MedusaHiçbir yerde saklı gizli değiliz. Kendi içimizde bile. Bir cinayet masası dedektifinin bir akşam üzeri beynimize girip kimliğini göstererek faili meçhul bir cinayetten bizi sorgulamaya gelmesini bekliyoruz.

Cinayetin işlendiği tüm mahallerde parmak ve ayak izlerimiz mevcut. Kaçışımız yok. Çok parçalı bir cinayet bu. Katil maktulü parçalara ayırarak şehrin bazı noktalarına yerleştirmiş. Tıpkı bir açık hava müzesi gibi.

Bacaklarından biri bir kıtaya diğeri bir kıtaya bırakılmıştı. İki kıtayı birbirine bağlayan bacakların arasından her gün gelip geçen insan sayısını hesap etmek mümkün değildi.

Gözleri Altınokta Körler Derneği’nin bahçesinden çıktı. Son bir bakış bağışlamıştı gözleri. Gördüklerini göremeyenlerin gözünde canlandırmak için.

Elleri şehrin en ünlü parkında bulundu. Ulu bir ağacın dalında asılıydı. Saydılar, tam yüzbiniki eli olmuştu ağacın artık.

Kulakları bir tepede bulundu. Madem şehri dinlemek için gözlere ihtiyaç yoktu. Kulaklar şehri son kez duydu. Onca ses içinde kulağını dolduran sevişen bir çiftin senkronize soluğuydu.

Saçları şehrin en uzun caddesi boyunca uzanırken bulundu. Upuzun kıvrımların sonundaki yılanbaşları kendisine bakanları değil bakamayanları taşa çevirmişti. Bilinen tüm dinlerde dualar yazılıydı saçucunda. Ama hiçbiri kabul olmamıştı.

Ağzı yuttuğu tüm günahları kusmuş olarak bir nehir kenarında bulundu. Nehir ondan oluşmuştu. O nehirden kurtulmuştu.

Burnu bir köpek barınağından çıktı. Aldığı tüm kokuları köpeklere dağıttı. Dört bir yana dağılan köpeklerin ulumaları insanlık suçları için birer ağıttı.

Göğüsleri iki ayrı tepede birbirini görmeden yıllarca durdukları gibi duruyorlardı. Acemice başkaldıran. Gökyüzüne uzanan. Ne olursa olsun başını daima dik tutan. İki ayrı tepede.

Gövdesi evimde bulundu. Yatağımın üzerinde. Yerde kırmızı stilettolar. Kandan daha kırmızılar. Cinayet masası dedektifine içki ikram edemeyiz. Görev başında yasaktır. Zaten evdeki tüm içkiler bitmiş. Votka kalmış. Onu da ben içemem (hala).

Maktulün parçalarının üzerinde mor çiçekli elbise mi vardı diyorum. Şaşırmadan bakıyor bana dedektif. Tamam, diyorum. Son durak. Tutuklayıp gidin beynimden. Size ayrılmış sürenin sonuna geldiniz. Metrobüs gibi yol falan da ayıramadık size. Trafiğe kalacaksınız.

Karşıdan karşıya geçerken önce bana sonra yine bana bakınız. Çünkü bacaklarımdan biri bir kıtada. Diğeri öbür.

Bir şey daha var. Tutuklamadan önce parçalarımı birleştirmeyi ve televizyonunuzu kapatmayı unutmayınız.

diiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiit.

Gözyaşımda saklıydınız, ağladım anladınız.