
DÜĞÜN GECESİNDE GELİNE DAYAK ATAN DAMAT DEKOLTE GİYMİŞTİ DEDİ
İsmi lazım olmayan, aslında neden olmasın, Zaman gazetesinin dördüncü sayfasında iki tane haber alt alta bugün: DÜĞÜN GECESİ GELİNE DAYAK YÖK: PROF. ÇEKER’İN ‘DEKOLTE’ AÇIKLAMASINDA SUÇ UNSURU YOK Yok, çünkü bir erkeğin bir kadına saldırması için dekolte giymesine gerek yok. Helâli, karısı, kadını, sevgilisi, annesi, kız kardeşi olması da bir şeyi değiştirmez. Değişmeyecek tek şey... Okumaya Devam et →
L’ORÉAL PARIS MISS TURKEY 2011
Deniz Özder... Yüzlerce güzel kız. Bir amaç için bir araya toplanmış. Her ne kadar adı yurt dışındaki konseptine (konsept kelimesi de buraya nasıl yakıştı ama) uyarak MISS TURKEY olarak değiştirilse de yıllardan beri bildiğiniz Güzellik Yarışması işte... Dedim ya yüzlerce güzel kız diye. Evet hepsi güzel. Bazıları çok güzel. Aslında o maymuna çevrilmiş saçları, iğreti... Okumaya Devam et →
İLTİBAS
Sana geldim. Önceden haber vermedim ama sen her kim olsa buyur edersin bilirim. Beni karşıladın. Uzun boyun, mevzun fiziğine yakışmış pantolonunun cebinde belli olmasın diye her zaman cüzdansız taşıdığın paradan taksiciye uzatırken, ayağını taksiden atınca sportif ama şık ve her zaman pırıl pırıl siyah ayakkabın yere sağlamca bastığında, marka olabilen ama hiçbir zaman ben buradayım... Okumaya Devam et →
BIRAKIN BENİ ‘APO’LİTİK ŞEYLER YAZACAĞIM
İnsanin beyni hep öngörüldüğü şekilde işlemiyor. Olmadık çocukluk anıları olmadık hücrelerden fırlayıp yolunu tıkıyorlar mesela yeni üzüntülerin. Ya da trafik istediğiniz gibi akmıyor vücudunuzun kırk tilkiden haramilerce kurtarılmış aslında başkent olmayan yedi loblu başkentinde. İlle de bi köprü trafiği karşıdan karşıya geçmeye çalışan fikirlerinize sağa ya da sola baktı demeden henüz olmayan üçüncü köprü güzergahına... Okumaya Devam et →
RÖ-NESANS / RE-NAISSANCE
...kocaman bir A harfi görüyorum dönüş yolunda... atatürk havalimanının A’sı olsa gerek... oh be diyorum... bülbülü altın kafese koymuşlar, yine de istanbul demiş. Abartmayalım. 4 gece 5 gün turla gidilen yurtdışı tatilinde havaalanında memleket toprağı öpmeye kadar hasret yaşanmıyor. Ama marketler peynir cenneti iken 4 yıldızlı otellerde peynirsiz, narenciye yetişmesi gerekirken mandalina boyutunda portakallarla meyvesiz... Okumaya Devam et →
BİLGE BAYKUŞ BİLGE BAYKUŞ SÖYLE SENDE NEM KALDI
Gece karanlığında arabamın tam önüne konan baykuşu görünce güldüm.”Ne arıyorsun sen burada?” “Ben hep buralardayım asıl sen ne arıyorsun burada? Tabelaların şaşırttığı alelâde bir yolcu musun? Yoksa sen mi tabelaları şaşırttın?” dedi. “Gezemediğim zamanlarda bile ruhum bedenimde geziyordu zaten” dedim. Uçtu. Çatal yol ayrımında kalbim sola mantığım sağa dön dedi. Bu defa mantığıma yenik düştüm.... Okumaya Devam et →
