TİLDA VE DİĞERLERİ 15: OTEL HİKAYELERİ -MADONNA’NIN ŞARKISI

Hilton İstanbul Bosphorus o zamanki adıyla İstanbul Hilton ilk açıldığı yıllarda…

Previously on Tilda ve Diğerleri:

Dedektiflik bürosunun kahraman kedisi Basti komşu apartmanın bahçesinde oynarken gül ağacının dibine zincirlenmiş bir yavru köpek buldu. Dedektif Tilda, yardımcısı Mehmet ve kadim dostu emekli makyöz Tijen Hanım konu komşuyla beraber köpeğin başına koşarak hayvanı bulunduğu zor durumdan kurtardılar.

“Kim minnacık bir köpeğe böyle bir eziyet yapacak kadar zalim olabilir!” diye sızlandı Tijen Hanım. Köpeğin açlıktan ölmüş gibi ıslak mama yiyişini seyrediyorlardı. “Hasmına anlamlı bir mesaj vermek isteyen bir düşman” dedi Mehmet. “Dün gece 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece idi. Hıdrellez gecesi yani…”

“Hasmına mesaj vermek için bile olsa ancak bir erkek yapmış olabilir bu kötülüğü!” dedi Tilda.

“Dinler üzerinden tartıştık şimdi de cinsiyetler üzerinden mi tartışacağız? İçine kötülük kaçmış, kışkırtılmış ya da intikam için yanan her insan böyle bir kötülük yapabilir. Erkek ya da kadın fark etmez!” diye söylendi Mehmet.

***

Yavru köpek olayını takiben köpeğin bulunduğu apartmanın giriş katında muhasebecilik bürosu işleten Muhittin Bey’in on beş yerinden bıçaklanarak öldürüldü. Olaya cinayet masası el koysa da Tilda ve Mehmet araştırmaya devam ettiler.

Büronun siyah-beyaz kedisi Basti’nin üstün kanıt toplama yetenekleri sayesinde şüpheli bir isime ulaştılar: Nuriye Hakyemez. Çakarlı Nuriye namlı bu kadını, Aksaray’daki Yıldırım Otel’in müdüriyetinde buldular.

Çakarlı Nuriye, yıllar önce gözaltına alındığı zaman en gizli yerinde saklayarak nezarethaneye soktuğu çakmakla tüm parmak uçlarını yakarak polise parmak izini dahi aldırmamış o kadın, iki yeni yetme dediği Dedektif Tilda ve yardımcısı Mehmet’le gevezelik ettiğini sanırken elde edilen kanıtlar sayesinde, kendi kişisel suç tarihinde bir ilk olarak tutuklandı.

Suadiye Hamiyet Yüceses sokağın köşesindeki dedektiflik bürosunun üst katında bulunan Tijen Hanım’ın evinde:

Çakarlı Nuriye’nin tutuklandığı an ağzından çıkan küfür Tilda’nın kulaklarından silinmemişti: “Ama içerde dışarda adamlarım var ha! Seni fazla yaşatmam bunu bilesin! Orospu olmayan orospu seni!

“Daha önce hiç böyle bir küfür yememiştim. Ne yalan söyliyeyim direkt orospu deseydi bu kadar ağırıma gitmezdi sanırım.”

O sırada Basti ağzında bir zarfla miyavlayarak Tijen Hanım’ın evine daldı. Mehmet zarfı kedinin ağzından alıp açtı. Bu bir davetiye idi. “I. Uluslararası Özel Dedektifler Kongresi’ne çağrılıyorsunuz efendim. Yer Hilton Convention Center.”

“Konvenşın sentır da ne yahu! İstanbul Hilton’du oranın adı. İstanbul, Türkiye ve Ortadoğu’nun ilk beş yıldızlı otelidir. Şimdi sürüsüne bereket Hilton var İstanbul’da. Ama o otel Conrad Hilton’un ilk göz ağrısı gibidir.” dedi Tijen Hanım.

***

Harbiye Cumhuriyet caddesindeki Hilton İstanbul Bosphorus’ta:

Türkiye’nin ilk ve tek Ermeni kadın dedektifi Tilda Ahırkapı, Hilton Convention Center’da yapılacak olan I. Uluslararası Özel Dedektifler Kongresi’nde “Semavi Dinlerin Birbiri Arasındaki Tahammülsüzlüğünün Metropollerde Suç İşleme Oranlarına Etkisi” isimli bir sunum yapacaktı. Bu yüzden üç büyük din ve mezheplerinin İstanbul’daki en yetkili temsilcilerini oteldeki sunumuna davet etti. Bu davetliler Rum Ortodoks Patriği, Türkiye Katolik Ermenileri Ruhani Önderi, Türkiye Musevileri Hahambaşısı ve İstanbul Müftüsü idi.

Mehmet ise “Kahraman Kedi Basti’nin İstanbul’daki Suçluları Yakalamaktaki Rolü” isimli bir sunum hazırlamıştı. Otel yönetiminden alınan özel izinle kedi Basti otele getirilecek, hiç sevmediği halde boynuna bir tasma takılıp otelin içine bırakılacaktı.

Tilda, Tijen Hanım, Mehmet ve Basti, Cumhuriyet caddesinde 1955 yılında Türkiye’nin ilk beş yıldızlı oteli ve İstanbul’un en yüksek binası unvanlarını aldığı günden beri 64 yıldır Boğaziçini seyrettiği konumundan memnun olarak ayakta duran Hilton İstanbul Bosphorus Oteli’nin ana giriş kapısından girdikleri anda ortalık karıştı.

Basti kedi kutusunun kapağını zorlayarak tam döner kapıdan geçerlerken kutudan fırlamayı başardı. O sırada Tilda ve diğerleriyle birlikte döner kapıdan geçmekte olan iki Japon kadın turistten biri, döner kapının camlarının içinde oradan oraya zıplayarak kurtulmaya çalışan kocaman erkek kediye maruz kalınca düşüp bayıldı. Sonradan oyuncaklar dahil tüm tüylü hayvanlara fobisi olduğunu öğrenecekleri kadın, döner kapının içinde öylece yere yığıldı. Kimse ne içeri girebiliyordu ne de dışarı çıkabiliyordu.

Tilda başıboş bir basket topu gibi oradan oraya zıplamakta olan Basti’yi yakalamaya çalışırken, Mehmet kadını kucağına alarak döner kapıdan çıkardı. Böylece kilitlenmiş olan otele müşteri giriş-çıkışını ve Basti’yi de serbest bıraktı. Otelin önüne yanaşmış ve yolcularının tamamını indirmiş olan tur otobüsünden inen yaşları 8 ila 12 arasında değişen 42 İrlandalı izci çocuk, döner kapıdan kurtulup kapıdaki valeleri de atlatarak dışarı fırlayan Basti’yle karşı karşıya geldiler. En önde duran ve kedilerden aşırı korkan bir erkek çocuğunun çığlıklarına arkadaşları da çığlıkla karşılık verirlerken kaçacak yerleri olmayan 42 çocuğun hepsi henüz otobüsten indirilmiş olan bavullarının üzerine domino taşları misali yığıldılar.

Otelin giriş katındaki görevliler Mehmet ve biri baygın diğeri ise sinirden köpürmekte olan iki Japon kadını, şaşkın ve korkmuş müşterilerin bakışları altında otelin revir kısmına sağ salim sevk ettiler.

Tilda ve Tijen Hanım bavulları bir tarafa çantaları bir tarafa fırlatıp Basti’nin arkasından otelin ön bahçesine fırladılar. Bir otobüs dolusu çocuğu düştükleri yerden kaldırmaya çalışan İrlandalı izci öğretmenlerle göz göze gelmemeye çalışarak, bulduğu ilk çimenliği kazıp çişini yapmaya başlamış Basti’yi işini bitirdikten sonra ensesinden kıskıvrak yakaladılar.

Tilda ve Tijen Hanım Basti’yi yakaladıktan sonra süt dökmüş kedi gibi otelden içeri girdiler. Keşmekeş sırasında giriş katında soluğu alan otelin restoran ve bar müdürü, satın alma müdürü, genel müdürü, kongre organizasyonu sekreteri, biri hala revirde olan iki Japon turist ve bir otobüs dolusu İrlandalı izci çocuk ve öğretmenlerinden özür diledikten sonra odalarına çıkabildiler. Basti’nin önemli bir amaç için otele getirildiğini öğrenen turistler kediyi koridorlarda sakin ve gururla gezerken gördüklerinde aslında korkulacak bir yanı olmadığına kanaat getirdiler. Tabii ki Basti, ortalığı karıştırdığı sırada çekilen videolarla, İngiltere Başbakanının resmi konutuna girip Twitter’da meşhur olmasının ardından bu sefer de #Hiltonİstanbuldakiçılgınkedi hashtag’iyle İnstagram’da fenomen olmayı başardı.

1949’da Porto Rico’da açılan Caribe Hilton otelinden sonra Conrad Hilton’un Amerika dışında otel açmaya karar verdiği ikinci dünya şehri olan İstanbul’da açılan ve o zamanki adı sadece İstanbul Hilton olan otelinin yöneticileri ise, Tilda’nın sunumu için davet ettiği şehrin en önemli din adamlarının birlikte aynı çatı altında toplanmalarının otelin prestijini bir kat daha artıracağını bildikleri için seslerini çıkartmadılar.

İşin aslı şuydu ki, yöneticileri asıl ikna eden kişi, kongre sırasında otelin güvenliğini sağlamak üzere emniyet tarafından görevlendirilmiş ekibin başında bulunan Komiser Okan’dı. Otelin giriş kartında bulunan tüm elemanlar, kapıdaki valeler, resepsiyondaki çalışanlar da dahil olmak üzere seferber olup yaramaz erkek kedinin yarattığı kargaşada insanları yatıştırmaya çalışırlarken, Komiser Okan, döner kapının yanında sağa sola koşuşturmakta olan güvenlik görevlisine yanaşan cılız adamı fark etmişti: “Beni Hilton İstanbul Maslak’tan gönderdiler, şef garsonun yerine geldim.”  Görevli o kargaşada başına üşüşmüş otel müşterileriyle meşgulken, “Hadi hadi geç içeri! Ortalık çıfıt çarşısına döndü bir de sen beni uğraştırma!” diyerek cılız adamı hemen mutfağa gönderdi. Şef garson elini kolunu sallaya sallaya girdiği otelin mutfağında restoran ve bar müdürünü buldu ve üniformasını giyip işe koyuldu.

Kongreden iki gün önce garsonların şefi bacağını kırdığı için otelin restoran ve bar müdürü hemen İstanbul’daki diğer Hiltonları arayıp en yetenekli şef garsonu kendine yönlendirmelerini istedi. Bu karikatür gibi cılız adam kongre başlangıcından bir gün önce gelip ayağı kırılan meslektaşının yerine geçti.

O keşmekeşin içinde bile pürdikkat etrafını izleyen Komiser Okan o cılız adamın bir şekilde o kareye uymadığını fark etmişti. Sonradan güvenlik görevlisine sorarak gelen kişinin şef garson olduğunu öğrendi. İstanbul’un en prestijli otellerinden birine diğer bir Hilton otelinden gönderilen bir elemanın o gün ön kapıdan girerken ayağındaki boyasız ve bakımsız ayakkabıları komiserin kafasına takıldı. Üstelik mutfak kısmında hemen işe koyulması gereken bir otel çalışanı neden otele müşteri gibi ön kapıdan girmişti?

***

İstanbul’daki Hilton Convention Center’da 1. Uluslararası Özel Dedektifler Kongresi tam gaz devam ediyordu.

“1955’te ilk açıldığında İstanbul Hilton’du buranın adı. Süslü püslü anneler evlenme çağındaki daha süslü püslü kızlarına zengin koca bulmaya getirirlerdi buraya beş çayına. Biz de bir masaya oturur Cinderella’nın kız kardeşleri gibi baloda birbirini süzen genç kızlara bakarak gülüp eğlenirdik. Hey gidi günler! 300 odayla açılış yapmıştı otel. O zamanlar İstanbul’daki birinci sınıf denen otellerde toplasan 250-300 oda ancak vardı. Ben bir tek Continental Oteli’yle Bristol Oteli’ni hatırlıyorum mesela. 50’li yıllarda Amerikalılar gelecek de o zamanlar yeni kurulmuş olan Emekli Sandığı ile işbirliği yaparak İstanbul’un en güzel yerine 300 odalı otel yapacaklar dendiğinde milletin gözü yuvalarından dışarı uğramıştı. Annem çok şaşırmıştı Nasıl yani emekli olanlar da otelde bedava mı kalacak? diyerek hepimizi güldürmüştü. Sonradan 80’li yıllarda Hilton markası ön plana çıkarılarak Hilton İstanbul oldu adı. 2015’te ise sonuna Bosphorus eklendi. Eh ne de olsa pek çok Hilton açıldı İstanbul’a. Ama Hilton otellerinin Amerika dışında en uzun süreli hizmet veren oteli unvanı bu otelindir.”

Tijen Hanım sözlerine bir ara verdiğinde Tilda merakla sordu: “Siz nereden biliyorsunuz bunca ayrıntıyı kuzum?”

“Elbet benim de bir albenim vardı gençken Tildacığım!” diyerek kahkaha attı Tijen Hanım. “Koca bulamadıysam da otelin o dönemdeki müdürü bir süre sevgilim olma şerefine erişti. Hala arkadaşımdır kendisi, bu otelde buluşur o eski beş çaylarını anarız. Bu arada otel havuzunun Conrad Hilton’un ayak izinden yola çıkılarak inşa edildiğini biliyor muydunuz!?” diyerek gülmeye devam etti.

***

Girişteki karışıklık yatıştıktan ve sevimliliğiyle oteldeki tüm çalışanlarla tüm otel müşterilerinin sempatisini kazandıktan sonra, Basti için hayatının en keyifli günleri başladı. Bu arada Komiser Okan Basti’ye benzeyen beş kedi daha buldurup otelin içine bıraktırdı.

Tilda, bir seferinde az önce odasının olduğu beşinci katta Basti ile karşılaştıktan sonra Komiser Okan’la beraber bindiği asansörün kapısı açılır açılmaz tekrar şişko siyah-beyaz bir kedi ile burun buruna gelince, Matrix filmindeki repliği hatırladı: “Dejavu görmüş gibiyim Komiserim. Dejavu Matrix’teki bir hatanın belirtisi değil miydi? Kötü adamlar bir şeyi değiştirdikleri zaman oluyordu!” diye gülerek meraklı gözlerle Komiseri inceledi. Komiser cevap verdi: “Size öyle geliyor Tilda Hanım. Kedidir bu her yere yetişebilir!”

Fakat Komiser Okan Basti’nin benzerlerinin kediyle 17 yıllık hayat arkadaşı olan Tilda’yı kandıramayacağını biliyordu. Kediler ilk bakışta Basti’ye benziyorlardı elbet ama sahibi çağırdığında bakmaları imkansızdı. Yine de ilk girişteki fiyaskodan sonra İrlandalı izci çocuklar da dahil olmak üzere tüm müşterilere eğlence kaynağı olmayı başarmışlardı.

Akıllı olduğu kadar çizgi roman kahramanı arkadaşı Garfield kadar tembel olan Basti, otelin kendine en uygun yeri olarak keşfettiği mutfağın arka girişine postu serdi. Bütün gününü vardiya değiştiren personelin birbirinden habersiz müthiş yiyeceklerle eli kolu dolu yanına gelmesini bekleyerek geçirmeye başladı.

Aksaray’daki Çarşı Polis Merkezi Amirliği’nde:

Hilton İstanbul Bosphorus’ta herkes keyfince yer içer eğlenir, kongreye gelmiş katılımcılar birbirleriyle dedektiflik hikayelerini paylaşadururlarken, İstanbul’un neşe ve paha içinde yüzmeyen boğaz manzarasız bir semtinde bir kadın başka hesaplar peşindeydi. Çakarlı Nuriye sessizce salıverilmişti. Çünkü avukatı, cinayet işlenen muhasebeci bürosundaki ses kayıtları için muhasebecinin karısından alındığı sanılan izin belgesinde eksikler olduğunu keşfetti. Böylece dinlemeler ve kayıtlar yasal olmaktan çıktı. Komiser Okan kadını yirmi yıldır tanıdığı ve takip ettiği halde bir türlü yakalayamadığı için ne kadar akıllı ayrıca kinci ve intikamcı biri olduğunu bilmekteydi. Komiserin bildiği Çakarlı Nuriye, bunca yıllık suç hayatı boyunca ilk defa tutuklanmasına sebep olan Tilda ve diğerlerinin peşini intikam almadan bırakmazdı.

“Ablam geçmiş olsun, ver elini öpem” dedi Nuriye’yi polis merkezinden almaya gelmiş adam. “Kes ulan!” diye gürledi Çakarlı Nuriye. “Bi öğretemedim size insan içinde hangi kadına nasıl davranılır! Elini öpem ne? Anan mıyım baban mıyım lan ben? Rahmetli Manukyan’dan sonra bu şehirde kadına saygı kalmadı gitti! Hadi bakma suratıma da gazla! Yapacak işlerimiz var daha!”

Devamı Dedektif Dergi’de…

https://dedektifdergi.com/tilda-ve-digerleri-15-otel-hikayeleri-madonnanin-sarkisi/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s