TOZLU HİKAYELER: “VEDA” FİLMİ

06.02.2010 tarihinde dakikası saniyesine ( 20:55) bunları söylemişiz: Filmin sitesini ziyaret ettiğinizde arka planda çalan müzik tanıdıktır. Livaneli’nin 1999 yapımlı London Symphony Orchestra Plays Livaneli albümünün açılış parçası olan 4.37 dakikalık Movement No:1 olarak isimlendirilen parçadır. Bu, daha önceki filmleri için bestelediği parçalardan biridir. Mutluluk filminde de aynısını yapmıştır. Çeşitli önceki bestelerini copy-paste! Nasıl bestecilikse?…

Bunu derecelendir:

TOZLU HİKAYELER: ‘NEVER’…

Böylesine huzurlu bir umutsuzluk… Cevapsız kalmamalı… Ama cevap verecek kimse ortalarda yok. Belki de hiç olmadı… She never existed… Isabel Allende’nin romanı olan “Kaderin Kızı”nın kahramanı Eliza, böyle bir yolculuğa çıkar. Sevdiğini bulabilmek için bir kıtadan diğer kıtaya bir geminin pis bir ambarında ışıksız yolculuk eder. Bu sırada içinde sevgilisinden taşıdığı parçayı da doğamadan düşürür….

Bunu derecelendir:

TOZLU HİKAYELER: İNSAN KÖPEĞİ ISIRDI

“Bir toplum hayvanlara davranış şekli ile değerlendirilir.” Mahatma Gandhi Berlin Hayvanat Bahçesi’nde 2007 doğumlu Knut adındaki kutup ayısı için İtalyan sevgili bulunmuş. Tabii ki yalnız kalpler sütunundan olmamış bu iş. Ya da Knut nette gezerken Skype’den İtalyan bir kızla tanışmamıştır herhalde. Münih Hellabrun Hayvanat Bahçesi’nde İtalya doğumlu Gianna adında bir bayan kutup ayısı yaşıyormuş. Yalnızlıktan…

Bunu derecelendir:

TOZLU HİKAYELER: REST IN PEACE, NO MATTER WHAT COLOR IT IS…*

25 Haziran 2009: Video sitelerinden birinde yeni ölen -ve hatta ‘Ölmemiş olabilir mi acaba?’ diye de düşündüren- Michael Jackson’ın bir klibinin altında şöyle bir yorum okudum: “Sadece Amerika’da fakir ve zenci bir erkek çocuğu olarak dünyaya gelen bir insan, zengin ve beyaz bir kadın olarak ölebilir. Size ve tüm o sevgi dolu cümlelerinize acıyorum. You’are…

Bunu derecelendir:

TOZLU HİKAYELER: Toi, tu seras le feu dans mon coeur*

Göksel kız kardeşimiz bir albüm çıkarmış: Mektubumu buldun mu? Buldum. Albümdeki ilk notaları nerede ve ne zaman duyduğunuz da pek ehemmiyetli tabii. Ben İstiklal caddesinde bir kitap/müzikevinin camekanında dizi dizi Jose Saramago kitaplarına bakarken “Sana bakan bir çift göz sen olayım sevgilim” diyordu derin bir ses. Usturupluca açılmış hoparlörlerden kulağıma mışıl ninni modunda süzülüyor, gözümü…

Bunu derecelendir:

TOZLU HİKAYELER: SAKAL

  “Hanginiz bilir benim kadar Karpuzdan fener yapmasını Sedefli hançerle üstüne gülcemal resmi çizmesini Beyit düzmesini Mektup yazmasını Yatmasını Kalkmasını Bunca yılın Halime’sini Hanginiz bilir benim kadar memnun etmesini Değirmende ağartmadık biz bu sakalı!” Demiş Bir Garip Orhan Veli… *** Ter döktük, gözyaşı döktük, kan döktük uğrunda. Yol gittik, iz gittik, dere tepe düz gittik…

Bunu derecelendir:

TOZLU HİKAYELER: BEN KÜÇÜKKEN…

Atatürk Anadolu lisesi, 6 Mat-F sınıfı mezuniyeti… Sene 1990… Ben küçükken ilkokul beş sene, lise üç seneydi. Ben küçükken kara tahta ve tebeşir vardı. Ben küçükken herkes okuluna yürürdü, taşımalı sistem falan yoktu. Ben küçükken Anadolu lisesi ve özel okul sınavlarına 5. sınıf bitiminde girilirdi. Ben küçükken Türkiye’de 67 il vardı. Ben küçükken Sovyetler Birliği,…

Bunu derecelendir:

TOZLU HİKAYELER: SİYAH BEYAZ FİLM GİBİ BİRAZ…

27 Şubat 2009 Beşiktaş- İstanbul BBSK maçından enstantaneler.. Yolculuğum Anadolu yakasında sona erdiğinde normal mantık sınırları dahilinde maça yetişmem gerekiyordu. Ama cuma akşamı İstanbul köprü trafiği mantık sınırları dışındadır. Stada vardık ama biletix’çi amcalar benim 11.30’dan beri yollarda olup ikinci yarının başlangıcında varabileceğimi hesaplamamış olacaklar ki gişeleri kapalıydı. Kapıya yalvar, girene yalvar, çıkana yalvar, bilet…

Bunu derecelendir:

TOZLU HİKAYELER: SICACIK

2009 yılı… Mevsimlerden kış… Aylardan hangi ay bilinmiyor… Sıcacık erik/tarçın çayı var.. Poğaçaları dünden pişirdim taze… Buyurun… Önce iptal oldum. Okuyunca inanamadım. Piraye’nin resimlerini görünce hepten kalakaldım. Zamanımızın her şeyi görüntü ile bir düşünen insan yapısından nasibini az da olsa almış olarak, bir adamın, hele ki Nazım gibi bir adamın isminin heybetinden dolayı, Piraye’nin de…

Bunu derecelendir: