TİLDA VE DİĞERLERİ 18: AYŞE TATİLE ÇIKTI DA TİLDA NEREDE?

Previously on Tilda ve Diğerleri:

İstanbul Havalimanı Arnavutköy, İstanbul:

Türkiye’nin ilk Ermeni kadın dedektifi Tilda Ahırkapı’nın yardımcısı ve dostu makyöz Tijen Hanım, 29 Aralık 2019 günü Las Vegas’tan havalandı. Las Vegas’ta sevgilisi Isaac’in Elvis taklidi olarak gösterisini izlemek için Bellagio otelindeki davete katılmıştı. Gösterideki tüm siyahi Elvis taklitlerinin ırkçı cinayetlere kurban gitmesi üzerine kendi ırkdaşlarını siyahların söz ve müziklerini çaldığı iddia edilen Elvis’e benzetmeye çalıştıkları için zehirlemiş olan failler yakalandığında, kimsenin içi rahatlamadı.

Tijen Hanım ve Isaac iki aktarma ile İstanbul’a ulaşmaya çalışırlarken, Tilda’nın dedektiflik bürosunun kahraman kedisi Basti ve 5 köpek arkadaşı hala kimliği belirsiz insanların elinde tutsaklardı. 31 Aralık 2019 günü 14.58’de Türkiye’ye ayak bastıklarında bütün televizyon ekranları İstanbul’un Naltepe semtindeki polis müdürlüğünde meydana gelen patlamayı SON DAKİKA haberi olarak geçmekteydi. Bu polis müdürlüğü Tilda’nın dedektiflik bürosunun ve Tijen Hanım’ın evinin bulunduğu binaya en yakın polis merkeziydi. Aynı zamanda Komiser Okan’ın görev yeri de buradaydı. Basti kaçırıldığından beri Tilda polis arkadaşı Komiser Okan’dan bilgi alabilmek için her gün o karakola gitmekteydi.

***

31 Ocak 2019, karanlık soğuk nemli bir depo, Silivri, İstanbul:

Basti ile beraber kaçırılmış ve kafeslerde hapsedili olan pitbul-Zeus, kaniş-Herkül, labrador-Paçoz, teriyer-Hulk ve Sibirya kırması Katya kendilerine gardiyanlık eden iki adamı alt ettikten sonra kafeslerini kırıp dışarı çıkmayı başardılar. Tam kaçacaklarken kapıda birileri tarafından durduruldular.

Vay vay vay! Kedisi de kendisi kadar akıllı demek! Fakat ne yazık ki baltayı taşa vurdun bu sefer şişko kedi! Atın şunları geri içeri!”

Yerlere kadar uzanan beyaz mink kürkünün içinden gürleyen kara kuru cılız kadının arkasında tekerlekli sandalyede baygın halde getirilen kişiyi anında tanıyan Basti geri çekildi. Kalabalığı yarıp kaçabilecekken Basti’yi gören diğer köpekler de geri çekildiler.

8 Oktan Necla isimli kadın kürkünün yakalarını okşarken, geri vitese takan hayvanlara kahkahalarla güldü. “Ben bilirim sizin gibilerin neler yapabileceğini! Zoru görünce öyle kuyruklarınızı kıstırır kaçarsınız işte! İt sürüsü sizi!”

***

31 Ocak 2019, Naltepe İlçe Emniyet Müdürlüğü, Bağdat Caddesi, İstanbul:

8 Oktan Necla’nın yeni yıl mesajı Komiser Okan’a bir tebrik kartıyla gönderildi:

ANAMI ÖLDÜREN O TİLDA DENEN KADINI BANA VER

ORTAKLARIMI ELE VEREYİM

Ama kartın bir de arka yüzü vardı:

DÜŞÜK OKTANLI BENZİNİ TUTUŞTURMAK DAHA KOLAYDIR.

 TİLDA ZATEN ELİMDE

Komiser Okan mesajı okuduğu anda polis merkezinin dışında ve binanın içinde eşzamanlı olarak başlayan patlamalardan bir saniye öncesinde “SİPER ALIN!” diye bağırıp Teğmen Tuncay’la beraber kendisini masanın altına attı. Komiserin sorduğu soru ve teğmenin soruya soruyla verdiği cevap patlama seslerinin arasında kaynadı:

“8 Oktan Necla Almanya’dan dönmüş mü?”

“Neeee? Necla Çakarlı’nın kızı mıymış?

***

Polis merkezindeki patlamaya en yakın polis merkezlerinden, itfaiyeden ve hastanelerden yardıma koşuldu. Polis teşkilatının İstanbul’un göbeğindeki bir binasına yapılmış bu saldırı teşkilatın en üst düzeyde alarma geçmesine yetti.

Emniyet Genel Müdürü basına yaptığı açıklamada “Bu hain saldırının fail veya faillerini bulana dek hiçbirimize uyku yok!” dedi.

Basti ile birlikte kaçırılmış ve o soğuk depoda tutulan köpeklerden Zeus isimli pitbul,  Eski Bağdat Caddesi’nde ikametgahı bulunan Zetonya Fahri Başkonsolosluğuna aitti. Zetonya, olayı sadece bir köpek kaçırılma meselesi olarak değil de dokunulmazlığı olan vatandaşlarının hürriyetine bir saldırı olarak görmüş ve diplomatik olarak nota yollamıştı. Ayrıca olayı detaylı araştırması için iki adet polis dedektifini de İstanbul’a gönderdi.

***

Polis karakolunun enkaz kaldırma çalışmaları bitip ölü ve yaralılar tespit edildikten sonra Komiser Okan’ın cebinden çıkan tebrik kartı hastane personeli tarafından olay yeri inceleme ekibine teslim edildi. Kulağı delik Zetonyalı dedektiflerinin hemen durumdan haberi oldu ve olay İntertpol’e yansıdı. Çünkü 8 Oktan Necla ismi Avrupa’da 8 ülkede birden arananlar listesinde en baştaydı. Ortalık İnterpol dedektiflerinin de gelmesiyle iyice karışmışken bir kişi kayıp köpekleri ve Basti’yi aramaya çoktan başlamıştı. Ama bu kişi maalesef Komiser Okan olamazdı çünkü komiser komadaydı.

***

18 Aralık 1982, Düsseldorf, Batı Almanya:

Çakarlı Nuriye, kendini bunca yıldır pazarlayan şerefsizlerin elinden, başlarındaki adamı sekiz yerinden bıçakladıktan sonra hapse atılmıştı. Tam da nezarethanede parmaklarını çakmakla yakıp polise parmak izini vermeyerek delil yetersizliğinden salıverildikten sonra öğrenmişti hamile olduğunu. İki uzun gün düşündü. Zaten önünde fazlaca seçenek yoktu: bu lanet olası dünyaya, kendi gibi tecavüz edilebilecek, tacize uğrayabilecek, satılabilecek, alınabilecek bir kız veya erkek çocuk ya getirecekti ya da getirmeyecekti. Bu kadar basitti. Öldürdüğü adamın peşine düşmüş itlerinden kaçabilmek için Almanya’da aldı soluğu. Mesele sadece adamı bıçaklaması olsaydı, dünyadan bir şerefsiz eksildiği için kimse Nuriye’nin peşine düşmezdi zaten. Kötü adam sürüsünün Nuriye’nin peşine düşmesinin asıl sebebi öldürdüğü adamın 2 milyon marklik kasasını da soyup soğana çevirmiş olmasıydı. Sahte isimle kaçtığı Almanya’da bedelini yüksekçe ödeyerek bir Alman ailenin evine saklandı. Bütün bunlar olup biterken karnında büyüyen can onun da canı oldu. Bebeği o Alman ailenin çocuğuymuş gibi gösterilmek üzere doğurduktan sonra onlara emanet etti. Tabii bunların hiçbiri bedelsiz olmuyordu. Kendi de her yıl doğum gününde Almanya’ya gelip uzaktan bir akraba misali kızını ziyaret etti.

Alman adıyla Angela, öz annesinin verdiği isimle Necla büyürken o her sene gelip 2 güncük kalıp giden bu kadında bir iş olduğunu anlamakta gecikmedi. Annesi kadar hatta annesinden daha zekiydi çünkü. Eve gelen sözde akrabaların ve komşuların fısıltılarının da Nuriye’nin gerçek annesi olduğunu anlamasında payı büyüktü. 11 yaşında kendine bakan Alman çiftin evini terk etti. 14 yaşına kadar sokaklarda bir kız çocuğunun başına gelebilecek her türlü melaneti tecrübe etti. 15 yaşında bulunduğu semtin tüm torbacıları ondan soruluyordu. Kimi zaman erkek kimi zaman kadın kılığında gezdiği için gerçek kimliği ve cinsiyeti polis tarafından asla tespit edilemedi.

Arabuluculuk yetenekleri ile Çinlileri Singapurlulara, Singapurluları Kolombiyalılara, Kolombiyalıları da Ruslara bağladı. 20 yaşına geldiğinde ‘8 Oktan’ lakabıyla Hollanda, Danimarka, Belçika, Almanya, İngiltere, İtalya, İspanya ve Portekiz’de İnterpol tarafından arananlar listesinde hızla üst sıralara yükselmişti. 21 yaşında sahte kimlik ve erkek kılığında İstanbul’a gelip annesini buldu. Aralarında hiçbir duygusal an yaşanmadı. ‘Sadece getirdiğim 1 milyon markı gömecek iyi bir yer bulmak için uğradım.’ dedi annesine. 8 rakamı arandığı ülke sayısı için isminin önüne katılmış olabilirdi ama ağızdan ağza dolanan bir rivayete göre alkol krizine girdiği bir dağ evinde içecek hiçbir şey bulamayınca arabanın benzin deposundan 8 litre benzin çekip içmiş, hastanelik olmuş ama ertesi gün yoğun bakım ünitesinden çıplak ayaklarla kaçmıştı.

8 Oktan lakabı ona yaptığı ve yapacağı işleri gürültülü patlamalarla şenlendirme fikrini verdi. Oktan bileşiğindeki 8 karbona atıfta bulunarak patlatacağı binaların önünde 8 adet otomobili de patlatarak başlıyordu gösterisine. Chanel’in ceketi, YSL’in kocaman kareli elbisesi gibi bu da 8 Oktan Necla’nın imzasıydı. Tabii ki patlamaların hiçbiri Necla ile bağlantılı çıkmıyordu. Sonuçta Naltepe emniyet binasındaki patlamaya da imzasını atmıştı ama bir hayalet gibi hiçbir delil bırakmamıştı.

Necla, Türkiye’ye gelip annesiyle karşılaştıktan sonra bir saygı belirtisi olarak 8 Oktan lakabının peşine annesinin koyduğu ismi de kullanacağını tüm suç alemine açıkladı: bundan sonra 8 Oktan Necla olarak anılacaktı. Çünkü artık yeraltında olduğu kadar yerin üstünde de o kadar güçlüydü ki ‘Değil cinsiyetimi, eşkalimi de bilseler, kimseler beni yakalayamaz! diyordu.

***

4 Ocak 2020, İstanbul Avcılar’da, E5 karayolunda emniyet şeridinde beklemekte olan siyah Volkswagen Caravelle minibüste:

Zetonya Başkonsolosunun kaçırılan köpeği pitbull Zeus’un tasmasından gelen sinyaller en son Beykent Üniversitesi Esenyurt yerleşkesi civarında kesildi. “Kafanı çalıştır Nadia!” diyordu genç kadın kendine. “Suçlu gibi düşün. 5 köpek ve bir kediyi kaçırsan, bunların sesleri ve kokuları olacak elbet. Nerede saklardın? Amacın her ne olursa olsun bu hayvanları canlı tutmak ve elinden kaçırmamak için kilitlemen lazım. Apartman olmaz. Müstakil ev olmaz. Ya bir depo ya da eski bir fabrika. Ama her yerden uzak olmalı. Kafanı çalıştır be kadın!”

Nadia Kucinskis İstanbul Zetonya Başkonsolosunun büyük kızı idi. Sen Petersburg’daki Kuznetsov Deniz Harp Akademisi’nde eğitim almıştı ve Zetonya ordusunda teğmen olarak görev yapmaktaydı. Kısa bir tatil için ailesinin yanına, İstanbul’a gelmişti. Kız kardeşinin köpeği kaçırıldığı gün izninin bitmesine rağmen, iznini uzattırdı. “Kardeşimin köpeğini kaçırmak mı? Baltayı taşa vuranlar kimmiş acaba?” diyerek kolları sıvadı.

Köpeğin tasmasındaki çipi takibe aldığı minibüs, Zetonya’dan gelen dedektiflere getirtilmiş tam teşekküllü ve zırhlı bir araçtı. Köpeği bulmak için hemen harekete geçmesine rağmen Beykent Üniversitesi civarında sinyali yitirdi. Anlaşıldı ki Zeus’u kaçıranlar, tasmanın ucundaki çipi çıkartıp atmıştı. Nadia çipi deri altına yerleştirelim diyen veterineri dinlemediğine bin pişman olmuştu. Şimdi VW Caravelle’nin içinde pes etmiş ve uyuyakalmış iki dedektife rağmen hayvancağızın kaçırıldığı yönü tayin etmeye çalışıyordu.

“Kafanı çalıştır yahu! 6 hayvana birden neyle bakacaklar? Hazırlıksız kaçırdılarsa? Köpeklerle beraber kaçırılan kedi Tilda isimli bir dedektifin kedisiymiş. Karakolda konuşurlarken duydum. İntikamdan, Nuriye isimli bir kadının kızından filan bahsediyorlardı. Patlamadan sonra İnterpol’ün buraya gelmesine sebep olan kişiymiş bu. İsmi 8 Oktan Necla. Üstelik bu Tilda da elindeymiş. Ne intikam ama! Hem kedisini kaçır hem kadını kaçır üstüne bir de koskoca polis merkezini havaya uçur! Hayır, madem intikam alacaksın zavallı kedicik köpeciklerden ne istedin be Necla! Hem de bizim Zeus’u kaçırdın öyle mi! Neyse! İşimize bakalım. Kuru mama tabii ki! Kuru mama alacaklar elbet bunca hayvana bakmak için!”

Nadia’nın askeri ve savunma sanatları eğitiminin yanı sıra bir uzmanlık alanı daha vardı ki bunu çalıştığı tüm organizasyonlardan saklaması gerekiyordu. Çünkü o aynı zamanda iflah olmaz bir hacker’dı. Hemen son üç gündür kargo firmalarının İstanbul’un bu yakasına taşıdığı kedi-köpek maması siparişlerini buldu. Daha önce de mama siparişi verilmiş ve 15 kiloluk tek paket mama almış adresleri eledi. Yüklü miktarda ve kedi-köpek mamasını beraber almış adresleri tespit edince 8 adres buldu. “8’den gidiyor şansımız hadi hayırlısı!” dedi. Arkadan gelen trafik polisi aracını görünce, dörtlüleri yakarak emniyet şeridine çektiği Caravelle’nin kontağını çalıştırdı.

***

31 Ocak 2019, Naltepe İlçe Emniyet Müdürlüğü, Bağdat Caddesi, İstanbul:

Tijen Hanım, havalimanından kendini Naltepe polis karakoluna atar atmaz patlamaların ardından meydana gelen enkazı dişiyle tırnağıyla kazdı. Tilda, Komiser Okan ve diğer polislerin göçük altında kalmış bedenlerini aradı. Komiser Okan ve Teğmen Tuncay kendilerini masanın altına attıklarında, önce saklanan Teğmen devletin sağlam demirbaş masası tarafından korunmuş fakat Komiser Okan göçük tarafından kafasına ve bacağına aldığı iki ağır darbe yüzünden kırık bir bacakla ve kapalı bir bilinçle yoğun bakıma kaldırılmıştı.

Tijen Hanım, bu zor gününde yanından ayrılmayan ve enkazda en az arama kurtarma birlikleri kadar canla başla çalışan Isaac ile boşuna Tilda’nın ölü ya da diri bedenine ulaşmayı bekledi. Dedektiflik bürosundan patlamanın olduğu gün öğlen saatlerinde çıkan Tilda’dan hala haber alınamamıştı. Enkaz temizlenip 18 yaralı ve maalesef iki şehit polis hastane ve morga yerleştirildikten sonra bile Tilda’nın eşkaline uyacak herhangi bir beden bulunamadı. Komiser Okan’ın cebindeki not hastane personeli tarafından olay yeri incelemeye teslim edilip mesele ortaya çıkıncaya kadar geçen 5 saat 20 dakika Tijen Hanım’a bir ömür gibi geldi. Sonunda gelen açıklama, ölümü gösterip sıtmaya razı etmişti herkesi: Tilda patlamada ölmemişti. Ama Tilda’nın yardımıyla polis tarafından enselendiğinde yüzüğündeki siyanürü içerek intihar eden annesi Çakarlı Nuriye’nin intikamı için yemin etmiş kızı 8 Oktan Necla tarafından kaçırılmıştı!

***

1 Ocak 2020, Suadiye Hamiyet Yüceses sokağın köşesindeki dedektiflik bürosunda:

Tijen Hanım ve diğerleri genel kontrol ve tetkiklerden sonra taburcu edilen Teğmen Tuncay’ı alıp Tilda’nın dedektiflik bürosuna getirdiler. “Komiserimden öğrendiğim en önemli şey şudur arkadaşlar. Böyle tehlikeli vakalarda bulguları ne kadar küçük bir ekiple paylaşırsak o kadar iyidir. Üstelik bu Necla denen kadın burnumuzun dibini patlatabildiğine göre sadece dışarıda değil içeride de adamları olmalı. O yüzden hep beraber burada off-line bir tahkikat yürüteceğiz.” diye açıkladı Teğmen Tuncay. Tilda’nın dedektiflik bürosu merkez üssü haline getirildi. Artık bu kapıların ardına su sızmayacaktı.

Komiser Okan komada, Tilda ve kahraman kedi Basti 8 Oktan Necla’nın elinde tutsaktı. Tilda’nın yardımcısı Mehmet, Tijen Hanım, Teğmen Tuncay ve Isaac bakalım bu işin altından nasıl kalkacaklardı?

***

5 Ocak 2020, karanlık, soğuk ve nemli bir deponun civarı, Silivri, İstanbul:

1 apartman dairesi, 2 apartman dairesi, 3 yüksek tavanlı depo, 4 müstakil ev, 5 rezidans, 6 inşaat şirketi, 7 oyuncakçı dükkanı, 8 apartman dairesi. Nadia’nın tespit ettiği son 3 günde ilk defa fazlaca kedi-köpek maması sipariş edilmiş 8 adresten sadece biri bir kedi ve 5 köpeği gizlice saklamaya ve barındırmaya uygundu. Yine de her türlü olasılığı bertaraf etmek için diğer 7 adrese de gitti. Sonunda her şeyden ve her yerden uzakta eskiden bir fabrika olan artık içindeki donanım sökülünce depo olarak kullanıldığını öğrendiği Silivri’deki adrese geldi. Uzaktan takibe aldı. Mamaların alındığı kredi kartı ve isim tabii ki sahte çıkmıştı. Depoyu kiralayan ismin de ucu hiçbir yere bağlanmadı. Deponun arka tarafında peyda olan ellerinde AK-47’ler, bilinen ismiyle Kaleşnikov tüfekli adamları görünce bu işin hayvanlarla bir alakası olmadığını hemen anladı. Karşısında hayvan kaçırmadan değil adam öldürmeden anlayan adamlar vardı.

***

6 Ocak 2020, Suadiye Hamiyet Yüceses sokağın köşesindeki dedektiflik bürosunda:

Teğmen Tuncay Naltepe patlamasından sonra Martal ilçe emniyet binasına taşınan polis merkezindeki görevini yürütürken bir yandan da aldığı bilgileri Tilda’nın bürosunda birleştirerek paralel bir soruşturma yürütmeye başladı. Zetonya başkonsolosluğundan köpeğe çip takılı olduğu bilgisini öğrendi. Laf arasında Zetonyalı dedektiflerden Başkonsolosun askeri eğitim almış olan büyük kızının ne kadar gereksiz ayrıntılarla uğraştığından bahsettiklerini duydu.

Bunun üzerine Nadia’ya ulaşması uzun sürmedi. Hayvanların kilitli tutulduğu depoyu bulmuş olan Nadia’ya, bu bilgileri paylaşması karşılığında kendi elinde bulunan 8 Oktan Necla’nın olası Avrupa adreslerini ve Avrupa bağlantılarının tamamını paylaşma garantisi verdi.

“Bakın sevgili Nadia, yabancısı olduğunuz bir ülkede işlerin nasıl yürüdüğünü bilmemekte haklısınız.” dedi Teğmen Tuncay.

“Bir dakika!” dedi Nadia. “Ben Türkiye doğumluyum ve ilkokulu burada okudum. Sizin kadar biliyorum burada işler nasıl yürür! Üstelik İnterpol’ün adamları ve Zetonyalı iki dedektifin ortalıkta dolaşıp işleri karıştırmasından başka emniyet müdürlüğünüzün ülke çapında ilan ettiği kırmızı alarmdan dolayı başı kesik tavuk gibi gezen amiri memuru ile doldu ortalık. O yüzden teklifinizi kabul ediyorum. Bildiklerimizi şu masaya yatıralım bakalım neler çıkacak.”

***

7 Ocak 2020, karanlık, soğuk ve nemli bir deponun karşı sokağında, Silivri, İstanbul:

Nadia hayvanların tutulduğu adrese Teğmen Tuncay’la beraber gittiğinde deponun önünde pek çok araç ve insan trafiği vardı. “Tilda’yı da burada tutuyor olmalılar.” dedi Teğmen. “Araçlardan birinden bir tekerlekli sandalye indirdiklerini gördüm.” “Ben dün geldiğimde ortalarda sümsük sümsük gezinen iki adamdan başkası yoktu ortalarda. Bu kalabalık hayra alamet değil. Bir şeyler planlıyorlar.” dedi Nadia.

***

8 Ocak 2020 saat 05.30, karanlık, soğuk ve nemli bir deponun karşı sokağında, Silivri, İstanbul:

Nadia ve Teğmen Tuncay sabaha karşı depoyu bekleyen bekçileri gafil avlama planı ile hayvanları ve Tilda’yı kaçırmaya gittiklerinde, adamları, depodan çektikleri fünye kablolarını bir noktaya bağlarlarken görüp geri çekildiler. Adamlar gidinceye kadar beklediler. Nadia sonunda harekete geçmeye karar verdiğinde Teğmen Tuncay kolundan çekip genç kadını durdurdu. “Bir yerlerde o manyağı elinde bir kumandayla bekleyip burayı biz girer girmez patlatmayacağından nasıl emin olabilirsin!”

“Uzaktan kumandalı değil zaman ayarlı patlatacaklar burayı Teğmen. Ama istersen sen patlamasını bekleyip enkazın altından 1 kedi 5 köpek ve 1 kadın çıkartabilirsin! Hatırlasana emniyet binasını nasıl bir zamanlama ve şovla havaya uçurduğunu bu Necla denen kadının! Emniyet binasının hasar tespitinde patlamış 8 araba tespit ettiler. Binadan önce patlatılmaya başlanmış 8 hurda araç. Neden! Oktan 8 karbonlu da ondan! Necla’nın patlamalara attığı imzası bu!”

“Bir dakika emniyet binasının hasar tespit raporuna sen nasıl ulaştın?” diye şaşkınlıkla sordu Teğmen.

“Vebadan beter bir hastalık olan internet çağındayız Teğmen. Hiçbir sır saklı kalmaz. Bak bakalım deponun önünde kaç tane araç var? Karanlıkta yürüyebilir gibi duruyorlar ama hepsi hurda onların. Teğmen gözüyle araçları 1 saniyede saydı. Nadia haklıydı. Deponun etrafına çekilmiş 8 araç vardı ve tarihler 8 Ocak’ı işaret edeli beş buçuk saat olmuştu. “Patlamayı da sabah 08’de yapmaması için hiçbir sebep yok bu 8 Oktan Necla’nın!’’ dedi teğmen yavaşça.

“Kibir!” dedi Nadia. “Bütün büyük zekaları alaşağı eden şeydir kibir. Neyse biz işimize bakalım.”

Teğmen Tuncay, “Bu iş artık bizi aşar Nadia. Merkeze bildirmem lazım.” dediği anda Nadia parladı. “Tüm o İnterpol şarlatanları ve bizim iki beceriksiz Zetonyalı dedektif bu depoya gelirse içinden ne Tilda’yı ve de hayvanları canlı kurtaramayacağımızı biliyorsun değil mi!”

“Senle benle olacak iş değil bu! Bomba imha ekibi lazım bize Nadia! Senin ülkende işler nasıl yürüyor bilmiyorum ama ben her an olabilecek bir patlamanın sorumluluğunu tek başına alamam kusura bakma!”

***

Nadia ve Teğmen Tuncay merkeze bildirelim bildirmeyelim diye kavga ederek Tilda’nın dedektiflik bürosuna geçtiler. Orada diğerleri ile istişarede bulundular ve hep birlikte harekete geçmeye karar verdiler. E5 üzerinden Silivri’deki depoya girmek üzere yola çıktılar ama yolda devrilmiş bir tanker yüzünden evdeki hesapları çarşıya uymadı.

Gecikeceklerini anladıkları anda Teğmen Tuncay telsizden anons geçti. Bomba imha ekibi de dahil tüm ekipler, İnterpol’ün adamları ve Zetonyalı dedektiflerle beraber olayı kaç gündür takip eden TV istasyonlarının canlı yayın araçları deponun adresine koştular.

***

8 Ocak 2020 saat 08.08, karanlık, soğuk ve nemli bir depoda, Silivri, İstanbul:

Tam deponun civarına vardıkları anda saat 08.08’de depo ve etrafındaki araçlar büyük bir gürültüyle patladı. Büroda beklemeyi kabul etmeyip onlarla gelen Tijen Hanım arabadan inerken patlamanın neden olduğu basınç etkisi ile arabanın üzerinden aşarak diğer tarafa düştü. Kendine gelip ayağa kalktığında toz toprak ve enkazın arasına daldı. Uzay adamı gibi giyimli ve maskeli bomba ekipleri maalesef patlama anında intikal edebildikleri olay mahallinde bomba imha edecekleri yerde ceset toplama görevini üstlendiler. Üniformalarıyla kapı gibi 6 adam, yerden parçalarını topladıkları 5 köpek ve bir kedinin cesetlerini siyah ceset torbalarına doldurduktan sonra kocaman adımlarla enkazı terk ettiler. Tijen Hanım’ın gözyaşları içinde adamlara doğru koşup birincisine yetişemeyip ikinci adamın önce sırtından sonra adam ona doğru dönünce göğsünden yumruklarkenki görüntüleri tüm TV kanallarına canlı olarak yansıdı:

‘‘Onların hiçbir suçu yoktu! Ağızları var dilleri yoktu gariplerin! Nerede kaldınız ha! Nerede kaldınız!’’

***

8 Ocak 2020, saat 08.12, İstanbul Havalimanı, Arnavutköy, İstanbul:

Bu görüntüleri canlı canlı izlerken bıyık altından gülen bir kişi vardı. O da tabii ki 8 Oktan Necla idi. Zaten cılız olan gövdesini erkek formuna çevirmişti ve Hans Gergermeyer olarak güya Türkiye’de yaşayan babaannesini Almanya’ya tedaviye götürmek için, kadının tekerlekli sandalyesini Düsseldorf’a gidecek LH-721 sayılı Lufthansa uçağına doğru sürüklemekteydi. Ameliyat öncesi bilinçli sedasyon oluşturmak için verilen Dormicum katılmış olan serum damarından enjekte edilmekte olan Tilda, sandalyesini ittiren Hans Gergermeyer’in 63 yaşındaki babaannesi Gertrude Gergermeyer rolünde farkında olmasa da çok başarılıydı.

***

8 Ocak 2020 saat 09.00, karanlık, soğuk ve nemli bir deponun enkazında, Silivri, İstanbul:

Deponun enkazının içinden hasarsız kurtulan çelik bir kutudan çıkan mesaj tabii ki 8 Oktan Necla imzasını taşıyordu ve İnterpol yetkilileri, Zetonyalı dedektiflerle beraber tüm emniyet teşkilatımıza bir nanik çekiyordu!

AYŞE TATİLE ÇIKTI!

TİLDA DA ÖYLE!

HAHAHAHAHAHA!

***

 8 Ocak 2020 saat 06.30, karanlık, soğuk ve nemli bir depoda, Silivri, İstanbul:

Patlamadan 1 saat 38 dakika önce Nadia ve Teğmen Tuncay tartışmaktan vaz geçip Nadia’nın planını uygulamaya koyuldular. Nadia haklıydı. Onca adamı başlarına toplamaları, hayvanları ve Tilda’yı olay yerinden ceset torbaları içinde çıkarmalarından başka bir sonuca ulaşmazdı. Teğmen, Nadia, Tijen Hanım ve Mehmet sabah altı buçukta depoya geri geldiler. Geldiler ama Tilda’yı bulamadılar. Teğmen’in bir saat önce gördüğü tekerlekli sandalyenin muhtemelen Tilda’yı oradan götürmek için olduğunu anladılar. Nadia dedektif kadını bulamamanın verdiği hüsranla C4’leri sökerken deponun içinde kendi kendine bağırıyordu:

Bu! Lanet! Olası! C4! Atmayla! Isırmayla! Fırlatmayla! Kesmeyle! Patlamaz! Derdi hocamız! Sadece fünyesi ateşlenince patlar!”

Necla’nın adamlarının depoya yerleştirdiği Silivri’nin yarısını patlatacak miktardaki 8 parça C4’ü elindeki profesyonel İsviçre çakısı ile küçülten Nadia, bağlantı fünyelerini teker teker eski yerlerine taktı. Patlamaya kadar hayvanlara göz kulak olmaları için depoda bırakılan iki adamı Teğmen Tuncay ile beraber etkisiz hale getirip güvenli bir mesafeye taşıdılar. Sonuçta onlar bir asker ve bir polisti, katil değillerdi. Hayvanları kaçıran ve zorla burada tutan o iki şerefsiz olsa da onlar daha büyük bir şerefsize emir kulluğu yapmaktaydılar. Ve bunun için hapis yatmaları gerekirdi, C4 tarafından parçalanmaları değil!

Patlayıcı miktarını azalttıktan sonra deponun içine ve dışına kasaptan alınmış onlarca kilo et, ciğer ve barsak yaydılar. 5 köpek ve 1 kediyi siyah poşetlere sarılı hayvan kutularında depodan çıkarırlarken Nadia’nın hiç susmayan kulaklığında Elvis Presley’in “A Little Less Conversation” isimli şarkısının bateri ve bas gitar ağırlıklı girişi çalmaya başladı. Genç kadın gülümsedi. Çünkü bu şarkı Oceans’ Eleven filminde Danny Ocean ve ekibinin Bellagio otelinin kumarhanesinden 163 milyon doları sahte SWAT ekibi kıyafetleri ile çıkarmaları görüntülenirken çalan şarkıydı. Nadia ve diğerlerinin filmdeki gibi ellerinde çantalar ve siyah giysiler içinde kaçırdıkları canlılar belki bir 163 milyon dolar değildi ama manevi olarak çok daha değerliydi.

(Post-credits scene / Kapanış sonrası sahne) Düsseldorf Uluslararası Havalimanı, Düsseldorf, Almanya:

Lufthansa havayollarına ait LH-721 sefer sayılı uçağın tekerleri Düsseldorf  Havalimanı’na değdiği anda uçaktan inmek üzere ayağa kalkan aceleci güruhun arasında Gergermeyer’lerden başka sahte kimlikle yolculuk eden başka bir kişi daha vardı.

Giydiği beyaz deriden Elvis kostümü ile tüm yolcuların ve uçuş personelinin dikkatini üzerinde toplamış olan uzun boylu iri yarı siyahi adam, Necla’nın babaannesi Gertrude Gergermeyer rolünde uyuşmuş Tilda’yı tekerlekli sandalyeye tekrar oturturlarken, uçağın dar koridorunda gereksiz dans hareketleri yaparak Tilda’nın üzerine eğilmeyi başardı. Böylece elindeki takip çipini genç kadının saçlarının arasına yapıştıran kişi Tijen Hanım’ın sevgilisi Isaac’ten başkası değildi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s