TİLDA VE DİĞERLERİ 16: TİLDA WOODSTOCK’TAN SESLENDİ – BEN DE #SUSAMAM

Previously on Tilda ve Diğerleri:

Dedektif Tilda Ahırkapı ve arkadaşları, metresi olduğu muhasebeci karısından boşanıp kendisiyle evlenmedi diye adamı 16 yerinden bıçaklayarak öldürecek kadar soğukkanlı bir katil olan Çakarlı Nuriye’nin tutuklanmasını sağlamışlardı. Fakat Çakarlı Nuriye marifetli avukatının kanunda bulduğu açık sayesinde salıverilmeyi başardı. Tilda, yardımcısı Mehmet, dedektiflik bürosunun makyözü Tijen Hanım ve resmi kedisi Basti Uluslararası Dedektifler Kongresi için Hilton İstanbul Bosphorus’a yerleştiklerinde Çakarlı Nuriye’nin Tilda için hain planlar yaptığından haberleri yoktu. Neyse ki Nuriye’yi daha otel işletmeye başlayıp kadınları pazarlamadığı sokaklarda para kazanmaya çalıştığı günlerden beri tanıyan ve peşinde olan Komiser Okan’ın bu suç işlemeyi kendine meslek edinmiş bu kadınla ilgili bir B planı vardı.

1.Uluslararası Özel Dedektifler Kongresi’ne Tilda’nın misafiri olarak gelen Diyanet İşleri Başkanı, İstanbul Müftüsü, Fener Rum Patriği, Ermeni Patriği, İstanbul Hahambaşı ve Süryani Ortodoks Metropoliti kongre merkezindeyken ortalığı karıştıran ve Tilda’nın bıçaklanmasını sağlayan yine Çakarlı Nuriye idi. Komiser Okan’ın hep bir adım önde olması işlerin gidişatını değiştirdi. Çakarlı, Tilda rolü yapan ve hastaneye kaldırılmış süsü verilen kadın polisi Tilda’nın yerine hastanede öldürmeye kalkıştığında kıskıvrak yakalandı. Fakat ne polis ne de Tilda ve diğerleri Nuriye’nin yüzüğündeki zehri içerek intihar etmesine engel olamadı.

Bütün bunlar olup biterken otelde görüntü ve ses alıcısı monte edilmiş tasması ile dolaşıp polis için son derece kıymetli bilgileri elde eden kişi tabii ki büronun kahraman erkek kedisi Basti idi.

***

Suadiye Hamiyet Yüceses sokaktaki dedektiflik bürosunda:

“Bu sefer gideceğimiz yerde Basti yanımızda olamayacak maalesef.” dedi Tijen Hanım.

“Yüzbinlerce kişinin katılması beklenen çılgınca bir rock konserine Basti’yi götüremeyiz zaten.” dedi Tilda.

“Hayırdır Zeytinli Rock Festivali’ne mi gidiyoruz?” diye sordu Mehmet.

“Daha büyük düşün!” dedi Tilda. “Mesela Atlantik’in öteki kıyısında yapılmış gelmiş geçmiş en büyük rock konserini hayal et. Woodstock’a gidiyoruz.”

“Ne yani zaman makinesi mi icat ettiniz?” diye kahkaha attı Mehmet. “Demek 1969 yılına ışınlanıyoruz!”

***

Tilda, Mehmet ve Tijen Hanım New York’a doğru yola çıktıklarında 16-18 Ağustos 2019 tarihlerinde yapılacak Woodstock 50. yıldönümü konserlerinin iptal edildiği çoktan anons edilmişti.

Konser verecek şarkıcıların listesi 2019 Mart ayında açıklandı fakat biletler belirtilen zaman olan 22 Nisan 2019’da satışa sunulamadı. Nisan 2019’da bir finansörü konserin iptal edildiğini iddia etti. Yetkililer bilet satış samanı gelip çattığında New York Eyaleti sağlık departmanından çok sayıda kişinin bir araya geleceği bu toplantı için henüz izin bile alamamışlardı.

Haziran ayında konserin belirtilen alandan başka yere kaydırılması ve konserlerin biletli bir festival şeklinden gelenlerin gönüllerinden ne koparsa verecekleri bir bağış toplama organizasyonuna çevrilmesi bardağı taşıran son damla oldu. Çoğu grup ve solist konserde yer almayacağını bildirdi.

Sonunda 31 Temmuz 2019 günü festivale 16 gün kala, Woodstock 50 organizatörleri konserlerin iptal edildiğini duyurdular. Bu elli sene önce yaşananları annesinden dinleyerek büyümüş olan Tilda’yı haliyle çok üzmüştü. Ama yine de planladığı gibi Woodstock’a gitmeyi ve oranın atmosferini solumayı çok istiyordu. O yüzden önceden aldığı uçak biletlerinin tarihini değiştirmeden arkadaşlarına Amerika’nın yolunu tutmayı teklif etti.

***

New York’a bağlı Bethel kasabasındaki Woodstock Audience Field / Woodstock konser alanında:

En yakın arkadaşları ve dedektiflik bürosundaki müthiş yardımcıları olan Mehmet ve Tijen Hanım ile beraber konser alanında dikiliyorlardı. 2004 yılında Rolling Stone dergisinin rock’n’roll tarihini değiştiren 50 olay listesinde 14. sıraya koyduğu 1969 yılında 32 konserin verildiği Woodstock alanında.

“Biliyor musunuz bu festival alanı 2017’de Amerika’nın National Register of Historic Places / Tarihi Yerler Ulusal Listesi’ne alındı.”

“İlginç!” diye cevap verdi Mehmet. “Adamlarda tarih gibi ortak hafıza gibi her şeyi yoktan var etmek ve abartmak huyu ayyuka çıkmış durumda. Basit bir konser alanını bile tarihi yer sayabildiklerine göre!”

“Tilda’nın annesi ve babası burada tanışmış Mehmetciğim. Amerikalıları bilmem ama burası Tilda için tarihi bir yer olsa gerek.” diye fısıldadı Tijen Hanım. Tilda onları dinlemiyordu zaten. Annesinin o çok küçükken anlattıklarını aklından tekrar geçirmekle meşguldü.

13 Ağustos1969 Woodstock Audiance Field, Woodstock konser alanında:

“Sahne, yiyecek içecek stantları, ilk yardım stantları, su tankları, tuvaletler. Her şey hazırdı. Ya da hazır görünüyordu. Ve 13 Ağustos itibariyle 100 bin kişi Woodstock’ta toplanmıştı. Hippiler boş durmamışlardı. Teksir makinesi ile bildiriler basıp dağıtıyorlardı. İçlerindeki en önemli bildiri şunu söylüyordu: KONSER İÇİN PARA ÖDEMEYİN!”

***

LARRY T. , Woodstock 69’a katılmış şanslı kişilerden biri: Biletlerimi ve Sgt. Peppers blucinimi hâlâ saklıyorum. Uyurken, yüzerken, sevişirken hep o blucin vardı üzerimde. 25. yıldönümüne gitmedim, hayal kırıklığına uğramaktan korkuyordum.

***

“Festivale iki gün kalmıştı ve film şirketi Warner Bros reddedilemeyecek bir teklifle karşı karşıya idi. Woodstock’çular film sözleşmesi öneriyorlardı. İstedikleri yalnızca 100 bin dolardı. Oyuncular, ışıklandırma, senaryo, soundtrack, sahne hazırdı. Michael Wadleigh ve Martin Scorsese Warner Bros’u temsilen Woodstock’a geldiler. Organizatörlerle görüştüler: ‘Yüz binlerce insan gelecek buraya, 100 bin dolar verip milyarlar kazanacaksınız. Eğer bir hadise, bir isyan çıkarsa da gelmiş geçmi̧ş en iyi belgeseli yapmış olacaksınız.’ bu sözlerin tartışılacak bir tarafı yoktu. Warner Bros sözleşmeyi derhal imzaladı. Çektikleri belgesel film 26 Mart 1970 yılında gösterime girdi. Film şirketi, 3 saat 40 dakika süren belgesel filmden Woodstock’çılara ödediği 100 bin doları fazlasıyla çıkarmıştır herhalde,

Baban o senelerde, Amerika’ya hukuk okumaya gelmiş gencecik bir adam, orada ise sahne ışıklandırma işinde harçlığını çıkartmak için çalışan bir çıraktı.

O zamanlar barkod diye bir teknoloji olmadığı için şimdiki gibi bilet kapısından geçerken bileti nerden aldın, ne zaman aldın, kimin kredi kartıyla aldın, o kredi kartıyla en son ne aldın gibi bilgilere ulaşılamıyordu. İnsanlar ve devlet birbirleri hakkında daha az bilgiye sahipti belki. Ama herkes daha mutluydu. Bilmemek mutluluktu. Bilmemek özgürlüktü.

Bilmemek ön yargılarından kurtularak karşındakine her anlamda eşit davranmanı sağlıyordu.”

CHRIS S., Woodstock 69’a katılmış şanslı kişilerden biri: 27 yaşındaydım ve hayatımın hippi evresindeydim. Woodstock bir yer, bir konser değildi. Zihinsel bir durumdu.

***

“Şimdi o kadar alkol ve uyuşturucunun bulunduğu bir ortama o kadar kalabalık insanı toplasalar ırkçılık ve daha ne kadar kötü farklılıklar üzerinden birbirlerini parçalamayacaklarını kimse garanti edemez. Ama bundan yıllar önce insanlar birbirleriyle olumsuz şartlar içinde dahi birlik ve kardeşlik içinde üç gün geçirebildiler. Demek dünya teknolojide ileriye doğru dev adımlar attıkça insanlık anlamında her geçen gün geriye gidiyor.

Woodstock’ta bulandığımız çamur belki bizi kirli gösteriyordu ama insanın toprakla olan ilişkisini açıklayan tüm din, mit ve felsefe metinlerinin görsel bir şöleniydi sanki. Çıplaklık bir toplum ayıbı olmaktan çıkmıştı. Kadın ya da erkek Adam ve Havvalar vardı ortada, ayıp ya da günah yoktu.

John F. Kennedy Havalimanı’nda konser alanında güvenlik koordinasyonundan yiyecek-içecek organizasyonuna pek çok görev üstlenmek için gelen Hog Farmers gurubu New Mexico uçağından indiğinde kimse gözlerine inanamamıştı. 15’i Hopi Kızılderilisi olmak üzere 100 kişilik Hog Farmers yalınayak, uzun saçlı ve tuhaf giysili halleriyle havalimanını epey şenlendirmişti.

Oradan konser alanına gidebilmek için önce Bethel’e kadar iki buçuk saat yolculuk yapmamız sonra da Bethel’den Woodstock konser alanına giden yaklaşık üç kilometrelik yolu ayrıca bir üç saatte almamız gerekti. Saatlerce otostop çektiğimiz bir arabanın içinde bekledikten nice sonra akıl edip yolun kalanını yürüyerek tamamlamıştık. Kilometrelerce bekleyen araç kuyruğunda kimse ne ileri ne geri kımıldayamıyordu.

Konser alanına varınca kapıdan girmek için bekleyen binlerin arkasına üniversiteden arkadaşlarımla beraber biz de eklendik. Elimizde önceden alınmış 18 dolarlık biletlerimiz vardı. Yeni gelen insanlar kapıda 24 dolar ödeyeceklerdi. O sırada bir anons yapıldı. Sonradan öğrendik ki güvenlik görevlilerinde birinin ‘Bu kalabalıkta bilet kontrolü yapamayız!’ demesi üzerine organizatörlerden biri ‘Ne biletinden bahsediyorsun? Ha 200 bin ha 400 bin ne fark eder? Bu insanlara bilet kesmeye kalkarsak burada harp çıkar!’ demişti.

Sonra Woodstock’ta güvenliği sağlayacak Hog Farmers liderinin önderliğinde çitleri söktüler ve konser alanına bir insan seli akmaya başladı. Çitler sökülürken yapılan anons şöyleydi:

‘Woodstock’u hiçbir zaman ücretsiz bir konser olarak düşünmemiştik ama bu durum karşısında biletlerini alanlar aldı, almayanların canı sağ olsun. Giriş serbest!’

Beklenen 200 bin kişi denmişti ama gazetelerin yazdığı 500 bin kişiye yakın insan gelmişti. Tabii buna yetecek kadar tuvalet, çadır ve sağlık ekibi yoktu ama herkese yetecek kadar alkol uyuşturucu ve çamur vardı!”

Devamı Dedektif Dergi’de…

https://dedektifdergi.com/tilda-ve-digerleri-16-tilda-woodstocktan-seslendi-ben-de-susamam/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s