IMG_3347640x387

Genetik mirası çarçur ettik. Gene tek tip insanlar olarak kalacağız.

Doğum adı verilen şu sancılı yok oluş başlangıcımıza endeksledik her şeyi. HAPPY BIRTHDAY yazan konteynırlar dolusu yastık geldi Çin’den. Okuma–yazma oranı düşük olan beldelerde bile elden ele sevinçle dolaşacak bu yastıklar.

Ne diyordum? Ha, tek tipiz ya, şimdi sen gidiyorsun ya herkes sana benz_. Yok o benim lafım değil. Alıntı olduğunu herkes anlar.

Hâlbuki ‘dünya’ya gelinmesi son seçenek olmalı hayatlarda. Başka bir ortam olmalı muhtemelen daha sessiz. İçinde bulunduğun sıvı dolu balonda kalmayı tercih edebilmeli ‘yenidoğacak’; ‘yenidoğan’ olmadan önce. Kim bilir belki ‘yeniölen’ denmeli. O kısa, bacak
larımızı karnımıza çekerek yaşadığımız ve sıvı soluduğumuz süre ömrümüz ve hava solumaya başladığımız an da cehennem azabımızın başlangıcıdır belki.

Sonra sen büyürsün azap büyür. Herkes kendi acısıyla baş başadır aslında. Taziyeler, ‘seni anlıyorum’lar, ‘başın sağ olsun’lar yalan.

‘Kimse kimseyle bedenini, aşkını, tükürüğünü, emeğini paylaşmasın, herkesin sıvıları kendinde kalsın’ yasası çıkarılsa. Ne gerek var aşk meşk çığlıkları atarak çoğalmaya. Çoğalınca kopan yerin kendini tamir etmez.

Rahat bırakın beni. Dünya ile bağlantımı koparın. Her erkek gibi ergenlikle ilişiğimin kesilmediği dönemlerime dönmek istiyorum. Her kadın gibi erkeklere teker teker ve dahi toplu halde (örneğin futbol izlerlerken) güvenilmediğinin öğrenilmediği yaşıma dönmek istiyorum; bir yaşıma yani. Bir yaşımdaydım, hiç unutmam, kumsalda kumdan kalemi yıkmıştı biri. Ama şimdi onun sırası değil.

Tek kişilik bir gösteri bu. Tüm normlara uygun şekilde tasarlanmış. Sahnelenmesi biraz acayiplik istiyor diyebiliriz. Gündelik işlerinizin tek düze can sıkıntısını bozmadan, ilham almadan, heyecan yaratmadan ve asla fazla bir şey ummadan şöyle bir bakıp çıkabilirsiniz.

Bir beynin nesi var, iki beyin bir olunca samanlıkta iğne arayabiliriz beraber.

Buyurun şu ön sıradaki koltuk sizin. Protokol yok bu davette. Godot da gelmeyecek. Sonuna kadar oturup sıkılabilirsiniz. Fuayede yiyecek içecek ikramı var sanmayın. Gözünüz ne görüyorsa hepsinin bir bedeli var. Normlara uygun demiştim. Bedava ne var ki şu dünyada otomobillerin dışı, sinemaların kapısı ve camekânlar hariç?

Sormak istediğiniz bu ise ettim, evet. İntihar. Mürekkep şişesi kılıklı bir psikiyatrla dalga geçmek içindi ama olsun. Ölüm ilanıma ne yazacaklarını bilemediklerinden gömemediler.

Şimdi ‘English Patient’ misali yanmış ve değişmiş yüzüm ve bitmek bilmeyen acılarımlayım. Eskimiş bir devlet hastanesinin birinci katındaki çarpık koridordan sağa dönünce karşınıza çıkacak kirli beyaz çift kanatlı kapıdan girince sağdan ilk yatakta.

Tabelada yoğun bakım ünitesi yazmakta ve ben yoğun olarak bakmaktayım hayata.

Solunum cihazına bağlıyım. Sağım solum önüm arkam sobe.

Hemşiranım! Yastığımın HAPPY yazan yerine kustum, yenisini verir misiniz acaba?