TOZLU HİKAYELER: iPAD’İN DOĞUM GÜNÜ

29 Ocak 2010 tarihli yazımda Steve Jobs’tan bahsetmişim… 5 Ekim 2011’de vefat etmiş… Kendi gitmiş telefonları, tabletleri, bilgisayarları kalmış… Bilişim devi Apple, haftalardır merakla beklenen dizüstü bilgisayarlarla iPhone arasındaki bir ‘üçüncü tür’ olarak nitelenen iPad adlı yeni tablet bilgisayarını tanıtmış. Gazetede bir baktım benim  telefonun “gigantism”e (dev hastalığı) yakalanmış babası mı desem dedesi mi desem…

Bunu derecelendir:

TOZLU HİKAYELER: “VEDA” FİLMİ

06.02.2010 tarihinde dakikası saniyesine ( 20:55) bunları söylemişiz: Filmin sitesini ziyaret ettiğinizde arka planda çalan müzik tanıdıktır. Livaneli’nin 1999 yapımlı London Symphony Orchestra Plays Livaneli albümünün açılış parçası olan 4.37 dakikalık Movement No:1 olarak isimlendirilen parçadır. Bu, daha önceki filmleri için bestelediği parçalardan biridir. Mutluluk filminde de aynısını yapmıştır. Çeşitli önceki bestelerini copy-paste! Nasıl bestecilikse?…

Bunu derecelendir:

TOZLU HİKAYELER: ‘NEVER’…

Böylesine huzurlu bir umutsuzluk… Cevapsız kalmamalı… Ama cevap verecek kimse ortalarda yok. Belki de hiç olmadı… She never existed… Isabel Allende’nin romanı olan “Kaderin Kızı”nın kahramanı Eliza, böyle bir yolculuğa çıkar. Sevdiğini bulabilmek için bir kıtadan diğer kıtaya bir geminin pis bir ambarında ışıksız yolculuk eder. Bu sırada içinde sevgilisinden taşıdığı parçayı da doğamadan düşürür….

Bunu derecelendir:

TOZLU HİKAYELER: BOZKIRDA DENİZ KABUĞU’NU SEYREDEMEDİM

Yönetmen Ahmet Uluçay’ın 30 Kasım 2009 ünü vefatından bir gün sonra yaızlmıştır… Yazdıkları yazılarda kalemlerini kamera gibi kullanan yazarlar okudum. Kaleminin gittiği yere sizi de götüren, yazdıklarını gözlerinize resmederken, insanların seslerini hani burnunuzu yaklaştırsanız nerEdeyse kokularını duyabileceğiniz yazarlar okudum. Kitap yazarken özel efektlerden faydalanamaz bir yazar. Türlü Hollywood hilelerine başvurarak, bilgisayar animasyonlarını görüntü akışı içine…

Bunu derecelendir:

TOZLU HİKAYELER: İNSAN KÖPEĞİ ISIRDI

“Bir toplum hayvanlara davranış şekli ile değerlendirilir.” Mahatma Gandhi Berlin Hayvanat Bahçesi’nde 2007 doğumlu Knut adındaki kutup ayısı için İtalyan sevgili bulunmuş. Tabii ki yalnız kalpler sütunundan olmamış bu iş. Ya da Knut nette gezerken Skype’den İtalyan bir kızla tanışmamıştır herhalde. Münih Hellabrun Hayvanat Bahçesi’nde İtalya doğumlu Gianna adında bir bayan kutup ayısı yaşıyormuş. Yalnızlıktan…

Bunu derecelendir:

TOZLU HİKAYELER: REST IN PEACE, NO MATTER WHAT COLOR IT IS…*

25 Haziran 2009: Video sitelerinden birinde yeni ölen -ve hatta ‘Ölmemiş olabilir mi acaba?’ diye de düşündüren- Michael Jackson’ın bir klibinin altında şöyle bir yorum okudum: “Sadece Amerika’da fakir ve zenci bir erkek çocuğu olarak dünyaya gelen bir insan, zengin ve beyaz bir kadın olarak ölebilir. Size ve tüm o sevgi dolu cümlelerinize acıyorum. You’are…

Bunu derecelendir:

TOZLU HİKAYELER: Toi, tu seras le feu dans mon coeur*

Göksel kız kardeşimiz bir albüm çıkarmış: Mektubumu buldun mu? Buldum. Albümdeki ilk notaları nerede ve ne zaman duyduğunuz da pek ehemmiyetli tabii. Ben İstiklal caddesinde bir kitap/müzikevinin camekanında dizi dizi Jose Saramago kitaplarına bakarken “Sana bakan bir çift göz sen olayım sevgilim” diyordu derin bir ses. Usturupluca açılmış hoparlörlerden kulağıma mışıl ninni modunda süzülüyor, gözümü…

Bunu derecelendir:

TOZLU HİKAYELER: HEP SENİN YÜZÜNDEN

Kesildi. Sesler kesildi. Bilmem kaç watt gücündeki on yüz bin seçim arabası hoparlörü kadar gürültülüyken hayat, sinemada dolby stereodan en yüksek patlama sesinin ardından. Tıss. Hepsi bitti. Sessizliğe alışmak zor. Yalnızlık ise tevekkül. İç organları eskir mi insanın? Beynimde öyle bir yıpraşıklık hissi. Doktor açsa içimi “Ayy sizin içiniz çürümüş!” deyip kapatacak. Hani halk arasında…

Bunu derecelendir:

TOZLU HİKAYELER: SAKAL

  “Hanginiz bilir benim kadar Karpuzdan fener yapmasını Sedefli hançerle üstüne gülcemal resmi çizmesini Beyit düzmesini Mektup yazmasını Yatmasını Kalkmasını Bunca yılın Halime’sini Hanginiz bilir benim kadar memnun etmesini Değirmende ağartmadık biz bu sakalı!” Demiş Bir Garip Orhan Veli… *** Ter döktük, gözyaşı döktük, kan döktük uğrunda. Yol gittik, iz gittik, dere tepe düz gittik…

Bunu derecelendir: