Hacivat: Huzur-u haziran, cemiyet-i irfan, vakt-i safayı merdan, lâindir, dinsizdir, münafıktır şeytan, şeytanın dinsizliğine, rahmanın birliğine, bizi temaşaya tenezzül buyuran ahibbanın sağlığına, demem o demek değil, ben bendenize, ben duacınıza eli yüzü yunmuş sohbeti tatlı; Karagöz: Sen de nereden çıktın be windows doksan beş suratlı! Hacivat: Edebiyat bilse, Arabiyat bilse, Farisi bilse, ilm-i hendese, ilm-i... Okumaya Devam et →
DUVAR
Sabah sabah bilmediğim bir dilde çığırışlarla uyanıyorum. Değişik erkek sesleri, gırtlak nağmeleri Türkçe'den fazla ama Arapça'dan az bu dille birbirlerine bağırıp duruyorlar. Komşu binanın inşaatında çalışan Kürt kökenli işçiler bunlar. Bence binanın dış peyzajına pek de uymayan bir taş duvar işçiliği sergiliyorlar. Komşu bina ile aramıza koca koca taşlardan bir duvar örüyorlar. Hiç Kürt arkadaşım... Okumaya Devam et →
