Tuğba-Turan

Previously on Tilda ve Diğerleri:

Dedektif Tilda ve arkadaşlarının Londra’da olağanüstü tesadüfler sonucu karşılaştıkları Shula Cohen isimli MI6 ajanına, 57 yıl önce çekilmiş bir fotoğraftaki sandığı bulma görevi verilmişti. Sandık bu, ağzı yok, dili yok nasıl konuşacaktı? Biraz araştırma yapınca, sandığın özel yapım olduğu ortaya çıktı. Fotoğraftaki kişilerden biri Tilda’nın asistanı Mehmet Cinozoğlu’nun Şırnak’ın Yağlıca köyünde yaşayan dedesi, diğeri de MI6 ajanı Shula Cohen’in merhum anneannesi olduğu için işbirliği yaparak sandığın izini Alman gümrüğüne kadar sürdüler. Gümrükte takılan mallarla beraber açık artırma ile satılan sandığın Suudi Prensi Turki bin Sadullah tarafından satın alındığını öğrendiklerinde baltayı taşa vurduklarını sandılar ama her zaman bir B planları vardı.

***

Tilda: Ne akla hizmet bizi bulmaya o kadar riskli bir şekilde kılık değiştirip geldiniz? Birileri sosyal medyada sizinle çektiği resimleri paylaşır paylaşmaz asıl Daniel Craig’in nerede olduğu ortaya çıkacak ve polisler dibimizde bitecekti!

Mehmet: Ya siz! O barda Charlie’nin Melekleri gibi beklerken, prensin adamlarının Shula’nın ajan olduğunu anladıkları an onlara uçan tekme mi atacaktınız?

Tilda: Peki ya siz! Daniel Craig kılığındasınız diye bizi James Bond gibi Aston Martin otomobilinizle mi kurtaracaktınız?

***

Tijen Hanım: Babam Alman dış işlerinde çalışıyordu. Arapça ve Farsça bildiği için Ortadoğu’dan gelen diplomatik misafirlere tercümanlık yapardı. Prensle bu şekilde tanışmış, arkadaş olmuşlardı. Bu sandığın açık artırması da Prensin bir ziyaretine denk gelmiş. Babam sandığı çok beğendiyse de fiyatı öyle artırmışlar ki maaşını bile kat kat aşmış. Prens babamın çok beğendiği Türk işi bu sandığı gizli gizli satın alıp babama sürpriz olarak hediye etmiş. Babam kabul edemem filan dediyse de Prens çok ısrar etmiş. Bu yüzden resmi kayıtlarda prensin adı vardı tabii ki.

ShulaCohen: Neden resmi kayıtlara bakıp yanıldığımız şimdi anlaşılıyor.

Tijen Hanım: Babam bir akşam eve bir sandıkla geldi. Daha önce komşularımızın sandıklarında hiç görmediğimiz işlemeler vardı üzerinde; gül dalı üzerinde bir bülbül. Stuttgart’ta herkesten çok ilgi gördü bu sandık. Türk günlerinde filan hep başroldeydi. Türkiye’ye dönerken kıyamayıp yanımda getirdim. Anne kedi Pembu ve üç yavrusu benim eve yani büronun bir üst katına taşınıp üzerinde yatana kadar da sessiz bir şekilde durdu bir kenarda. Kedilerle beraber belki de yıllardır ilk defa hayat buldu.

***

Sandık Tijen Hanım’ın evinden dedektiflik bürosuna indirildi. Pembu ve yavruları üzerinde yatmaya alıştıkları bu mobilyanın neden apar topar alt kata indirilip orta yerde sergilendiğini anlamaz bir halde etrafında dolanıyorlar, sandığın orasını burasını kokluyorlardı.

“Eğer sizin için de uygunsa bu yavrulardan birini evlat edinip İngiltere’ye götüreceğim,” dedi Shula. “Sandık yalnız kalmasın.”

Sandığın henüz açılmadık gizli bölmelerinin İngiltere’ye götürülmeden açılmaması gerekiyordu. Fakat Shula sandık için bu kadar emek veren arkadaşlarına ve Tijen Hanım’ın yıllardır sandığı saklamış olmasına vefa olarak açılmasını istedi. İşinin ehli bir marangoz çağırdılar. Marangoz sandığın dış çeperlerine zarar vermeden eliyle yoklaya yoklaya gizli bölmeyi bulduğunda bürodaki herkes nefeslerini tutmuş adamı izliyordu.

Sandık sonunda bulunmuştu evet ama acaba sandıktan ne çıkacaktı?

***

Sandığın gizli bölmesi açıldı. İçinde yuva yapmış yüzlerce koca kafalı siyah örümcek sandıktan zuhur etti. Örümcekler sandık başında heyecanla bekleyen herkesin ayaklarından başlayarak kafasına doğru tırmanmaya başladı. Koca kafalı siyah örümcekler yüzüne saniyeler içinde ulaştığında nefes alamaz hala gelen Tilda, ağzını bile açamadan boğuk bir çığlık atıp bayıldı.

Tilda gözlerini açtı. Böceklerin bir rüya olduğunu anladığında sevinmekten çok üzüldü. Çünkü sandık gözlerinin önünde tam açılmak üzereyken Suadiye Hamiyet Yüceses sokaktaki dedektiflik bürosunun kapısında  Agent Smith kılıklı iki MI6 ajanı bitti. Sandığı alelacele paket edip Shula Cohen’i ve anne kedi Pembu’dan evlat edindiği kedi yavrusunu da beraberlerinde götürerek İstanbul’dan ayrıldılar.

***

Mehmet heyecanı tüm Türkiye’yi saran 24 Haziran seçimlerinde oy kullanmak için memleketi Şırnak’a gitti. Tida ve Tijen Hanım oylarını büronun semtindeki bir ilkokulda kullandılar. Mehmet gece son uçakla Sabiha Gökçen’e indiğinde cep telefonuna Tijen Hanım’dan bir mesaj geldi: TİLDA VURULDU. SİYAMİ ERSEK ACİLDEYİZ.

***

Devamı Dedektif Dergi’de…

https://dedektifdergi.com/tildanin-secimi/