Gözlerim, bulutlara bürünmüş dağların kenarındaki evimde Garfiyıld'ı arıyor kaç gündür. Bu benim tamamen sarman renkli erkek, ama erkek olduğu kadar da naif ruhlu kedim. Bayramda evimizi, daha çok kedilerimizi Mehmet'e emanet edeli beri yok ortalarda. (bunda Mehmet'in suçu yok tabii ki!) Araba çarptı ya da çalındı diyorum. Gelmemesinin başka açıklaması olamaz. Kedi psikolojisi hakkında öğreneceğim... Okumaya Devam et →
UYKUSUZ MİSAFİR – II
uyku diye bir şey yoktur Kendimi edebî bir hikâyenin içinde bulmayalı uzunca bir zaman olmuştu. Ne de olsa üç metre karelik bir yaşamın ve uykunun kayda değer bir yanı olmasa gerekir. Kırsalda başlayan eğitim macerası kasaba okullarına, oradan da dershanelere olanca hızıyla ilerlemişti. Bağlarbaşı’ndan Kadıköy’e tek kişilik bir kortej ise yüksek eğitimin nihai törenine hızlı... Okumaya Devam et →
UYKUSUZ MİSAFİR – I
BİLİNDİK ÖYKÜ DENEMELERİ II/ MEZARLIKLARDAKİ YEŞİL ÇİMENLER DAHİ SARARMAYA BAŞLADI; VE BEN HALA NEFES ALABİLİYORUM Normal şartlarda sekiz saat uykunun bana yeteceğini bilirim. Lakin bugün öyle olmadı. Sabah 06:00’da yatmış olmamın akşama kadar yatmak için bulunmaz bir fırsat olduğunu devamlı kendime fısıldadım. Saat 13 gibi Zahar odadan içeri girdi. - ‘‘Efendim uyanma vakti, kahvaltıyı hazırladım.’’... Okumaya Devam et →
